Başa Dön

“Fashion House by ZETO” ile Renkli Dünyası

blank

“Fashion House by ZETO” ile Renkli Dünyası

Okuma süresi 5 dakika

Sayıları günden güne artan moda blogları tüm dünyada adeta bir furya haline gelmiş durumda. Türkiye’de de etkisini iyiden iyiye hissettiren bloggerların birçoğu adını duyuramazken bazıları ise binlerce kişi tarafından yakından takip ediliyor. Moda takipçileri için yeni bir medya ortamı oluşturan bu bloglardan biri olan“Fashion House by Zeto”nun sahibi Zeynep Aslan’la moda ve stil hakkında hoş bir sohbet gerçekleştirdik.

 

Bloğunuzun takipçileri sizi yakından tanıyorlardır; ama bir de okuyucularımız için kendinizi ve modayla olan ilişkinizin nasıl başladığını anlatır mısınız?

Başkent Üniversitesi’nden mezunum. Okuduğum bölümle uzaktan yakından alakası olmayan moda dünyasına ve blog işine 2009 yılında başladım. Her şey kurs paralarını alışverişe yatırmamla başladı. O zamandan beri de böyle devam ediyor. Tembel bir öğrenciyken “moda”tutkum haline dönüştü. Moda tutkumu etrafımdaki herkese bulaştırmıştım. Peki ya diğerleri? İşte bu sebeple “Fashion House by Zeto” çıktı ortaya.  Yakın çevrem bana Zeynep yerine “Zeto” dediği için de bloğumun ismini “Zeto” koydum.

 

Tarzınızı nasıl tanımlarsınız?

Kelimelerle sınırlandırabileceğim bir tarzım yok. Aslında benim değişken halimi yansıtıyor; ama genellikle spor şık kombinasyonunu tercih ediyorum. Rahatlıktan ödün vermiyorum.

 

Bloğunuzun yaklaşık iki bin takipçisi bulunmakta, geçtiğimiz aylarda da önde gelen moda dergilerinden biri tarafından “Ayın Blogger”ı seçildiniz.  Bloğunuzun bu başarıya ulaşmasının sebebi sizce nedir?

Bloğumun sahip olduğu en büyük başarı bence her gün güncellememin yanı sıra insanlara karşı olan tavrım. Günlük hayatımı nasıl yaşıyorsam olduğu gibi bloğuma yansıtıyorum. İnsanlar içten ve samimi kişileri benimsiyorlar, kendi arkadaşları gibi görüyorlar. Ben de onları öyle gördüğüm için bu büyüme hızla devam ediyor.

 

Moda dünyasına yeni bir medya ortamı sunan blogların sayısı günden güne artmakta. Pek çok blog adını duyuramazken bazılarıysa dünya çapında üne kavuşuyor. “Fashion House by Zeto”nun diğer bloglardan sıyrılıp öne çıkmasındaki sebep nedir? 

Evet, blog furyası her geçen gün artıyor; çünkü artık insanlar paylaşmaktan büyük keyif alıyor.  Ama önemli olan bence zamanınızın büyük bir kısmını bu işe vermeniz. Güncel olmak, yenilikleri takip etmek, takipçilerin keyifle takip edeceği konuları iyi analiz etmek, alışveriş tüyoları, stil önerileri ve dahası benim en büyük avantajım izleyicilerimle kurduğum ilişkiler. Samimi yaklaşımım ve kendimi daha iyi ifade etmem sayesinde “Fashion House by Zeto” bu kadar sıyrılıp ön plana çıktı.

 

Siparişle kişiye özel elbiseler tasarlıyorsunuz.  Kendinize böyle bir iş ortamı yaratmaya ne zaman ve nasıl başladınız?

İş arkadaşım Didem sayesinde bu işe başladım. Evde kendim bir şeyler tasarlayıp bunları takipçilerimle paylaşmaktan büyük keyif alıyordum. Didem de artık bu yeteneğimin takipçilerimin beğenisine sunulması gerektiğini söyledi. İşte o andan sonra her şey değişti. Önceleri aksesuar tasarlarken zamanla kıyafete geçiş yaptım. İşten arta kalan zamanlarımda bu işe yoğunlaştım. Gelen talep ve sonuç umduğumdan da güzel oldu. Bir dostun yardımıyla hayatım farklı bir boyuta geçti. Artık pek çok butikte “Zeto” etiketli ürünleri görmeniz mümkün.

 

Sizce önümüzdeki sonbahar ve kış ayları boyunca sıkça göreceğimiz trendler ne olacak? 

Bu sonbahar ve kış, bizi canlı renkler bekliyor. Yazın başlayan colorblock trendi kışın da aynı enerjisiyle karşımıza çıkıyor. Pastel tonlar ve siyah cazibesini yitirmeden üstünlüğünü koruyan renk trendlerinden. Metalik renkler özellikle birçok markada yerini alıyor. Puantiye ve çizgiler yaz trendi olmaktan çıkıp kışın da dolaplarımızı süslüyor.

 

Peki sizin için moda nedir?

Bence moda o gün aynanın karşısında kendimi nasıl görmek istediğimdir.

 

Türk modasını dünya modasıyla karşılaştırmanızı istesek, neler söylersiniz?

Dünya modası çok büyük kitlelere hitap ediyor. Belli başlı Türk  tasarımcıları ülkemizi en iyi şekilde Avrupa ve Amerika’da temsil ediyor; ancak bu gururu daha çok yaşatacak birçok moda tasarımcısı ise ne yazık ki hala tanınmıyor. Bence en büyük eksiğimiz genç tasarımcılara destek olunmaması. Ama inanıyorum ki zamanla bunu da aşıp daha iyi yerlere geleceğiz. Bu sebepten de organizasyonlar hakkını vererek gerçekleşiyor. Bizim ülkemizde ise bu tür organizasyonlar çok geç başlamakla beraber henüz dünyayla yarışır nitelikte değil. 2009 yılında başlayan İstanbul Moda Günleri zamanla İstanbul Fashion Week adına dönüştürüldü. Lansmanlar ve defileler yeni yeni ses duyurmaya başladı. Tabii bu sırf İstanbul için geçerli.

 

Son olarak MAG okuyucuları için neler söylemek istersiniz?

Sıkı bir takipçisi olarak keyifle takip ettiğim MAG sayfalarına konuk olmak harika bir duygu.

 

Röportaj: Pelinsu Hazer

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.