Başa Dön

EN İÇTEN ROLLERİN USTA OYUNCUSU

blank

EN İÇTEN ROLLERİN USTA OYUNCUSU

Okuma süresi 5 dakika

Tiyatro sahnelerinde yıllarca izlediğimiz, dizileri ile gönüllerde yer edinen Melek Baykal ilk sinema filmi Kaçma Birader ile izleyicisinin karşısına geçti. Ünlü oyuncu Melek Baykal ile Next Level’da sinema, televizyon ve tiyatro kariyeri hakkında samimi bir röportaj gerçekleştirdik.

Melek Baykal’ı bir de sizden dinlesek bize kendinizi nasıl anlatırsınız?

Ortaokul sıralarında başladı benim tiyatroya olan merakım. Yakın bir aile dostumuzun kızını tiyatro sahnesinde izledikten sonra kendimi onun yerine koydum ve “Ben tiyatrocu olmalıyım” dedim. Konservatuar şimdiki gibi akademi değildi. Ortaokulu bitirdikten sonra iki gün gibi kısacık bir sürede konservatuar sınavlarına hazırlandım. Herkesin üç ayda hazırlandığı bir sınavdı. Dört yüz seksen yedi kişi girmişti o yıl sınava. Sadece yedi kişi kazandı. En yüksek puan alan yedi kişiden biri olmak benim için tabii ki çok mutluluk verici bir duyguydu. Tiyatro bittikten sonra Ankara Devlet Tiyatroları’nda başta stajyer oyuncu olarak başladım. Daha sonrasında bazı dizi projelerinde bulundum. Sonra doğup büyüdüğüm şehir olan İstanbul’a seneler sonra mesleğim ile dönebilme şansım oldu. Tiyatronun yanı sıra çeşitli dizilerde görev aldım. Tiyatro oyunlarım devam etti. Son dört buçuk senede kadın programı yaptım. Şimdi de hayatımın ilk sinema filmini çektim.

Kaçma Birader benim için ayrı yeri olan bir proje oldu.

Ankara hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Ankara bana hiç yabancı değil. Yeri benim için hep ayrıdır. Eski Ankara’yı daha çok sevenlerdenim aslında. Çok da uzun senelerimi geçirdim Ankara’da. Benim yaşadığım zamanlardaki doğası ve havası kalmadı ne yazık ki ve bu da beni çok üzüyor.

İlk sinema filminiz Kaçma Birader sizin için önemi nedir?

Bunu bana bir oyuncu olarak hep sordular. Sinema filmi yok mu diye? Böyle bir zamanım yoktu. İlk defa bu zamanı yakaladım. Böyle bir proje ile bir ilki yaşamaktan ayrıca mutluluk duyuyorum.

Kaçma Birader filminde sizi etkileyen ne oldu?

Bir oyuncu olarak portföyümde bir sinema filmi olsun çok istemiştim. Öncelikle en önemli faktör bu oldu. Ancak şartlar ve zaman buna hiç uygun değildi. Bu yaz Bodrum’da iken Ömer Faruk Sorak aradı. Çok sevdiğim bir yönetmendir Ömer. Seneler öncesine dayanan bir çalışma arkadaşlığımız var. Ankara’da Ferhunde Hanımlar’ı çektiğimiz dönemden bu yana tanıyoruz birbirimizi. Tabii ki Ömer’den böyle bir teklif gelince merak ettim. “Böyle bir senaryo var ve ben yüreğimi koyuyorum bu filme. Bu filmde senin rol almanı çok isterim” deyince  Eğer Ömer buna tamam diyorsa doğru bir iştir dedim. Ömer Faruk’un iyi bir bilgisi ve gözü vardır. Senaryoyu okudum, müthiş keyifli yazılmış bir senaryoydu. Zekice ve günümüze uygun ince espriler vardı. Hiç düşünmeden, hiçbir şart konuşmadan Ömer’e telefon açtım ve “Ne zaman geliyorum İstanbul’a” dedim. Senaryoyu çok sevmiştim. Çünkü bir oyuncu için senaryo çok önemli. Oyuncu kadrosunu çok sevdim. Yapım firması Endemol Shine Türkiye ve Böcek Yapım benim için çok önemliydi. Kaçma Birader hikayesinin bana düşen kısmı böyle başladı ve tekrar Ankara izleyicisi ile bir araya gelme şansım oldu. 

Tiyatro mu, sinema mı, diziler mi sizi daha çok mutlu ediyor?

Tiyatro mu? Sinema mı? Dizi mi? Bu sıkça karşılaştığımız bir soru. Bence bir oyuncunun bunları birbirinden ayırmaması gerekiyor. Hepsi de birbirine yakın benzer sanatlar. Bir oyuncu eğer mutluysa yaptığı işten aynı emeği orda da gösterebiliyorsunuz, tatmin olabiliyorsunuz. Ama tabii tüm bunların içinde tiyatro beni bir tık daha mutlu eden bir alan diyebilirim. Öne çıkmasının sebebi de nedir? Çünkü tiyatro kanlı canlı. Seyirci ile birebir kontak kurduğumuz bir şey. Bu nedenle tiyatro, tiyatrocular için biraz daha önde gidiyor.

Tiyatro oyuncusu olarak Türk sinemasının son yıllarda göstermiş olduğu başarıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sinemanın bugün geldiği durum gayet mutluluk verici. Sektör olarak çok ivme kazandığını düşünüyorum. Sayısız film yapılıyor. Mutlaka her yapılan işin bir alıcısı oluyor. Ama tabii ki çok daha ciddi bir alt yapı ile çok daha iyi yerlere geleceğimiz fikrindeyim. Türkiye olarak platolara ihtiyacımız var. Türkiye’de sinema anlamında platoların olmaması çok büyük bir eksiklik. Çünkü çekim yaparken çok zorlanıyorsunuz. Mesela Beyoğlu İstiklal’de çekimler yapıyorsunuz ve çok zorlanıyorsunuz. Orada yaşayan insanların da hayatını çok zorlaştırıyor. Bunun için yatırım yapabilecek kişilerden ricam Türk sinemasına gelecek kazandıracak projeler ile destek vermeleri. Sektöre yardımcı olunması gerekiyor.

Bu zamana kadar canlandırdığınız karakterler arasında kendinizi en çok yakın hissettiğiniz karakter hangisi?

Şu ya da bu diyemeyeceğim. Çünkü hepsi benim çok severek oynadığım hepsinden ayrı lezzet aldığım karakterler. Hepsi benim için özeldi. Ayrım yapamıyorum.

Yeni projelerinizden bahseder misiniz? Bir sinema filmi ile daha sizi görecek miyiz?

Şu an için bir sinema filmi projesi yok ama her şey yolunda giderse Kaçma Birader filminin ikincisi ile seyircilerin karşına çıkabiliriz. Tiyatro her zaman hayatımda olan bir şey zaten. Kadın programı da belki önümüzdeki sene devam edebilir. Ancak şu anda biraz kendimi nadasa çektim. Çünkü biraz dinlenmek istiyorum. Bana iyi geleceğini düşünüyorum.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: