Başa Dön

Evde Eğitim Dönemi

Evde Eğitim Dönemi

Okuma süresi 12 dakika

Ankara Eğitim Platformu Başkanı, Nesibe Aydın Okulları Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mirkan Aydın, Korona virüsü sonrası eğitim sisteminin işleyiş sürecini ve bu sürecin çocuklar üzerindeki etkisini MAG Medya Kurucusu Can Çavuşoğlu’na verdiği özel röportajında anlattı.

Kovid-19 ile eğitim sistemimizde değişti. Bu dönem ile ilgili neler söylemek istersiniz? Çocukların eğitim süreci nasıl etkilendi? Veliler, öğrenciler, öğretmenler neler yapacaklar?

Herkese merhabalar. Sorulara cevap vermeden önce bunları anlatma fırsatı yarattığınız için size ve Mag Dergi’ye teşekkür etmek istiyorum. Bu süreçte ne doğru, ne yalan, içlerinden hangilerini uygulayalım inanın bizler de tereddütler içindeyiz. Çok uzun vadelere gitmeden, şimdiyi nasıl yönetiriz, kısa vadede neler yapmalıyız bunu değerlendirmek gerekiyor. Özellikle öğrencilerin şu andaki durumu ciddi anlamda tedbir almayı gerektiriyor. Malum öğrencilerin sosyal hayatlarının çok büyük kısmı okullarda geçiyor. Dolayısıyla bir anda bu salgınlardan dolayı eğitime ara verilmesi çocukların sadece akademik hayatlarını değil, sosyal hayatlarını da kesintiye uğrattı. Çocuklar bir anda öğretmenlerinden, arkadaşlarından, spor ve sanatlarından uzak kalmak durumunda kaldı. Biz eğitimciler olarak bu sürecin akademik ve psikolojik yönünü eş zamanlı olarak yürütmeliyiz. Ailelerle ben ilk olarak şunları önermek isterim, çocuklarının okula gidiyormuş gibi günlük rutinlerini teçhiz etmeye çalışalım ev imkanlarını içerisinde. Bunu bir tatil değil, okul kapandı eğitim evde devam ediyor olarak lanse etmemiz gerekiyor.

Nesibe Aydın Eğitim Kurumları olarak online eğitimleriniz ilgi ile takip ediliyor. Bu süreçte siz nelere dikkat ettiniz? Programlar nasıl hazırlandı?

 

Onlinedan önce şunu belirtmek istiyorum, evdeki bu süreci planlamadan önce şube rehber öğretmenleriyle yani diğer sınıf öğretmenleriyle ve PDR öğretmenleriyle irtibat kuralım. Çocuklarımızın ev içerisinde nasıl vakit geçirmesi gerektiğini, nasıl günlük çalışma programı takip etmesi gerektiğini ne kadarını okumaya ne kadarını çalışmaya ne kadarını alıştırmaya ayırması gerektiğini öğretmenlerimiz eşliğinde planlayalım. Çünkü her çocuğun bireysel özellikleri farklı, bunu en iyi tanıyanlar da sınıf ve PDR öğretmenleri. Online eğitiminden önce günün programının nasıl yapılacağı bahsettiğim komisyon tarafından değerlendirilmeli ve bu program çocuklarımıza verilmeli. Sadece programın verilmesiyle de kalmamalı. Öğretmenlerimiz çocuklarımızı sürekli arayarak gününün ve programının nasıl devam ettiğini, programa istekle katılıp katılmadığını, programda revizyon yapılıp yapılmayacağını sık aralıklarla değerlendirmeli. Dünya dijitalleşiyor. Biz Türkiye olarak 10 yılda elde edeceğimiz deneyimi bu süreç içerisinde 1 hafta içeresinde edindik. Nesibe Aydın olarak 13 Mart’ta okullar ilk defa tatil edilmişti o gün çalışmalara başlayan kurumlardan bir tanesiyiz. Şu an bizim öğrencilerimiz dijital eğitimin en kıdemlileri oldular aslında. Ekran başında çocuğun sürekli olarak sanki sınıftaymış gibi öğretmenini dinlemesi, dersi takip etmesi okulda gerçekleştirdiği performansına eş değer olmayacaktır. Her okul maalesef bu alt yapıya sahip değil. Dediğiniz gibi PDF’lerin ve klasik video anlatılarının olduğu bir süreçte de öğrenci performansı giderek düşecektir. Burada öğrencinin yeni ortamdaki performansının aileler tarafından çok iyi takip edilmesi gerekiyor.

Okullar ve eğitim dijitalleşti ancak ebeveynlere çok büyük iş düşüyor bu süreçte. Ancak hala dışarda olan, işine gitmek zorunda olan ebeveynler var. Bu çocuklar evlerinde ebeveynleri yoksa ne şekilde ilerleyebilirler?

İşin psikolojik ve duygusal boyunu ailelerin çok iyi yönetmesi gerekiyor. Bu sürecin geçici olduğunu, insan oğlunun bunun da çaresini bulacağını, dünyada COVID-19 virüsüyle çok iyi mücadele etmiş ve başarılı olmuş ülkelerin bulunduğunu iyi örneklerden yola çıkarak çocuklarımıza anlatmamız gerekiyor. İkincisi aslında daha önemlisi şu ortamda çocuklarını sağlığını daha çok düşünmemiz gerekiyor. Her taraftan virüs ve olumsuz haberleri geliyor. O sosyal izolasyonu çocuklarımızda muhakkak sağlayıp, sürekli alınması gereken önlemleri de evimizde sürekli olarak almamız gerekiyor. Ailelere bu konuda birkaç pratik örnekler sunabilirim. Öncelikle fiziki aktivite çok önemli, her çocuğumuzun 60 veya 90 dakika yapabileceği fiziksel aktivite programlanabilir. Çocuk yogası, jimnastik, evde boğuşma güreş bile yapılabilir tehlikeye atılmadığı sürece. O kötü enerjinin çocuklarımız tarafından dışarıya atılmasını muhakkak sağlamamız gerekiyor. Diğer bir önerim öğrencilerimiz akranlarıyla sosyalleşmesi için dijital enstrümanlardan faydalanabiliriz. Arkadaşların birbirleriyle çalışma yapmasını sağlayabiliriz, haberleşmelerini sağlamakta fayda var. Ancak yine burada ailelerin çok dikkatli olması gerekiyor, biz eğitimciler 18 yaşındaki hiçbir çocuğun sosyal medya kullanmasını önermiyoruz. Öğrencilerimizin kitap okumasıyla ilgili imkanlar yaratabiliriz. Çocuklara seçenek sunarak günde çocuğun yaş grubuna göre 60-90 dakika arasında kitap okuma aktiviteleri düzenleyebiliriz. Evlerinde olamayan ailelerin de özellikle 12 yaş altı çocuklarının bir yetişkin gözetiminde ve denetiminde olmalarını sağlamak gerekmekte. Aksi takdirde hem ev kazaları hem de internet üzerinde yaşanılacak sıkıntılar büyük bir tehdit olacaktır.

Okulların tekrar açılmaması veya açılırsa ne zaman açılabileceği, liseye veya üniversiteye geçiş sınavlarında bu durumda ne gibi yollar izleneceği hakkında duyumlarınız veya bir bilginiz var mıdır?

Çok net bilgiler gelmemekte. Kimse önünü göremiyor şu süreç içerisinde. Ülkeyi yönetenlere de tolerans tanımak gerekiyor şu süreç içerisinde. Dünya bu işle baş ederken çok farklı gelişmeler olabiliyor, bir anda baş edilemez hale geliyor. Dünya’nın birçok ülkesinde üniversiteler, okullar sene sonuna kadar tatil edildi. Kendi içimizde de bakarsak 8. Sınıfların gireceği sınavlar ve 12. Sınıfların gireceği üniversite yerleştirme sınavları mevcut. 8.sınıflar ile ilgili şu açıklama yapıldı; sınav sadece öğrencilerin yüz yüze gördüğü konulardan yapılacak. Bildiğiniz üzere okullar 13 Mart’ta tatil edildi. Ve o güne kadar yüz yüze dersler işlendi. Bugünden sonra yüz yüze dersler işlenmezse sadece 13 Mart’a kadar işlenen konular sınavda çıkacağından bahsediliyor. Öğrencilerimizin bu gibi kötü senaryolara değil de en iyi ihtimallere odaklanıp, şöyle bir çalışma programı yürütmelerini öneririm. 13 Mart’a kadar işlenen konuların tekrar edilmesi ve bununla ilgili alıştırmaların çözülmesi, testlerin çözülmesini öneriyorum.

Çocukları internetin zararlı etkilerinden korumak için neler önerirsiniz? Ebeveynler dersler bittiğinde çocukların dersini yapıp yapmadığını sağlıklı eğitimi alabildiklerini ne şekilde takip edebilirler?

Sosyal medya, bilgisayar oyunları, youtube kanalları gibi unsurların, aileler tarafından kontrol edilmesi hatta ailelerin obsesif bir şekilde incelemesi gerekiyor. Çocuğun başına her şey gelebilir bu ortamlarda. Önermiyorum ancak sosyal medyada kiminle arkadaş, bunların gerçekten çocukların gerçek hayatında var olan arkadaşları mı yoksa sanal kişiler mi muhakkak tespit etmemiz gerekiyor. Bu durumda çocuğun nazına niyazına pek fazla bakmayacağız, çok tehlikeli bir konu. Gerekirse o cihazın fişini çekeceğiz. Diğer yandan da ekran konusu çocuklarda bağımlılık sürecini başlatabiliyor. 3-4 Yıl öncesinde bir nörologdan bu konuda bir eğitim almıştık. Bu sosyal medyada alınan beğeniler, oyunlarda kazanılan ödüller belli bir süre sonra aynı alkol, kumar gibi bağımlılık hissi oluşturuyor. Oyunlarda kazanılan puan ve başarılardan sonra beyin, bana hep daha fazlasını ver, daha fazlasını kazanayım gibi istek gönderiyor çocuğa. Bilgisayar oyunları, sosyal medya, youtube gibi platformlara günlük 30 dakika gibi bir sınır getirmemiz makul olacaktır.

Birden fazla çocuğu olan ebeveynlere bu eğitim sürecinde önerileriniz nelerdir?

Çocuklar eğer yaş grupları olarak birbirlerinde farklıysa sabahtan bir sınıf, öğleden sonra bir sınıf olacak şekilde seanslar düzenleniyor. Bu sayede bilgisayar ve ekipman paylaşımı bir şekilde gerçekleştirebiliyor. Velilerin çocukları bu anlamda sorumluluklarıyla baş başa bırakmaları gerektiğini öneriyorum. Saat 9 da dersi başlayacak bir öğrencinin dersin başlamasına on dakika kala bilgisayarın ve internetin açık halde, hangi materyal kullanılacaksa defter, kitap vs. Hazır bir şekilde bulunması gerekiyor. Bunu çocuktan bekleyeceğiz ve aile olarak tabi ki gerekli uyarılarımızı yapacağız.

Biraz da gündem dışı soru sormamız gerekirse, en güncel eğitim modeli Finlandiya eğitim modeli sanırım. Biz neyi farklı yapıyoruz veya Finler neyi bizden farklı yapıyorlar? Bunlar gelip geçici modalar mı? Yoksa doğru ve etkileyici hareketler mi?

Kendimizi diğer ülkelerle kıyasladığımız zaman birçok model var. Kuzey Avrupa modelinde Finlandiya, Estonya, Danimarka gibi ülkelerin biraz daha öğretmeni ve çocuğu özerk bıraktığı daha az ders saatleriyle daha fazla başarılı olduğu bir sistem var. Bunlar OECD ve Pisa Sınavlarında çok daha başarılılar. Bir yandan da Kore, Çin’in bazı bölgeleri ve Singapur gibi bölgelerin aynen bize benzeyen yoğun dersler saatleri, sık tekrarlar ve öğretmen odaklı sistemleri var. Bunlar da çok başarılı OECD sınavların da bu iki sistem de kafa kafaya gidiyor. Gerçekten çok başarılı öğrenciler yetiştiriyorlar. Ben sistemden ziyade çalışmanın, çabanın ve o işe verilen emeğin önemli olduğunu düşünüyorum.

Lise ve ilk öğretim için önerilerimiz oldu ama kreş ve yuvaya giden küçükler için evde neler yapılabilir?

Online derslerin en az etkili olduğu grup maalesef bu yaş grubu. Online eğitim çocuklarımız için belli saatler için uygun olabilecek. Ondan sonraki saatlerde ailelerimize çok büyük görev düşüyor. Çocukların aileler ile baş başa kalacağı ortamlar düzenlenmesi gerekiyor. 60-90 dakika fiziksel aktiviteleri gerçekleştirebileceği bir ortam hazırlanmalıdır. Çocuk sabah kalktığında bir çocuk yogası etkinliği olabilir, online dersini gördükten sonra bir öğlen jimnastiği olabilir. Bu çocuklar her ne kadar okuma yazma bilmeseler de kitapla haşır neşir olmaları gerekiyor. Yazısı az görseli bol kitapların çocuklara temin edilerek onlarla birebir vakit geçirmeleri, orada gördüklerini evdeki yetişkinlere aktarmaları ve bununla ilgili hikayeler oluşturmalarını sağlayabilir. Bu sayede çocuklarını gününü zenginleştirebiliriz. Bir de şu önerilerde bulunmak isterim ailelere Ankara Eğitim Platformu, Ankara’nın saygın 22 tane okulunu bir araya getiren bir platform. Ankaraegitimplatformu.org sitesi üzerinde bizim bir iletişim formumuz var, buraya önerililerini, tavsiyelerini yazan ailelere biz bireysel dönüş de yapıyoruz. Bir eğitim programıyla veya online ders ile ilgili bir talepte bulunan velimize oradan direkt olarak önerilerimizi iletebiliyoruz. Nesibe Aydın velilerimiz çoğunlukta olduğu için şunu da söyleyebiliriz, eğitimcilerimiz 7/24 görevdeler. Bu programı planlarken sınıf öğretmenlerimiz ve ana okulu eğitim uzmanlarımızdan lütfen önerilileri alın. Uzmanlarımız onlara birebir çalışma programları ileteceklerdir.

Nesibe Aydın üyesi olmayan ailelerin Nesibe Aydın’a ulaşabileceği bedelsiz veya bedelli bir online sisteminiz var mıdır?

Aday öğrenci statüsü var okulumuzda, Nesibe Aydın web sitesine girdiklerinde ‘Aday Öğrenci Statüsü’ ile ilgili bir form var ve ailelerimiz o formu dolduruyor. O formu doldurduktan sonra da aday öğrencilerimize içeriklerimizin bir kısmını açıyoruz. Yine onlarla da çalışmaları yönetebiliyoruz.

Devlet okulları için kulağınıza gelen bir duyumunuz var mıdır?

Devlet okulları için de ders yapılamayan sürenin telafi edileceği bilgileri ulaşıyor. Ancak o süreçle ilgili benim bir şey söylemem doğru olmaz tabi. Yaz dönemi çalışmalarıyla telafi edilebileceğini düşünüyorum.

Maddi imkansızlıklar içerisindeki aileler bu süreçte, online eğitim konusunda ne yapabilirler?

O öğrencilerin derhal okul müdürlerine başvurup, ücretsiz internet ve ücretsiz donanım hizmetinden faydalanacakları şekilde başvuru yapmaları gerekiyor. MEB’in bu konuda ciddi çalışmaları var. EBA’nın her çocuğa ulaşması konusunda ciddi bir gayret sarf ediliyor. Şu anda bir seferberlik dönemindeyiz, bizler de mahrum kalan çocuklara el uzatabiliriz. Yine Ankara Eğitim Platformunun iletişim kutusuna bunlar yazılabilir.

Konsantrasyon, enerji gibi konularda çocuklarımızın beslenmesi için neler önerebilirsiniz?

8 ve 12. Sınıfların malum sınav derdi var, bunlar yoğun çalışıyor ve az uyuyorlar. Bu öğrencilerin bağışıklık sistemi ve enerjilerinin daha yüksek olması gerekiyor. Yaş grubuna göre gıda takviyeleri almasını öneriyoruz ancak bunu da PDR öğretmenlerine sorarak alsınlar lütfen. Çocukların beslenmesi ile ilgili, bizim kültürümüzün, çok zengin bir sofra kültürü var. Tencere yemeklerimiz ve kahvaltı kültürümüz çok fazla. Günlük alması gereken meyveyi kesinlikle almalı. Çok yönlü beslenmesi lazım. Besin piramidi dediğimiz şeye göre karbonhidrat, karbonhidrat, protein, vitamine dikkat etmesi öğrenci için uygun olması lazım. Dünya Sağlık Örgütü’nün Türkçe’de yayınlanan güzel bir web sitesi var. Yaş gruplarına göre beslenme tavsiyeleri de bulunuyor. Benim oradan takip ettiğim kadarıyla burada verilen önerilere dikkat etmelerini önerebilirim.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: