Başa Dön

Çağdaş Sanatçı ve Yönetmen Lara Kamhi

Çağdaş Sanatçı ve Yönetmen Lara Kamhi

Okuma süresi 7 dakika

Lara Kamhi, benim ailece tanıdığım ve çok sevdiğim genç bir kadın. Çok uzun yıllara dayalı, güzel anılarla dolu zaman süreçlerinde onun büyüyerek nefis bir genç kız olmasını izledim. Büyük kızımla adaş olmasının da ötesinde, görünce ona hep çok sarılırım. Onu civarda pek fazla görmeniz mümkün olmaz, çünkü sürekli yoğun ve çalışıyor. Röportaj çekimimizi bile üç dört kez değiştirerek ancak başardık, o denli yoğun. Evi, soğandan ya da tohumdan kendi yetiştirdiği muhteşem dev bitkilerle dolu. Öyle muhteşem ki ufak çapta bir ormanda oturduk diyebilirim, o kadar güzel ve özel bir ev… 

Eğitimine bir sene ara vermek isteyip de ailesini ikna edemeyince, kabul olması en zor okullara başvuru yapmış, lakin donanımı ve kişisel kabiliyetleri sayesinde Sorbonne Üniversitesinin Tiyatro bölümüne hemen kabul almış. Okulun ilk günlerinde 1960’lardan beri yapılan en büyük grevler başlamış Fransa’da. Zar zor girilen derslerin, okulda çıkan olaylı eylemlerin sonunda birkaç ay sonra tüm devlet okulları kapatılmış. Öğrenci olarak yerleştiği Paris’te okulsuz kalınca, Paris Amerikan Üniversitesine geçmiş.Sinema Tarihi okumaya başladığı ve Jean-Luc Godard’ın asistanından dersler aldığı için kendisini çok şanslı hissetmiş. İtalyan, Fransız ve Amerikan sineması seçenekleri arasından Fransız sinemasını seçmiş ve Fransız yeni dalgası üzerine yoğunlaşmış. Bu bağlamda grev, Lara Kamhi’nin yolunu kalıcı olarak belirlemiş. Paris’te eğitim alması, kendi tarzı da olan Fransız yeni dalgasındaki deneysellikle iç içe olmasını sağlamış. Fransa’da yaşaması; branşında derin araştırmalar yapabilmesini, konusuyla alakalı her türlü müzeyi gezebilmesini, dolayısıyla branşıyla sımsıkı bütünleşmesini sağlamış. Sonra Bilgi Üniversitesinin; en iyi yönetmenlerin, en iyi eleştirmenlerin hoca olduğu, bienallerin orada yapıldığı, caz kulübünün ve müzesinin olduğu altın çağına denk gelmiş. Alt yapısı çok güçlü ve de bölüm birincisi olduğu için ilk seneden başarı bursu kazanmış. Oradaki dört yıllık eğitimi, üç yıl gibi erken bir başarıyla tamamlamış. Hem Türkiye’de hem yurt dışında başarılar kazanmış genç, güzel, çağdaş sanatçı ve yönetmen; her zamanki o pırıltılı kocaman gülümsemesi, sıcacık kalbi ve dünyalar güzeli yüzüyle yıllardır ince ince işlediği eğitim, iş, sanat hayatını ve bakın daha neleri neleri anlattı. Hepsini röportajımızda okuyabileceksiniz.

Öncelikle sizi tanıyalım. Lara Kamhi kimdir? Çocukluğunuz, aileniz, okullarınızdan bahsedelim lütfen…

Çok çeşitli kültürel altyapıya sahip, çok sesli bir ailede büyüdüm. Bu durumun; doğurdu karmaşadan ziyade, ahenginden beslenmeyi sevdim ve çok erken bir yaşta sanata yöneldim. Tiyatro, müzik ve dans eğitimleri alarak geçti çocukluğum. Öncelikle Sorbonne Üniversitesinde Tiyatro, sonrasında Paris Amerikan Üniversitesinde Sinema Tarihi okudum. Lisans eğitimimi İstanbul Bilgi Üniversitesinde Televizyon ve Sinema bölümünde tamamladıktan sonra, Londra UCL Üniversitesinin güzel sanatlar departmanı olan Sade School of Fine Art’ta Medya Sanatları üzerine yüksek lisans yaptım.

Şu anda neler yapmaktasınız?

Yaklaşık on iki ya da on üç senedir çağdaş sanatçı ve yönetmen olarak çalışıyorum. Prizma Expanded adında bağımsız bir sanat inisiyatifim var. Bu kapsamda sinematik sanatlara yoğunlaştığım bir sergi serisi hazırlığındayım. Bunun dışında sanat ve sinema üzerine makaleler yazmaya, medya sanatları ve sinematik deneyim tasarımı tarihi üzerine seminerler ve eğitimler vermeye devam ediyorum.

Bu aşamaya gelene kadar başka nelerle meşgul oldunuz?

Bu aşamaya gelene kadar başka şeylerle meşgul olmamam sayesinde bu aşamaya geldim açıkçası. Araştırmalarımı tutarlı bir şekilde derinleştirerek geliştirdiğim bir süreç benimsedim.

Sizce sanat nedir? Kimlere sanatçı denebilir?

Sanatın tanımını yapmaya çalışmak çok gerekli mi, emin olamıyorum genelde. Beuys; farkındalık içeren her hareket sanattır demiş. Bir ara bu tanım bana yakın gelirdi. Sonrasında hayret duygusu üzerinden anlatmaya çalıştım sanatı. Duygulanım yaratması da başka bir özelliğidir belki de. Farkındalığı olan kişinin, bu farkındalığı estetik veya kavramsal bir düzlemde geliştirip derinleştirme sürecidir belki de. Ayrıca isteyen kendine sanatçı desin… Mutlak bir taraftan bakmıyorum bu tanımlara.

 

Çocukken hayal kurar mıydınız? Bu hayallerinize ulaştınız mı?

Benimle çocukken “hayal gücü” diye dalga geçerlerdi. Sanırım sadece hayal kurarak geçiyordu vaktim. Kabına da sığmıyordu hayallerim; ancak, büyüyüp dönüştükçe hayaller de dönüşüm geçiriyor. Onlara ulaşmak adına tutarlı şekilde çalışma disiplini geliştirdim, bu doğrultuda düzenli bir çaba gösterdim. Dolayısıyla evet, çoğu hayalime ulaştım. Ulaştıkça da yeni hayal kurmaya devam ediyorum.

 

Sizce yaşamak nedir?

Klişe olacak ama aklıma gelen ilk cevap; “bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine” oldu. Sanırım Nâzım haklı…

Nelerden ilham alırsınız?

Her şeyden; gözümün gördüğü, kulağımın duyduğu, hissettiğim her andan.

 

Sizce Türk insanı sanat yaparken kendini özgürce ifade edebiliyor mu?

Türk, Japon, Rus çok fark etmiyor sanırım, özümüz bir. Ne tuhaf ki, baskılayıcı sistemler de çok benzer. Bu durum ifadeyi köreltmiyor esasında, geliştiriyor. Baskılandıkça daha yaratıcı çözümler aramaya itiliyor insan. Evet, ne mutlu ki kendini özgürce ifade eden ve hatta bunu görev bilen pek çoklarımız var.

En büyük korkularınız nelerdir?

Korkularının üstüne gitmeyi hobi edinmiş bir insanım. Örneğin; çocukken karanlık ormanlardan korkardım. Yetişkinliğimde karanlık çökünce ormana gidip yürüme ritüelleri geliştirmiştim. Korkularımı yenmek bir nevi toplumsal ve ailesel koşullanmaları da yenmemi sağladı, sağlıyor. Bu gibi pratikleri hâlâ uyguluyorum.

 

Çok güzel bir genç hanımsınız. Bu konuda takip edip uyguladığınız disiplinler var mı? Birkaç güzellik tüyosu lütfen…

Çok teşekkür ederim! Ben de sizi pek beğenirim doğrusu. Açıkçası biraz doğalcıyım sanırım. Henüz hiçbir uygulama yaptırmadım. “Ben ettim sen etme” babında öneriler verebilirim muhtemelen. Düzenli uyku, bol su, güneşe çıkmamak ve tütün ürünleri kullanmamak çok ama çok önemli. Hayatıma yeni yeni giren disiplinler bunlar; ne yazık ki ve keşke çok evvelden dikkat etseydim dediğim konular. Bunun dışında, yıllardır, haftada en az iki kez düzenli şekilde spor yapıyorum. Bu sevdiğim bir yönüm açıkçası; ama itiraf edeyim, sıklıkla masa başı çalıştığım için edindim bu düzeni; fiziğimi korumak, zayıf kalmak için değil. Belki de en güzel tavsiye en basitidir; stresten uzak durun! “Nasıl”ını ben bilemem. Şu devirde en zoru bu belki de.

 

Geleceğe ait plan ve hayalleriniz nelerdir?

Artık hayal ve planlarımı paylaşmama kararı aldım. Çok güzel gelişmeler oluyor profesyonel hayatımda, biraz da nazardan sakınıyorum sanırım; fakat şunu söyleyebilirim, artık bükülebilir, dönüşebilir hayaller kuruyorum. Bir günde tüm dünya düzeni değişebiliyorken, aksi külfet oluyor. Pek çok hayalim var, yolunda giden pek çok planım var. Gerçekleştirdikçe haberleşiriz.

 

Mutlu musunuz?

Çok. Bazen de hiç. İnsanım. Dönüşüyorum. Buram buram hissediyorum bir kere. Mantığım da hep devrede, her daim süzgeç işlevi görüyor. Dolayısıyla akış içindeyim, teslimiyetteyim demek en doğrusu olur.

Yazar Hakkında /

Ankara doğumlu olan Sinem Yıldırım; ilk, orta ve lise eğitimini İzmir'de tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Çeşitli dizi ve yapımlarda yer almıştır. İki kız çocuğu annesidir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.