Başa Dön

Dünya Haritasındaki Dev Kartal

Dünya Haritasındaki Dev Kartal

Okuma süresi 8 dakika

Bakü’yü ilk kez Eurovision yarışmasındaki tanıtım filminde flyingcam çekimlerinden televizyonda görmüştüm. Şehir, binalar, ışıklandırma, şıklık, ışıltı ve güzelliği ile yüreğimi hoplatmıştı. Azerbaycan’a gittim, gördüm, yaşadım ve sonuç: Aşık oldum; şehirlerine, yemeklerine, insanlarına, çöllerine, denizine, ormanlarına, tarihine, politik arenadaki o güçlü duruşuna… Kartal, en sevdiğim canlılardan biri ve Azerbaycan’ ın ülke haritası tam olarak bir kartala benziyor.

Türk Hava Yolları ile Bakü’ye inişe geçtiğimizde şehri havadan gördüğüm ilk anda yeşilin az olduğunu düşünmüştüm; lakin şehri gezerken bunun doğru olmadığını anlayacaktım.

Karşıdan bakıldığında şehrin tek renk ve hep binaymış gibi algılanmasına neden olan şey, toprak yapısının çöl yani kumluk oluşu ve yapılan binalarında hep bu renge yakın bir doğal taştan olması. Minik adalarla dolu denizin kenarına kurulmuş kum rengi bir şehir gibi görünmesin rağmen, şehrin sokaklarına karıştığınızda ağaçların ve yeşilin bolluğu size çok güzel bir şaşkınlık yaşatıyor. Zaten Azerbaycan’ın pek çok köşesinde sizi şaşırtacak nice nice gizli sırlar ve güzellikler hep sizi bekliyor. Orada o kadar huzurlu ve mutlu hissediyorsunuz ki eve döndüğünüzde yine gitmek istiyorsunuz. Ben özlüyorum mesela…

Bu gezimizde çok şanslıydık. Zira can dostumuz Türk Dili Konuşan Ülkeler Birliği Genel Sekreteri Ramil Hasanov sayesinde Azerbaycan’ı bir turist gibi değil; oranın yaşayan bir insanı gibi gezdik. En özel yerlerine götürdü bizi, dağlarına çıktık, ormanlarından geçtik, en leziz yemeklerini yedik, en güzel çay içme saatlerini yaşadık. Bu gezi bana aldığım üç kg. olarak geri döndü. Lüle kebabı, kum karpuzu, ceviz reçeli, tatlılar, çay saatleri, helvalar… Bakü, olağanüstü mimarileriyle bezenmiş binaları ile yer yer Dubai’yi, Londra’ yı Paris’i ve Rusya’yı hatırlattı bana. Tertemiz sokaklar, restoranlarda çok yüksek servis ve leziz sunumlar, daima güler yüzlü insanlar ve her şeyden önemlisi herkesin Türkçe konuşuyor olması, insana kendisini evinde hissettiriyor. Herkes Türkçe konuşuyor lakin bazı kelimelerin kullanılışı ve anlamları biraz farklılık gösterebiliyor.

Rusça ikinci dilleri. Para birimleri Manat çok güçlü. Euroyla neredeyse eşit sayılır. Ekonomik olarak dışarıdan bağımsız ve çok güçlü bir ülke. Petrolü var. Kendisinden vize isteyen tüm ülkelerden o da vize istiyor.

Tam bir kartal duruşu ve edası var. Şehircilikte çok planlı, organize ve görsel olarak çok ileri projeler gerçekleştiriyorlar. Bakü’de kiralar, alışveriş ve yaşam pahalı ama halkın alım gücü de yüksek. Hanımlar çok şık, bakımlı ve olağanüstü güzeller. Hep çok neşeliler. Benim için çok fazla gelen şekerli gıda tüketimlerinin yoğunluğuna rağmen, herkes incecik ve gayet fit. Bakü’de uluslararası var olan bütün markaların son derece şık mağazalarını bulabilirsiniz, fakat çok pahalılar. Flame Towers, şehrin en önemli ve göze çarpan binalarından. Mum alevi şeklinde yapılmış ve tamamen aynadan oluşuyorlar. Gündüz güneşte pırıl pırıl ışıklar saçan bina; gece kah Azeri bayrağı ve kah alevler halinde ışıklandırıldığı için şehrin tepesinde yanan bir abide gibi adeta… Bakü’nün eski şehir diye adlandırılan tarihi kısmında gezmek çok keyifli. Tarihi eserler son derece güzel bir şekilde korumaya alınmış ve ışıklandırılmış. Pek ama pek çok Türk markası ve restoranına rastlamak mümkün. Gece sokakları cıvıl cıvıl ve ışıl ışıl, her restoran gülümseyen insanlarla dopdolu. Bakü’de şehitliği gezerken gözlerim yandı, boğazım düğümlendi. Mezarların başlarında orada yatan insanların fotoğraflarını koydukları için insan gözünde daha iyi canlandırabiliyor orada ölmüş insanları. Ortada yanan dev ateş ise hiç sönmüyor, tıpkı yüreklerdekiler gibi. Yabancı devletlerin büyükleri geldiğinde şehitlik hep en başta ziyaret edilen yerlerden.

Bakü’de uluslararası tüm otel zincirlerinin otellerini bulmak mümkün. Biz Four Seasons Hotel’de kaldık. Mimarisi, Flame Towers manzaralı odası, servisi, şıklığı ile benden tam puan aldı.

Türk Dili Konuşan Ülkeler Birliği Genel Sekreteri Ramil Hasanov’un o yüce gönlü bizim sadece Bakü’de gezmemize razı gelmedi elbette ve bizi Bakü’nün üç saat uzaklıktaki Sheki ve Gebele adlı şehirlerine de götürdü. Azerbaycan, Allah’ın özel lütufta bulunduğu ülkelerinden biri. Dört mevsimi de yaşayabiliyor.

Ülkede hem deniz var, hem dağlar hem çöller, hem ormanlar, hem nehirler, ve her şey ama her şey içi içe geçmiş. Birinden çıkıp diğerine geçerken henüz geçmiş olduğunuz çölün güzelliğinden büyülenmiş olan gözleriniz, aniden dev yemyeşil ağaçlardan oluşmuş ormanlarda bulunca kendini, şaşkınlıktan kocaman açılıyor. Arabayla gittiğimiz saatlerde yol boyu sessizce bu güzelliklere dalıp gitti gözlerim… İnanın her taş tanesi düzenlenmiş, her ağaca dokunulmuş ve bakılmıştı. İlham Aliyev’in kendisinin bizzat arabayla bu yollardan geçerek her şeyi tek tek denetlediğini öğrendim. İyi bir aile, eğitim, yüksek düzey bir öğrenim, kişisel çaba ve vatan sevgisiyle birleşince ortaya çok emek verilmiş, böyle güzel bir memleket çıkıyor ortaya doğal olarak.

Sheki, 2600 yaşında çok güzel bir şehir. Kafkas Sıradağları’nın eteklerinde kurulmuş. Adını eskiden burada yaşamış olan Saki (Sak) Türkleri kabilesinden alıyor. İpek Yolu üzerindeki bu şehrin ipeği çok meşhur. Ormanın içinde kurulmuş. Sheki Han Sarayı çok kalabalıktı ve içini gezebilmek için beklemek durumunda kaldık. İçeride bizi gezdiren orta yaşlı hanımefendi işini öyle benimseyerek yapıyordu ki yasak olmasına rağmen fotoğraf çekenleri üşenmeden tek tek uyardı. Sarayın bahçesindeki yüzlerce yıllık ağaçlar kim bilir nelere tanıklık ettiler. Kervansarayın bahçesinde yine çok leziz yemeklerden yedik. Azerbaycan’da çay içmek ayrı bir kültür ve özel bir anlam ifade ediyor. Kahve hiç içilmiyor. Çay servisi yanında üzüm, badem, fındık tabağı ve sonsuz çeşit reçelle birlikte yapılıyor. Çayınızı içerken bu leziz reçelleri de kaşıkla tadabiliyorsunuz. Her bir reçel çeşidini minik çay tabaklarıyla getiriyorlar bu nedenle çay bardaklarının altında hep iki taneçay tabağı konuyor. Ve ben tabii ki bu reçellerden kavanozlarla olmak suretiyle ve de hala her sabah kahvaltıda o günleri anarak yemekteyim. İçlerinden en sevdiklerim ceviz, cennet meyvesi, böğürtlen ve armut reçelleri oldu.

Gebele, dağ turizmiyle meşhur ve Sheraton dahil pek çok otelin olduğu bir yöre. Kışın kayak, yazın ise tracking ve doğa sporları için mükemmel bir doğaya sahip. Kaynak suları çıkıyor ve yaz-kış oteller hep dolu. Burada yeni yapılmakta olan bir kayak merkezinin kabineleriyle dağlara çıktık ve çay içtik. Mis gibi orman kokusunu ciğerlerimize çekerken yaz olduğu için suyu çekilmiş olan nehrin, kışın nasıl köpük köpük ve gür sulara sahip olduğunun hayalini kurdum. Tepeden manzara olağanüstüydü. Gebele’de ormanın içine kurulmuş bir kır restoranında hayatımda yediğim en leziz kebabı tattım. Adı “lüle kebabı” ve asla ağır değil, insanın midesine sonradan ağırlık vermiyor. Çünkü içinde ağır yağlar yok. Bu benim için çok önemli. Gebele’de özellikle reçel festivalleri de görülmeye değer önemli günlerden.

 

Kardeş ülkemiz Azerbaycan, Hazar Denizi kıyısındaki bu yükselen dev kartal, İlham Aliyev’in olağanüstü projeleri, yaptığı anlaşmaları, geniş vizyonu, dur durak bilmeyen çalışkanlığı ile Avrupa ile Asya’ yı birleştiren bir köprü kurmakla kalmıyor. Yakın zamanda temel atma töreni düzenlenen Güney Gaz Koridoru ile de Azeri doğalgazının Avrupa’ya ulaştırılması sağlanacak. Başkenti Bakü’de, Büyük Şor Gölü yakınında konumlanan Bakü Olimpiyat Stadyumu; 68.000 kişilik kapasiteli 500.000 m2 alanda sürmekte olan inşaatının 2015 yılında bitmesiyle olimpiyatlara da ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bu stadyumun yakın alanlarında yapılmış olan sadece yarışmalara katılacak olan sporcuların ve yakınlarının kalması için inşaa edilmiş, inanılmaz güzellikte binalar da var. Gezerken gözlemlediğim gelişim ve yükseliş hep içimi gururla doldurdu ve inanılmaz takdir ettim. Her şey planlı, organize, yüksek teknoloji ve eğitimli insanların elinden çıkmış ustalıkla yürütülüyor. En kısa zamanda ziyaret etmenizi, bu güzellikleri sizin de görebilmenizi dilerim. Dönerken havyar, şarap, reçel, gül suyu ve ipek almayı sakın unutmayınız. Kardeş ülke Azerbaycan bu güçlü, dev kartal hep çok yükseklerde uçsun.

Yazar Hakkında /

Ankara doğumlu olan Sinem Yıldırım; ilk, orta ve lise eğitimini İzmir'de tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Çeşitli dizi ve yapımlarda yer almıştır. İki kız çocuğu annesidir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: