Başa Dön

Kapsamlı ve Katmanlı

Kapsamlı ve Katmanlı

Okuma süresi 4 dakika

Kurucusu olduğu BT Mimarlık tasarım ofisinde, yapıları kent-mimari kabuk-iç mekân bütünlüğü içinde ele alan Yüksek Mimar Berna Tanverdi; mimarlık, sanat ve kuram ilişkilerine değinerek tasarım süreçlerini aktarıyor.

 

Öncelikle kendinizden ve firmanızdan biraz bahseder misiniz?

ODTÜ Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra Miami Üniversitesinde yüksek lisans derecemi aldım. Bu dönemde, Amerika dışında, Avrupa’da da mimari tasarım eğitimime devam ettim;  Roma’da ve Almanya-Bauhaus’ta mimari tasarım derslerine katıldım. Türkiye’ye döndükten sonra çeşitli ekiplerle katıldığım mimarlık yarışmalarında ödüller kazandık. 1998 yılından beri, kurucusu olduğum BT Mimarlık’ta tasarım, proje ve uygulama çalışmalarıma devam etmekteyim. Mimarlık mesleğinin “pratik” ve “kuram” ikililiği üzerine kurulu olduğu inancı ile akademik eğitim ve meslek pratiği içinde eş zamanlı olarak çalışmalarımı yürütüyorum. BT Mimarlık bünyesinde meslek pratiği içinde projeler üretmekle beraber, Bilkent Üniversitesi Mimarlık bölümünde öğretim görevlisi olarak tasarım stüdyosu dersleri veriyorum. BT Mimarlık tasarım ofisimizde ağırlıklı olarak konut ve ofis projeleri üretiyoruz. Yapıları kentsel doku içinde, çevresi ile bütün olarak ele alan, üst ölçeklerdeki bağlamının değerlerini ön plana çıkaran, alt ölçeklerde ise insan faktörü üzerine duyarlı detaylar üreten bir firmayız. İnşaat sektörünün kâr/hız döngüsü içinde yer almak yerine, son kullanıcılarla birlikte çalışmayı, onların “hayaller”inin gerçeğe dönüştüğü, bireysel yaşam koşullarını yakından tanıyarak, yaşam felsefelerinin mimariyi şekillendirdiği yapıların, kent/mimari kabuk/iç mekân üçlü bütünlüğü içinde ele alarak tasarlanması ilkesi ile hedefimiz, sayıca az ve nitelikli işler üretmek. Bu inançla uzun soluklu projelerde, işverenlerle çoğunlukla dostluğa dönüşen yakın temas çalışma süreci sonucu “kişilere özel” mekânlar yaratmak temel prensipimizdir.

BT Mimarlık’ta tasarım süreçlerinizi nasıl tanımlarsınız?

Çoğunlukla mimari ile başlayan proje süreci, iç mekân tasarımları ve detaylar ile devam ederek, mobilya imalat aşamalarına kadar sürekliliğini koruyor. Yapım aşamasında da devrede olduğumuz için, tasarımlarımızın kâğıt üzerinde kalmayıp, gerçekleşme aşamalarındaki olası değişikliklerinde de karar süreçlerine dahil olabiliyoruz. Ayrıca mühendislik projelerinin koordinasyonu, peyzaj projelerinde mimari ve iç mekân tasarım kararlarına göre, diğer disiplinlerle ortak çalışma ve koordinasyon sağlanması, yapının tümü ve sunduğu yaşam şekli ile ilgili en baştaki öngörü ve tasarılarımızın gerçeğe dönüşmesinde kontrol sahibi olmamızı sağlıyor.

Mimarların yapı üretimi dışında kalan yaratıcı alanlardaki paralel üretimleri hakkında neler düşünüyorsunuz? Mimarlık-sanat-kuram ara kesitinde yaptığınız çalışmalardan söz eder misiniz?

Mimarlık, çok kapsamlı ve çok katmanlı bir meslek pratiğidir. Sınırlarını, nerede başlayıp nerede bittiğini kesin olarak belirlemek zor. “İnsan” ve “yaşam” ile iç içe olan mimarlık pratiğinde çalışırken, bir kalıp içinde kalmak yerine, mümkün olabildiğince farklı ölçeklerden, farklı mesafelerden bakabilmek hatta üretebilmek gerekiyor. Bu bakış açısıyla mobilya, yan ürün, aksesuar tasarlamak/dönüştürmek, yeni kullanım kazandırmak tasarım sürecinin birer parçası oluyor çoğu zaman.  “Mekân yaratma” disiplini ve sanatı sınırsız bir eylem; dört duvar ile de mekân yaratabilirsiniz, hiç duvar kullanmadan bambaşka araçlarla da bir mekân tasarlanabilir, hatta mevcut mekân bambaşka bir atmosfere dönüştürülebilir. Farklı malzeme ve detaylar kullanarak; ışık, renk, doku tasarımlarıyla tüm etkiyi dönüştürebilmek gibi sihirli bir gücümüz var. Bu eylemi taş, tuğla, beton ile yapmak veya seramik, kumaş, heykel ile yaratmak biraz da kişisel bir yaklaşım. Mimarlığı kentle, sanatla, tasarımla ve diğer pek çok disiplinle ilişkilendirmek, bir bakıma olmazsa olmaz; çünkü her yapı kendini tanımladığı gibi, çevresi için de bir bağlam oluşturuyor. Toplumsal belleğin, mekân yaratma ve mekânı kullanma bilincinin oluşturulmasında mimarın vizyonunun ve tasarım eylemlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Mimarlık mesleğini profesyonel olarak pratik etmekle beraber Bilkent Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak dersleri yönetiyor ve aynı zamanda ODTÜ’de doktora çalışmalarıma mimarlığın teori ve pratik ile ilişkileri üzerine devam ediyorum. Bu, hiç durmadan hayatımıza entegre etmemiz gereken “mimari eğitim” konusunda çift yönlü bir gelişme, geliştirme çabası.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.