Başa Dön

Lexus Deneyimi

Lexus Deneyimi

Okuma süresi 7 dakika

Radyo Vizyon Yayıncısı Serkan Kızılbayır, bu ay köşesinde MAG Dergi Genel Yayın Yönetmeni Beril Çavuşoğlu’nu konuk ediyor ve Lexus Deneyimi yaşarken MAG Medya’nın imza attığı başarılı projelerini, sosyal sorumluluk çalışmalarını ve hayatına ilişkin merak edilenleri soruyor…

 

MAG Medya çok güzel işlere imza atıyor. Neler yaptığını, pandemi döneminde gerçekleştirdiği çalışmaları konuşalım mı? 

Biliyorsunuz MAG Medya kurulalı neredeyse yirmi yıl oluyor… Ankara merkezli küçük bir dergi iken kısa zamanda ulusal oldu, hatta son dönemlerde her ay ulaştığımız beş – altı milyon rakamlı izleyici ile yurt dışından da talepler görmeye başladık. En son Malezya’dan bir konuğumuz oldu. Dekorasyon konusunda bize reklam vermek istedi. Şimdi İtalya’dan, Dubai’den var. Kapaklarımız da çok özel… Türkiye’de en beğenilen dizilerin, filmlerin başrol oyuncularıyla en popüler oldukları anda kapak çekiyoruz, röportajlar yapıyoruz. İnsanların ulaşamadığı pek çok kişiye biz rahatlıkla ulaşabiliyoruz. Bu sene pandemide bizim sektörde maalesef biraz düşüş yaşandı. Fakat fark ettik ki insanlar evde oturdukça, aynı mekânda daha çok zaman geçirdikçe dekorasyon konusunda değişikliğe yöneliyorlar. Biz de yazdan beri MAG dergimizde dekorasyon özel bölümü yapıyoruz. Yani durumu fırsata çevirdik… 2020’de Türkiye’de en çok reklam alan dergi olduk. MAG PR da gayet iyi gidiyor. Etkinlikler elbette hız kesti, kalabalıkları aynı anda ağırlayamıyoruz. Biz de küçük gruplara, randevulu, aynı saatte belli kişi sayısı aldığımız özel etkinlikler yapıyoruz. Bunun dışında pek çok büyük firmanın, holdingin PR işlerini yürüttüğümüz ve danışmanlık verdiğimiz için MAG PR gittikçe büyüyor. Sosyal medyada da çok şükür iyiyiz ve MAG Dijital olarak hizmet verdiğimiz firmalar da hızla çoğalıyor. Tabii ki herkes zor zamanlar geçiriyor ama bir çıkış noktası bulmak, çözüme odaklanmak önemli. Duruma farklı açıdan bakıp, farklı potansiyelleri değerlendirmek gerek.

 

Gerçekten  inanılmaz güzel sosyal sorumluluk projelerine imza atıyorsunuz. Neden hemen Beril Çavuşoğlu’na geliniyor, sizin kapınız çalınıyor?

Yardım deyince, hayır diyemeyenlerdenim. Biri bana geldiyse vardır paylaşacak bir şey diye bakıyorum. Elimden ne geliyorsa, etrafımdakileri de işin içine katarak organize olup bir şeyler yapmaya gayret ediyorum. En son bir grup arkadaşla gaziler ile ilgili bir yardımımız oldu. İlgi Otizm Derneği’ni, ANAÇEV’i, ZİÇEV’i çok beğeniyorum. Otistik çocuklara dair, arkadaşlarımla birlikte çalışmalarımız hep oluyor. Elimizden ne gelirse yapıyoruz. Sonuçta bu hepimizin boynunun borcu. Bizim için ufacık bir şey başkaları için büyük şeylere dönüşebiliyor. İnsanların mutluluk arayışı, anlayışı farklı. Küçük şeylerden mutlu olmayı becerince hayat daha kolay, keyifli ve rahat oluyor…

 

Siz tabi durmuyorsunuz. İşler, sosyal medya projeleri derken sinema sektörüne de girdiniz. Hatta çekim arasında başka projeleri de konuştuk. “Hastane müdürü” desem… Aklınıza ne geliyor?

“Annemin Zamanı” filmi geliyor, Alzheimer ile ilgili çok özel bir film. Yönetmeni, oyuncuları da çok değerli… Uğur Çavuşoğlu, Meriç Başaran başrolde, Hakan Gürtop yönetiyor ve Tuğrul Öztürk yapımı… Benim de küçük bir rolüm vardı: hastane müdürünü oynadım. Pandemi dolayısıyla vizyona giremedi, umarım en yakın zamanda girecek. Son çalışmalarını yapıyorlar. Yeni bir şeyler denemeyi seviyorum. Bir proje daha var, o da bir dizi. Şu an zaten çevrilmeye başlandı. Benim de olabileceğim bir rol var. Orada da psikolog olarak karşınıza çıkabilirim.

 

Sizin muhteşem bir özelliğiniz daha var. Yoga ve meditasyon… Birazcık onlardan bahsedelim mi?

Yirmi yılı aşkındır yoga yapıyorum. Son yıllarda da arkadaşlarımdan gelen taleplerle yoga dersi vermeye başlamıştım. Pandemide ara verdik. Ben de meditasyon dersleri veriyorum. Bir yıldır her sabah saat 07.45’te bir grup ile beraber önce ders ve söyleşi ardından meditasyon yapıyoruz. Pandemi boyunca çok düzenli bir şekilde her sabah bunu yaptık. Skype üzerinden tüm grup erken saatte kalkıp meditasyon yapıyoruz. Yeni bir grup daha açacağım.

 

Beril Çavuşoğlu çok yönlü bir kişilik. Yolda iki kitap var. Kitaplarınızdan bahsedebilir misiniz?

“Tatlı Bir Bilgelik Kitabı” var. O kendini yazan bir kitap, ben yazmıyorum sanki… İçimden, kalbimden gelenleri not alıyorum. İnsanlara ilham verecek, iyi hissettirecek şeylerden oluşan bir kitap. Bir de “Meditasyon Rehberi” yazıyorum. Meditasyondan uzak duran, saçma bulan, hiç anlamayan insanlar var ya da “ben hiç yapamıyorum, sürekli aklıma bir şeyler geliyor.” diyenler oluyor. Bunun için kolaylıkla yapılabilecek bir meditasyon rehberi hazırlıyorum. Çünkü bu pandemi ile beraber bence hepimizin farkındalığını yükseltmesi gerekiyor. Beden farkındalığı önemli… Neye nasıl dokunduğumuzun farkında olacağımız, eski düşünce kalıplarını bırakıp yeni bakış açıları geliştireceğimiz, değişen koşullarla hayatı daha anlamlı nasıl yaşayacağımızı fark edeceğimiz bir süreç… Mümkün olduğunca hepimiz farkındalığımızı, sezgilerimizi yükseltip bundan en güzel ve en rahat biçimde çıkacağız.

 

Medyadan yogaya, oyunculuktan yardımlara çok renkli ve hareketli bir yaşam… Çok fazla gezen, gezmeyi seven birisiniz. Nereleri gördünüz? Dünyaya bakış açınız değişti mi?

Esasında her seyahat, biraz da içe yapılan seyahattir. Farklı enerjilerde, farklı farkındalıklar yaşarsınız. Eskiden her ay yurt içi ya da yurt dışı gezerdim. Zaten özgürlüğüme fazlasıyla düşkün biriyim. Ansızın “hadi ben şuraya gidiyorum.” derdim. İçimden geldiği an hareket etmeyi seviyorum. Bir şeyi yapmam için içimden gelmesi lazım. Tüm hayatım böyle geçiyor. Çok düşünerek, programlayarak yaptığım bir şey olmaz. Pandemiden önce Hindistan’a gitmiştim, bir de Amerika’ya… Her sene en az bir ay giderdim Amerika’ya ve dönüş bileti almazdım. Avrupa’nın büyük kısmını gezdim… Uzak Doğu’da gördüğüm yerler var, Güney Afrika’ya gittim… Peru çok güzel bir yer, enerjisi gerçekten çok farklı. Brezilya’da yine çok farklı deneyimler yaşadım. Her yerden değişik deneyimler ediniyorsunuz. Yabancıları çok seviyorum hatta kendimi yurt dışında daha özgür hissediyorum. Çok fazla yabancı arkadaşım oluyor. Zamanla onlarla aile gibi oluyoruz, mesafe hiç ayırmıyor insanları…

 

Beril Çavuşoğlu şu anki hayat birikimiyle geçmişe, on yıl öncesine dönse kendisine ne diye öğüt verirdi?

Ben de pek “keşke” olmaz. Öğrencilerime de hep bunu söylüyorum. Keşke kelimesini hayatımızdan çıkarıyoruz. On yıl önceye gitsem derdim ki “Aferin Beril’ciğim! Yaptıklarınla, yapmadıklarınla seninle gurur duyuyorum. İyi ki varsın. Bravo sana. Bilincin yettiğince elinden geleni yaptığını biliyorum. Hep mutlu ol, mutlu kal. Çok şükür.” İnsanın kendini kabul etmesi önemli. O zamanki bilincimle onları yaptım, şimdiki anlayışımla farklı şeyler yapıyorum. O zamanki bilincim beni bu günlere getirdi. O zaman onu da seviyorum, kabul ediyorum.

 

Final soruma gelince… Siz hibrit teknolojiye sahip Lexus’un araçları hakkında neler düşünüyorsunuz?

Öncelikle farklı tasarımları ve keyif veren sürüşüyle öne çıkan Lexus’un hibrit araçlar üretmesi beni çok etkiliyor. Zaten tüm dünyada da ilk günden bu yana kullanıcıların büyük beğenisini topluyor. Bildiğim kadarıyla lüks hibrit araba konusunda en geniş ürün gamına sahip marka da Lexus. Geleceğe ekolojik bir yaklaşım sunan Lexus’un konforlu, her detayı incelikle düşünülmüş tarzını çok beğeniyorum.

 

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: