Başa Dön

SARP LEVENDOĞLUDeliormanlı

blank

SARP LEVENDOĞLUDeliormanlı

Okuma süresi 6 dakika

Sarp Levendoğlu’nu bir de sizden dinlesek…

1980 Ankara doğumluyum. Çocukluğum 15 yaşına kadar Ankara’da geçti ama o zaman bundan çok farklı bir Ankara idi… Daha sonra İstanbul’a taşınarak Saint Benoit Fransız Lisesi’nin bitirdim ve ardından Bilgi Üniversitesi’nde Gösteri Sanatları Yönetimi okudum. Daha sonra da Kültür Üniversitesi’nde Oyunculuk bölümünden mezun oldum. Şimdi de Sinema-Televizyon bölümünde yüksek lisans yapıyorum.

Lise Defteri dizisinden bu yana Sarp Levendoğlu’nun hayatında neler değişti, neler öğrendi?

Lise Defteri’nde oynarken ben zaten oyunculuk okuluna yeni giriyordum, yolun başındayım. Bu yüzden Lise Defteri benim için biraz şans oldu. Lise Defteri’nden sonra ben, Demet Evgar ve Arda Kural bir kısa dizi çektik Çınarlatı diye, fakat o çok uzun sürmedi, dört bölüm sürdü. Ondan sonra da Emret Komutanım geldi, o baya uzun sürdü, 100 bölüm çektik sanırım. Sonra Gece Gündüz, Kalp Ağrısı. Mor Menekşeler dizileri var… Bulgaristan’da çektiğimiz Atlılar var ama o yayınlanmadı burada. Son olarak da Küçük Ağa ve Ne Münasebet dizilerini çektik. Tabii bu ilk sinema filmim benim. En baştan bu yana ne değişti, o zamanlar tabii yolun çok başında olduğum için heyecanlıydım, bir de eğitimini almadığım için bu kadar hakim değildim. Zamanla birçok usta sanatçıyla çalışma şansım oldu. Kartal gibi, Mustafa Altıoklar, Ömer Uğur ve Zeki Alasya gibi. Her projede hepsinden bir şeyler alıp üst üste koyarak kariyerimde ilerlemeye çalıştım.

Oyunculuğunuzu eleştirdiğiniz noktalar var mı?

Her oyuncu oynadığı sahnelere baktığında “daha iyisini yapabilirdim” diye düşünür, onun hiçbir zaman önüne geçemeyiz. Zaten işi heyecanlı kılan kısmı da bu bence, heyecanımızı kaybetmememiz. Dönüp baktığımda bazı roller için daha çok hazırlık sürecine sahip olabilmiş olmayı dilerdim. Çok fevri davrandığımız, çok hızlı apar topar hareket etmemiz gereken zamanlar oldu. İmkanım olsa şimdi dönüp onları bir daha oynamak isterdim tabii.

Deliormanlı süreci sizin için nasıl başladı? Senaryoyla tanışma süreciniz nasıl oldu?

Murat ile 13-14 yıllık arkadaşız. Murat ilk önce geldi, aklında böyle bir proje olduğunu söyledi, oynayıp oynamayacağımı sordu. Seve seve oynayacağımı söyledim. Çünkü hem benim çocukluk kahramanım Rocky hem boksörü oynayacağım. Murat zaten çok sevip güvendiğim bir yönetmen. Daha sonra Ali Tanrıverdi ile tanıştık, o hikayeden bahsetti. Sonra senaryo geldi. Tabii ilk geldiğinde senaryonun bir takım eksikleri vardı ama ana hikaye benim çok hoşuma gitti. Sonrasında sağolsunlar benim de fikirlerime çok değer verdiler, benim fikirlerime gore de senaryoda bazı değişiklikler oldu. İkna olmadığım şeyleri bana açıklayıp beni ikna ettiler ve böylece Deliormanlı’yı yaptık beraber.

Kendi oyunculuğunuzu ve Deliormanlı’daki rolünüzü nasıl değerlendiriyorsunuz? Gelen tepkileri de göz önünde bulundurduğunuzda…

Benim kendimi nasıl bulduğumun çok bir önemi yok aslında ama… Genel durumdan dolayı ve havanın iyi gittiği zamanlarda olduğu gibi gişede bir düşüş var tabii. Ama sosyal medyada bir tane bile olumsuz yorum okumadım. Yani tabii bazı eleştirmenler olumsuz yorumlar da yapabiliyorlar ama onlar bizim çok dikkate aldığımız eleştirmenler değil. Çünkü yani 7 milyon kişinin gidip izlediği film eve o kişilere saygı duymadan eleştiri yazan eleştirmenler var. Bu yüzden halkın ne tepki verdiği benim için daha önemli ve insanlara baktığımda onlar gerçekten seviyorlar.

Kariyerinizde bu zamana kadar canlandırdığınız karakterlernde size en çok etkileyen hangisiydi?

Deliormanlı ve Mor Menekşeler dizisindeki Kabadayı Akif.

İyi bir sinema takipçisi misinizdir? Türk sinemasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Özellikle yeni nesil oyuncuları nasıl buluoyrsunuz?

Öncelikle sektörün çok fazla ilerleme kaydettiğini düşünüyorum ve bu çok güzel bir şey. Türk sineması Türk insanını evinden çıkartıp sinemaya sokabiliyorsa bu saygı duyulması gereken bir durum bence. Az önce dediğim gibi bazı filmlere sert eleştiriler oluyor ama o filmi 7 milyon kişi izlemişse o sert eleştiriyi yaparken en azından oraya zamanını ayırmış ve bir bütçe ayırıp sinemaya gitmiş insanlara saygısızlık edecek kadar küstahça yorumlama yapılmaması lazım. Çünkü bu bir sektör… Mesela eğer biz Deliormanlı’da başarılı olmuşsak Deliormanlı gibi başka bir pencere daha açılacak Türk sinemasında… Bizler, yapımcılar kısacası sinema sektörü genel olarak büyüyecek. Bu yüzden tekele almak yerine birlik olup Türk sinemasını büyütmemiz lazım.

Mustafa Altıoklar’ın yeğeni olarak da sektörde anıldınız… Bir yönetmenin yeğeni olarak anılmanın ne gibi avantaj ve dezavantajları oldu sizin için?

Açıkçası hiçbir dezavantajı olmadı benim için… Avantajları da; çocukluğumdan beri oyuncularla iç içe olmuş oldum. 16 yaşımdan beri asistanlık yapıyordum Yani ben oyunculuğa başladığımda seti neredeyse A’dan Z’ye kadar biliyordum, öyle bir avantajı oldu.

Ankaralı olarak Ankara izleyicisine neler söylemek istersiniz?

Sinemamız önemli, sinemaya vakit ayırsınlar isterim.

Deliormanlı’da size en çok zorlayan sahneler hangi sahneler oldu?

Son boks maçı sahnesi oldu. Beş gün sürdü ve gece çektik. Danny de bana bazı yerlerde vurdu ben de ona bazı yerlerde vurdum. İstemeden yumruklar attık yüzümüze. Bir de gerçekten sabaha kadar ıslatıyoarlar, yağlıyorlar… Saat sabah 4-5, biz 10. tekrarı 12. tekrarı yapıyoruz… Yani fiziksel olarak zorladı…

Bundan sonra size farklı projelerde görecek miyiz? Yeni bir projeniz var mı?

Mass Medya ve Özer Kızıltan ile “Adam ve Çocuk” adında bir televizyon filmi yaptık. Tarihi tam belli değil ama Show Tv’de yayınlanacak. Şimdi bir tane daha televizyon filmi var; “Resimdeki Sevgili” diye. Onu da Güzide Balcı ile yapacağız. Daha sonra da 1-2 dizi görüşmesi var ama bakalım ne olacak… Onlar tam belli değil o yüzden şimdi bir şey söylemeyeyim.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.