Başa Dön

Güzel Kadın Kendini Güzel Hissedendir… Nurbilen Yavuzer

blank

Güzel Kadın Kendini Güzel Hissedendir… Nurbilen Yavuzer

Okuma süresi 9 dakika

Hepimizin beğeniyle ve ilgiyle takip ettiği, sosyal medyada kısa zamanda çok fazla takipçi sayısına ulaşan Nur Bilen Yavuzer’den kendisini, güzellik koçluğunun ne olduğunu, sahibi olduğu Rene Kliniği ve en önemlisi de herkesin merakla beklediği güzelliğe dair önemli ipuçlarını dinliyoruz…

Merhaba… Nur Bilen Yavuzer’i kısaca tanıyabilir miyiz?

İnsanın kendini anlatması ne kadar doğru hep sorgulamışımdır. Kişi yaşantısının, sözlerinin, biriktirdiği insanların ve tercihlerinin toplamıdır aslında. Birini tanımak için ne dediğine değil, ne yaptığına bakmak gerek. Ben etrafını güzelleştirmeyi seven biriyim, bu tanımlanmış ve kuralları olan bir güzellik değil, iyi hissettirmek ve huzur üzerine kurulu bir bakış açısı. Güzel bir fikir, güzel bir kelime, güzel bir gülüş aslında her şeyin iyileşmesinin başlangıcı. Sonrası kolay, görüneni güzelleştirmek en kolayı..

Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Bölümü’nü bitirdikten sonra Bilkent Üniversitesi’nde turizm okudum. Müzik ve resim, çocukluğumdan beri evimizde ve hayatımda hep oldu. Babamın kendi çizimlerini ve üretimini yaptığı aydınlatma atölyeleri ve mağazaları vardı. Her kristalin tek tek takılmasını ve hayal edemediğim kadar dev lambalar olmasını seyrederdim. Uzun yıllar resim dersleri aldım ve keman çaldım. Güzel sanatlara olan merakım zamanla güzel olan her şeye yöneldi. On iki senelik turizm kariyerimden sonra, her fırsatta durup soluklandığım, her yurt dışı seyahatimde mutlaka yer verdiğim makyaj ve güzellik konuları eşimle tanışmam ile birlikte hayatımın kenarından ortasına yerleşti. Birçok eğitim aldım, uzman estetisyenim, aynı zamanda makyaj ve mikro pigmentasyon eğitmeniyim.

Güzellik nedir sizce?

Bence güzel gördüğünüz şey güzeldir, yani güzellik bakanın gözündedir. Görünenden çok hissedilen bir şeydir güzellik. Bu yüzden “ışığı var” deriz, çünkü burundan, gözden önce o ışığı görürüz. Mükemmel olma çabasındaki hiçbir şeyin güzel olduğunu düşünmüyorum. Hatta bu çabayla ortaya çıkanın zorlama ve fazla olduğunu. Bütün güzelliği yok eden takma bir kirpik gibi, kat kat sürülmüş rimelin altında kendini gösteremeyen kirpikler. Belki de o kirpiklerde asılı kadının bakışı ve belki bu yüzden eksik kalıyor gülüşü..
Güzel kadın, kendini güzel hissedendir..

Güzellik koçluğu yapmaya nasıl karar verdiniz? Hangi fikirlerle bu yola çıktınız?
Türkiye’de ilk kez yapılan ve yaklaşık üç senedir kendi kliniğimizde verdiğimiz tıbbi olmayan bir güzellik ve estetik danışmanlığı bu. “Nasıl karar verip yapmaya başladınız?” diye sorarsınız, “kendiliğinden” diye cevaplarım. Hastalarımız çoğu zaman yapılacak işlemler ile ilgili daha detaylı bilgi ve fikir almak için bana danışıyorlardı. Kendi uygulamalarım dışında bu konuya da çok zaman ayırdığımı fark edince bunu daha profesyonel yapmanın hem bizim hem de danışanlarımız için doğru olacağına karar verdik. Kulağa basit gibi gelse de oldukça ciddi bir iş bu, güzellik alanında tüm gelişmeleri, yeni teknolojileri, işlemleri takip etmek ve tecrübeli olmak gerekiyor. Özellikle son zamanlarda bırakın estetik işlemleri, ameliyatların bile bir çanta ya da ayakkabı gibi pazarlandığı bir dönemdeyiz. Bu bilgi kirliliği ve hasta çekme kandırmacaları arasında olabildiğince ihtiyaca yönelik ve mesleki tecrübelerimi paylaşmaya dayalı bir danışmanlık, bir çeşit koçluk. Birçok uygulamayı bizzat deniyorum, kozmetik dünyasını çok yakından takip ediyorum ve dünyada gerçekleşen estetik ve anti-aging alanında gerçekleşen tüm toplantılara katılıyorum. Bu bilgi birikimimi, Türkiye’de ilk bizim kullanmaya başladığımız bir deri analiz cihazı ve yurt dışında çalıştığımız laboratuvarlarda yapılan DNA analizi ile destekliyoruz. Aslında biz “anti-aging” değil “age management” yapıyoruz, yani danışanlarımızın ihtiyaçlarını belirleyip, yaşlarına bağlı olan gerilemelerini beraber takip ve idare ediyoruz. Hem yapılacak işlemlere karar veriyoruz hem de kullanacağı ürünlerden, yüzüne yakışan makyaj ve saça kadar bütün bir rapor hazırlıyoruz.

En çok hangi konularda danışıyorlar size?
Güzellik ile ilgili her konuda danışıyorlar ama en çok cilt bakımları diyebilirim. Eksik olan bir alan bu bence Türkiye’de. Cildimize bakmayı, krem kullanmak sanıyoruz, hatta sayı olarak ne kadar fazla ise o kadar iyi olduğunu düşünüyoruz. Oysa cilt profesyonel bir analiz ve takibinde uzun vadeli bir programla kontrol altında olduğunda iyi ve güzel kalıyor.

Yalnızca danışmanlık mı yapıyorsunuz yoksa uygulama da yapıyor musunuz? Ne tür uygulamalar yapıyorsunuz?
Kliniğimizin “Rene Beauty” katında cilt bakımlarını ve kozmetik eğitimleri diğer işlemlerden ayırdık. Ben zamanımın büyük kısmını danışanlarımızı analiz ederek ve yol haritasını çizerek geçiriyorum. İşlemleri ben de yapıyorum ama çoğunlukla uzman ekibimiz gerçekleştiriyor, yetişebilmem imkansız. Makyaj ve mikro pigmentasyon eğitimleri veriyorum ve işlem de yapıyorum.

Kalın ve düz kaşlar moda olduğu için artık neredeyse herkes böyle şekil verdiriyor kaşına… Fakat her yüze yakışmıyor… Siz yakışmadığını düşündüğünüzde danışanlarınıza bunu söylüyor musunuz yoksa ne isterlerse uyguluyor musunuz? Ya da yakışmayacağına nasıl ikna ediyorsunuz?
Kaş mikro pigmentasyonu için gelen kadınların neredeyse yarısına işlem yapmıyoruz.
Kaşın, daha doğrusu güzelliğin modası olmaz ama maalesef düz ve kalın kaş hala çok popüler. Kaş hala kafamızda ve gözümüzde tam olarak oturmamış bir konu. Basite alıyoruz, çünkü kaşımızı teslim ettiğimiz kişilerin herhangi bir mesleki eğitimi yok. Kaş konusunda uzmanlaşmaya karar verdiğimde birçok eleştiriyle karşılaştım, çünkü kaş herkesin işlem yapabileceği bir yer olarak görülüyor. Oysa yüze ifadeyi veren en önemli yer. Londra’da 3 ay süren, içinde kaşın da yer aldığı, tüm yarı kalıcı makyaj uygulamaları ve medikal kamuflaj yani yara izleri ve meme başı onarımını kapsayan çok ciddi bir eğitim aldım. Bizim dünyanın batısıyla aramızda, özellikle bu konuda ciddi bir bakış açısı ve ciddiye alma farkımız var. Bu yüzden de sokakta yürüyen kadınların onundan yedisinin kaşı aynı ve doğal görünmüyor.

Rene Klinik olarak hedef kitlenizi kimler oluşturuyor?

Kendini güzel hissetmek isteyen kadınlar. Gençleşmekten çok iyileşmeye değer veren. Özünden çok uzaklaşmayan ama eski bir eşya gibi de bakımsız yaşlanmak istemeyen. Hem eşim hem de ben Ankaralıyız, bu bizim için her zaman bir değer. Bence Ankara insana nerede durup nerede devam edileceğini iyi öğreten bir şehir. Bu görgüyü bir avantaj olarak her zaman hissediyoruz. Özellikle güzellik, sınırsız bir konu, sonu yok. Hep daha güzel olmayı istemek, her işlemi yaptırmak, her yeniliği denemek istemek doğru değil. Biz hastalarımıza ve danışanlarımıza gerçekten ihtiyaçları olmayan, fayda görmeyecekleri bir işlem ya da uygulama yapmıyoruz. Başarımızın sırrı da bu. Bizi tercih eden kadınlar da bunun değerini bilen kadınlar.

Sosyal medyada bu kadar fazla takipçi sayısına ulaşmış olmanızı neye bağlıyorsunuz?
Bu sorunun cevabını ben de bilmiyorum. Amatörce ve kendiliğinden gelen bir popülerlik, bu yüzden de hayatımın orta yerine koymuyorum. Benim profesyonel bir işim var, sosyal medya olsa da, olmasa da ben orada zaten varım. Fazla takipçiye nasıl ulaştığımı bilmiyorum ama neden bu kadar güvenilir olduğumu biliyorum, çünkü paylaştığım her şey gerçek. Olmayan bir şeyi var gibi göstermiyorum, ve inanmadığım hiçbir şeyin para karşılığında ya da hediye edildi diye reklamını yapmıyorum. Bence sosyal medyanın en büyük problemi bu, filtreler sadece renklerde değil, gidilen yerlerde, beraber poz verilen kişilerde, yenilen yemeklerde. Bunu takip eden herkes çok iyi görüyor ve ayırt ediyor.

Son olarak her zaman genç ve güzel görünebilmek için okuyucularımıza biraz tüyo verebilir misiniz?
Gençlik ve güzellik birbirinden çok farklı iki şey. Gençliği güzellik diye düşünerek ve söyleyerek hata yapıyoruz. Her yaşta güzel olabiliriz, yaş olarak genç olmamız gerekmiyor. Başımıza ne geliyorsa bu gençlik sevdasından geliyor. Önce bundan vazgeçelim. Hangi yaşta isek o yaşta iyi hissedelim. Ben yüz hatlarındansa cildin kadına daha çok güzellik verdiğini düşünüyorum. Bu yüzden cildinize iyi bakın derim, çok fazla ürün kullanmayın. Güvendiğiniz bir dermatoloğunuz olsun, kozmetik mağazaların satış sorumlularına değil, uzmanlara danışın. Kilonuza dikkat edin, sağlıklı beslenmek cilt için en önemli şey. Spor yapın. Çok sevin, sevdiğiniz insanlara daha çok zaman ayırın, sizi üzen ne varsa hayatınızdan çıkartın. Başkalarıyla değil kendinizle uğraşın. Mutlu kadın kendine bakar, diğerleri etrafındakilere…
Hep kendinize, kendi yolunuza bakın..

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.