Başa Dön

Cehennemden Korkarken Cenneti Yaşayamazsın

blank

Cehennemden Korkarken Cenneti Yaşayamazsın

Okuma süresi 11 dakika

Aret Vartanyan ile gerçekleştirdiğimiz keyifli röportajda, 257 bin katılımcısı, 1,4 milyon üyesiyle Türkiye’nin ilk ve tek Kişisel Dönüşüm Akademisi Yaşam Atölyesi projesinden ve herkesin kendinden bir şeyler bulacağı dörtlemenin ilk kitabı Gitme Zamanı’nından bahsettik…

Aret Vartanyan’ı kısaca tanıyabilir miyiz? Yaptıklarınız, yapıyor olduklarınız ve yapacaklarınız? ☺

1978 yılında İstanbul Beyoğlu’nda sevgi yüklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Annem Rum, babam Ermeni, anneannem İtalyan, dedem Rus, büyükannem Musevi, kuzenlerim ülkü ocakları başkanı olunca oldukça renkli bir çocukluğum oldu. Her bayramın, ritüelin kutlandığı, kutsandığı bir çocukluk… Bir de buna Beyoğlu’nun, Cihangir’in zenginliklerini eklersek kendimi şanslı bulduğumu söyleyebilirim.

Kendimi bildim bileli yaşamdaki var oluşumu, niye yaşadığımı sorguladım. İnsanları gözlemledim, meraklı bir çocuk olarak bolca soru sordum. Ancak bana yetmedi. Cevaplar hep asılı kalıyordu. Cevaplarımı kitaplarda aramaya başladığımdaysa harçlığımın sahaflarda kitap almakta yetersiz kaldığını fark ettim. Düzenli olarak günlük tutuyordum, sürekli bir şeyler karalıyordum ve sonrasında bunu paraya nasıl çevirebileceğimi buldum. Hikayeler yazmaya ve bunları zımbalayarak satmaya başladım. 9 yaşında ilk daktiloma doğum günü hediyesi olarak sahip oldum ve daha fazla yazabildim. Yazdıklarımdan kazandığım parayı da kitaplara yatırıyordum. Çince klasikleri okuyarak başladım. Tolstoy, Dostoyevski, Balzaq, Panait Istrati derken bir gün sahafta Nietzsche ile karşılaştım. Yaşamımdaki dönüm noktalarından biri oldu.

12 yaşında Aikido yapmaya başlayınca Doğu felsefesine yakınlaştım, go oynamaya başladım. Artık daha uzun yazmaya, farklı kurgular yapmaya başlamıştım. Ortaokul, lise bitti ve ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde önce Lisans sonra Yüksek Lisans programlarını tamamladıktan sonra teoloji okumak istedim. Burslu olarak Oxford Üniversitesi’nde Teoloji okudum. Öncesinde ise reklam ajanslarında çalışmaya başlamıştım.
2004 yılında döndükten sonra bir yandan iş hayatıma devam ettim, bir yandan da internet sitemi kurarak yazdıklarımı daha geniş kitlelerle paylaşmaya başladım. Hayalimde ise Yaşam Atölyesi projesi vardı. 2007 yılında web sitem en çok tıklanan yazar sitelerinden biriydi ancak kitabım yoktu. 2008 yılında bir yayınevi geldi ve ilk kitabın yayımlanmasının ardından her şey çok hızlı gelişti. 2009 yılında Yaşam Atölyesi hayata geçti. Ardından bu yıl çıkardığım “Gitme Zamanı” ile birlikte beş kitap daha geldi ve kurumsal hayattan ayrıldım. TV programları başladı ve bugüne geldik. Bugün yapmayı sevdiklerim ve birlikte yürüdüğümüz geniş bir kitleyle hayatımın yeni sayfalarını yazıyorum.

Yazar tarafım da, kurumsal eğitim ve kişisel dönüşüm eğitimleri veren yaşam atölyesi de hayatımın çok özel parçaları. Yazmak, var oluşumun ta kendisi. Yazmaya devam edeceğim. Son kitabım “Gitme Zamanı” ve bunu takip edecek dörtlemeyle birlikte global olarak okurlara ulaşmayı sürdüreceğim. Her şeyden önce insan olduğumuzu ve her insanın yaşamında kendini gerçekleştirmesini hedefleyen bir ütopyaya yürürken, insanlara ulaşabileceğim farklı araçlar önemli. Bunlardan bir tanesi tiyatro. Şu anda Anadolu turnesi sürüyor ve sonbaharda yurt dışı turnesi başlayacak. Bir diğer proje, yeni televizyon programım. Bunun için titiz bir çalışma yürütüyoruz. Ardından kanallar ile görüşmeler başlayacak ve sonbahara yetişeceğini düşünüyorum. 2016 için ise öncelikli projemiz bir sinema filmi. Şu an ön görüşmeler devam ediyor. Senaryosunun kaynağı ise şimdilik sürpriz. Yaşam Atölyesi tarafında ise önceliğimiz Kişisel Dönüşüm Danışmanı Yetiştirme Programı. Çünkü bu sayede sınırlar genişlemeye, dokunabildiğimiz insan sayısı yetiştirdiğimiz danışmanlarla sağlanabilecek.

Farklı kültürlere sahip bir aileden gelmek yaşamınıza neler kattı?
Farklı kültürlere sahip bir ailenin içinde büyüdüğüm için kendimi gerçekten şanslı görüyorum. Bu kültür çeşitliliği hayatıma iletişim gücü, önyargısız bakabilme ve farklılıkları kucaklayabilme gibi önemli özellikler kattı.

Yaşam Atölyesi fikri nasıl doğdu?
2008 yılında beş kişi ile başladı. Bugün 257 bin katılımcısı, 1,4 milyon üyesiyle Türkiye’nin ilk ve tek Kişisel Dönüşüm Akademisi ve yakında dünyaya açılıyor. Ancak bu sonuç benim için bir yan sonuç. Önemli olan insanların yüreklerine dokunabilmiş, hayatlarında fark yaratabilmiş olmaktı. İlk buluşmayı hatırlıyorum. Sadece konuşmak, paylaşmak istemiştim. Gördüğüm gerçekleri, yaptığım çalışmaları yüz yüze paylaşmaktı amacım. O ilk günkü ruh, hiç eksilmeden bugün de devam ediyor. Benim için önemli olan da bu. Bir de o dönemde Kişisel Gelişim furyası başlamıştı. İyi profesyonellerin yanında gerçekten insana hiçbir şey katmayan, hatta eksilten uygulama ve çalışmaları gördüğümde adeta müdahale etmek istedim. Bugün de aynı trend artarak devam ediyor. Ancak, guru olmak, koç olmak, ben işi çözdüm demek iş değil. Ben kendimi hiçbir tanımlamanın içine sokmuyorum, kaldı ki tanımlayamıyorum, tanımlamaktan da kaçıyorum.  Son nefese kadar da öğrenmek, değişmek ve hayatı keşfetmek devam edecek.
Açıkçası Yaşam Atölyesi doğarken bugün gelebileceği noktaya en azından bu kadar kısa zamanda gelmesi beklediğim bir şey değildi. Bugün de pek farkına varamıyorum. çünkü ben hala en sevdiğim şeyi yapmaya, bir anlamda var oluşumu yaşamaya devam ediyorum. Bugün bir konuşmada, bir programda Yaşam Atölyesi’ni ifade ederlerken “257 bin katılımcısı, 1,4 milyon üyesiyle Türkiye’nin ilk ve tek Kişisel Dönüşüm Akademisi” dendiğinde ben ilk güne gidiyorum. Bir arkadaşımdan kiraladığım bir avukatlık bürosunda benimle buluşan beş kişi. O gün neler yapmak istediğimi, nasıl ilerleyeceğimi anlatmıştım. İlk ayın sonunda 120 kişi olmuştuk. Ardından Asmalımescit’te küçük bir atölye, sonrasındaki süreçte de bugüne gelindi.

Yaşam Atölyesi İstanbul Mısır Apartmanı ve Acarkent dışında yurt dışında Amsterdam ofisiyle devam ediyor. Ancak yurt içi ve yurt dışında birçok noktada uzun zamandır bir talep söz konusu. Ne var ki; mevcut yapımızla bu talebi karşılama şansımız bulunmuyordu. Diğer yandan ise oluşturduğumuz Kişisel Dönüşüm yaklaşımını globalleştirme arzusu vardı. İki yıl önce çalışmalarımıza başladık ve bir üniversiteyi yanımıza almak istedik. Kadir Has Üniversitesi ile birlikte ciddi bir mesai harcayarak detaylı bir çalışma yaptık. Sonrasında alanlarının önde gelen isimlerinden bir danışma ve eğitim kurulu oluşturduk. Mart ayında da eğitimleri başlattık. 2015’te ABD’den bir üniversite de bu sertifika programına dahil oluyor. Hedefimiz üç yıl içinde uluslararası platformda repütasyonu olan bir sertifika programını gerçekleştirmek. Eğitimler 120 saat sürüyor ve on aya yayılıyor. Her yıl 48 katılımcı kabul ediyoruz. Kişisel dönüşüm, gelişim, felsefe, psikoloji alanlarında amatör/profesyonel çalışmalar yapmış adayları kabul ediyoruz. Kabul sürecinde detaylı bir mülakat süreci var. Çünkü program sonrasında bir anlamda o adaya kefil oluyor ve ismimizi veriyoruz. Aynı zamanda her bir katılımcının kendi iş alanını ve gelir modelini yaratabileceği bir platformu da sunuyoruz. Eğitimlerde fasilitasyon çalışmalarından hitabet sanatına, psikolojiden müzakere/ikna yöntemlerine, sunum tekniklerine kadar birçok farklı alanlarda eğitim/uygulama çalışmaları gerçekleştirdikten sonra uzmanlık alanları seçiliyor. Ardından her bir katılımcı kendi donanımını güçlendirerek sunumlarını hazırlıyor. Ardından uzun soluklu bir deneyim süreci var. Önce danışma kuruluna sonrasında fokus gruplara sunumlarını gerçekleştirerek bireysel danışmanlık yolculuğuna adımını atıyor.

Son kitabınız “gitme zamanı” nasıl ortaya çıktı?

Gitme Zamanı benim altıncı kitabım. Bu kitap için 18 aylık bir hazırlık süreci geçirdim. Bir görünen alem var bir de görünmeyen alem. Aslında insanın yolculuğu da bu iki dünya arasındaki yolculuk. Zahir’de; yani görünende insanlarla paylaştıklarım, çalışmalarım, okuduklarım, bugüne kadar biriktirdiğim günlük hayatta ne varsa; Batın içinse; Batıni tarikatlardan ezoterik akımlara, kadim bilgilere, kutsal kitaplardan spiritüel kaynaklara yoğun bir okuma ve araştırma gerçekleştirdim. Zahir, yaşadığım hayatın getirdikleri, Batın, bu süreçte üzerine yaptığım özel çalışmaların günlük yaşamla harmanlanması oldu. Sadece kitaplarla yetinmedim, o inançları, bilgileri, öğretileri yaşayan insanlarla birlikte oldum, anlamaya çalıştım. Sonrasında kendi sentezimi yarattım.

Gerek kitaplarınızla gerekse insan odaklı farklı çalışmalarınızla her zaman ruha dokunuyorsunuz. Bu kitapta nelerle karşılaşıyoruz?

Bunu kitabın kapağındaki cümleyle anlatmak istedim:
Çıktığın her yol aynı yere vardıysa yeni bir yol bulmak için
GİTME ZAMANI
‘Cehennemden korkarken, cenneti yaşayamazsın.’

’Gitme Zamanı’, benim için bir dönüşüm noktası. Benim 37 yıllık birikimimle kaleme aldığım bir roman ve takip edecek üç kitapla birlikte bir dörtleme. Romanın içinde iki kurgu var; Batın ile Zahir. Ben onları birleştirmeye çalışıyorum ki aslında hiçbir zaman ayrılmamışlardı. Bir yanda günlük hayatta, kendi yaşamlarımızda, ailelerimizde gördüğümüz olaylar ve karakterlerden örülen bir hikaye var. Batın bölümü ise daha fantastik bir kurguda akan ikinci bir hikaye. Batın içinde farklı inançlar, ezoterik yaklaşımlar, farklı felsefi akımlar bir araya gelerek bir sentez oluşturuyor. Romanı okurken, hem hikayelerin içinde kaybolacak, hem de inanıyorum ki kapak kapandıktan sonra yaşamlarımızda bir şeyler değişecek. ‘Gitme Zamanı’, kişisel dönüşüm ile edebiyatı birleştiriyor. Bu anlamda daha önce denenmeyen bu tarzı deneyerek yeni bir alan açmayı hedefliyorum. Aslında hedeflediğim, bende olanı ortaya koymaktı. Batın ile Zahir, insanlığa yazılan bir kitap. Bu yüzden yabancı dil çevirileri kitap çıkmadan başladı ve hızlı bir şekilde farklı dillerde yurt dışında satışına başlanacak.

Bu kitabın sizin için bir dönüşüm noktası olduğunu ifade ediyorsunuz. Nedir bu kitabı diğerlerinden ayıran?

Ben de yaşıyorum, değişiyorum, büyüyorum. Her kitapta bir anlamda kendimi, yüreğimi temize çekiyorum. Benim için her kitap, özel bir buluşma. Her günüm, her anım o buluşmaya bir hazırlık. Ben de toplumun bir parçasıyım, bana da birçok kod ailem tarafından, çevremden, eğitim hayatından yüklendi. Ben de kendi hayatımda sadeleşmeye, kendi hayatımdaki sahteden, yalandan gitmeye çalışıyorum ve bu bir süreç. Ben de Zahir ile Batın arasında kendi yolculuğumu sürdürüyorum.

Yaşam Atölyesi’ne kimleri davet ediyorsunuz?

Yaşam Atölyesi’ne katılımlar bir ön görüşmenin ardından gerçekleşiyor. Önemli olan bireye özel, bireye uygun programı oluşturabilmek. Bu nedenle ön görüşmelerde hem katılımcı adayımızı tanıyor, ihtiyaçlarını saptıyoruz hem de kendimizi anlatıyoruz. Bu süreçte üzerinde 14 bin saat çalışılmış Yaşam Atölyesi’ne özel dizayn edilmiş olan bir kişilik envanteri de kullanılıyor. Katılımcı profiline baktığımızda ise ‘beyaz yakalı olarak tanımladığımız kitle ağırlıklı yer tutuyor. Genel olarak dışarıdan bakıldığında gayet iyi hayat sürdükleri gözlemlenen bir kitleden söz ediyoruz. Sonuçta her birimiz daha da iyi bir yaşamı arzuluyor, çıtayı yükseltmek ve tatmini daha fazla hissetmek istiyoruz. Bunu yaparken de duygularımızı, her şeyden önce insan olduğumuzu unutmadan yaşamlarımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Ancak bazen denge kaçabiliyor. Bunu kanıtlayan ise, danışan profilimize baktığımızda işinin zirvesinde olan da var, uçağı olan da var, işini yeni kurmuş olan ya da kariyerindeki sıçrama noktasına yeni ulaşmış olan da var, yaşamda belli bir doygunluğa ulaşmış, çocuklarını yetiştirmiş, uzun yıllar evliliğini sürdüren de, hayatındaki birçok kulvarı çözmüş ancak henüz ailesini kuramamış da var. Bu profili bu kadar uzun tutmamın sebebi, sonuçta her birey son nefese kadar arayışını sürdürüyor.

Serinin diğer üç kitabını nasıl bir zamanlamayla okuyucularınızla buluşacak?

Yazmış olmak için yazmayacağımdan dolayı net bir tarih vermek istemem.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: