Başa Dön

Büyük Patron Rahmi Koç ve Önerileri

blank

Büyük Patron Rahmi Koç ve Önerileri

Okuma süresi 13 dakika

blank

Ekim sayımızda kapağımızda konuk ettiğimiz büyük patron Rahmi Koç ile keyifli söyleşimize kaldığımız yerden devam ediyoruz. Röportajımızın ikinci kısmında başarılı iş adamı, yaşayan efsane Rahmi Koç’tan aile ve özel yaşamına dair ipuçları aldık. Günlük hayatındaki giyim tarzından çocukların nasıl eğitilmesi gerektiğine kadar birçok önemli konu hakkında konuştuğumuz Rahmi Koç ile olan özel röportajımız sayfalarımızda sizlerle…

Rahmi Koç ve önerilerini sakın kaçırmayın!

 

Kendi sektörüm olduğu için bir soru sormak istiyorum. Pek çok sektörde yer alıyorsunuz ama medyaya hiç girmediniz. Bunun özel bir nedeni var mı?

Medya sektörüne girmemiz için zaman zaman önümüze, bazı fırsatlar geldi. Ancak kurucumuz, babamız, patronumuz Vehbi Bey, sureti katiyen bu işe girmek istemedi. Özellikle medya sektöründe yer almamak konusunda net bir tavrı vardı. Onun için de fırsatlardan istifade edemedik.

 

Medya deyip geçmemek lazım; bugün medya, gazeteleri, mecmuaları, satış noktaları, televizyonları, prodüksiyonu, stüdyoları, dağıtımı gibi milyarlarca dolar yatırım isteyen bir sektör oldu.

 

Ayrıca gazetede ya da basında olmak için muhteşem bir dağıtım şirketinin olması lazım. O olmadığı zaman başarı şansı sınırlı. Dağıtım teşkilatı da Türkiye’de üç tane var ve mecburen onlarla çalışmak durumundasın. O bakımdan bu işi basite almamak lazım. Görünen sadece buz dağının üst kısmı, onun altında çok daha büyük bir teşkilat ve yatırım var. Bir Murdoch örneğine bakmak kafi; mesela bu imparatorluğu nasıl kurmuş…

 

Murdoch’i çok okudum aslında. Mevcut güce yakın durarak elindekileri kullanmış

Amerikan seçimleri, İngiltere’deki telefon dinleme olayları, kapattığı gazetesinin (News of the World) kızıl saçlı müdiresini (Rebekah Brooks )resmen mahkemeye verdiler ve oğlunun ifade alınırken takındığı arogan tavır gösteriyor ki, müthiş bir gücü var ve bu gücü şimdiye kadar çok iyi kullandı. İngiltere’de kanun çok kuvvetlidir, pek konuşabileceğini sanmıyorum.

 

Benim iki yaşında bir oğlum var. Onu başarılı bir Türk genci olarak yetiştirebilmem için bana ne tavsiye edebilirsiniz?

Türkiye büyük transformasyon yaşadı, ülkemiz dünyaya açıldı. Bugünkü Türkiye’nin bulunduğu durum, bizim zamanımız gibi değil. Türkiye’nin gayri safi milli hasılası, neredeyse 1 trilyona dayandı. Türkiye, oldukça büyük bir devlet haline geldi.

 

Şimdi bu halde çocuğunuz dünyayla bütünleşecekse en az iki lisan bilecek. Bunlardan bir tanesi, muhakkak İngilizce olacak, İngilizce bugün dünya ana dili. İkincisi iyi derecede bilgisayar eğitimi ve donanımı olacak. Üçüncüsü öyle bir eğitim alacak ki, dünyada o eğitimi almış akranlarıyla gerek görgü, gerek bakım, gerek giyim, gerek bilgi, gerekse lisan açısından birebir diyaloga girebilecek. Sonrasında çocuk girişimci mi, yoksa profesyonel olarak mı çalışacak, buna karar verecek. Profesyonel çalışacaksa geceleri rahat uyur, girişimci olacaksa bir gözü açık uyur. Kendi işini sıfırdan kurar, kendi tecrübesi ile kendi kendine büyür ve bir yerlere gelir ama bu, bu devirde çok zor. Amerikalı ne demiş “Muvaffak olabilmek için ya hiç kimsenin yapmadığı bir işi yapacaksın (Apple gibi) yahut herkesin yaptığı işi onlardan daha iyi yapacaksın.” Dolayısıyla kendisine öyle bir yol çizmesi lazım…

 

Olmaz mı? Olur. Okuduğumuz, öğrendiğimiz, gördüğümüz birçok insan sıfırdan başlayarak, talebe halindeyken neler ortaya çıkarıyorlar. Şirketleri milyarlarca dolar piyasa değeri elde ediyor. O bakımdan senin çocuğunun da böyle olmaması için bir sebep yok. Ama illaki çocuğa “şu konuda şunu yapacaksın” diye baskı uygularsanız ters tepiyor veya çocuğun o tarakta bezi yoksa hüsrana uğruyor. Dolayısıyla aile de hüsrana uğruyor.

 

O bakımdan çocuğa en doğru yolu gösterip en iyi nasihatleri verip serbest bırakmak, çok sıkboğaz etmemek lazım. O kendi yolunu bulur, suyun kendi yolunu bulduğu gibi.

 

Bir defa dünyada olan biteni çok yakından takip etmesi ve önüne çıkan fırsatları kaçırmaması lazım, sadece Türkiye’de olan biten kafi gelmiyor. Meşakkatli çalışmaya alışması lazım. “Kalk oğlum bugün Hindistan’a git, bundan sonraki maaşını Hindistan’dan alacaksın” dediğin zaman “kem küm” etmemesi gerekir.

 

Biz, kendi zamanımızda buradan Ankara’ya adam gönderemiyorduk. Evliyim, sosyal hayatım var, işte çocuklar mektebe gidiyor gibi bir sürü mazeretler üretiliyordu, sanki Ankara dağ başıymış gibi. O bakımdan her çocuğun zorluklarla, yokluklarla, sıkıntılarla çalışmayı bilmesi lazım.

 

İki türlü çocuk yetişiyor, biri, annenin-babanın daima her şeyi çocukları ile birlikte yaptıkları bir stil. Diğeri ise annenin-babanın meşguliyetlerinden dolayı çocuklarına dadı tuttuklarından onlarla kafi derecede vakit geçirmiyorlar yahut geçiremiyorlar. Bu da çocukta iz bırakıyor. Mutlaka ebeveynlerin çocuklara vakit ayırıp, şahsen ilgilenmelerinde büyük fayda var.

 

Çocuk yetiştirmek kolay değil, zor iş fakat iyi çocuk yetiştirmek daha da zor. Çocuğunuzu nakış gibi işleyeceksiniz, çünkü her şeyi anadan babadan öğreniyor. Dolayısıyla hep müspet şeyler göstermek ve örnek olmak lazım. Çocuk annesine veya babasına açılabilmeli, kardeş gibi olmalı. Derdini sıkıntısını saklamamalı, söylemeli ki zamanında müdahale edilebilsin, aynen hastalıktaki teşhis gibi.

 

Senin tek çocuğun mu var?

 

Evet. İnşallah kardeşleri de olacak.

Tek çocuk olmak da zor; okula gidinceye kadar başka çocuklarla geçinme, arkadaşlık etme, onları kıskanma, kıskanmama gibi duygular elde edemediği için, okula gittiği zaman sıkıntı çekiyor. Tek çocuk olduğu zaman anne baba üzerine çok düşüyor, “şımarma tehlikesi” ortaya çıkıyor. Hele büyükanne, büyükbaba daha da şımartırsa çocuk ele avuca sığmaz bir hale geliyor. O bakımdan çok dikkat etmek gerekir.

 

Muhakkak çok iyi tahsil görmesi şart, yani okuduğu okulda sınıfını geçmesi gibi değil benim anlatmak istediğim. İyi bir okulda çok çalışarak, iyi neticeler alarak sınıfını geçmesi önemli olan. Ama diyeceksiniz ki vasat insanlar da hayatta muvaffak olabiliyorlar, çok örneğini gördük, o tarafa mehili olursa ve çalışkansa akademik kariyer oluşuyor, profesör, öğretmen olabiliyor hatta rektörlüğe kadar yolu var..

 

Gençken çocuğunuzla birlikte spor yapmanız lazım. Her mevsimde bir aktivite yaptırmalı, kışın kayak, yazın yüzme gibi… Muhakkak müzikle ilgilenmesi ve bir enstrüman çalmayı öğrenmesinde fayda var. tarihsel bilgisi olması, bilhassa kendi tarihimizi bilmesi şart. Ayrıca Latince öğrenmesi de diğer lisanları konuşabilmesini kolaylaştırır.

 

Rahmi Koç olarak bir kişiyi işe alırken ne tür özellikler arıyorsunuz? Sizin için elemanda olmazsa olmaz nedir?

Bir yöneticiyi işe alırken öncelikle özgeçmişini tetkik ederiz, hakkında istihbarat yaparız. Sonra mülakata çağırırız, enine boyuna görüşürüz. En mühimi ise kaç iş değiştirdiğine, muhitine bakarız, hanımıyla tanışırız, çoluğuna çocuğuna üstüne başına dikkat ederiz. Tecrübelerini gözden geçiririz. Tabi alınacak pozisyona göre entrepreneur ruhu var mıdır, iş tecrübesi ne kadardır, işi benimser mi, benimsemez mi, çalışma derecesi nedir, yaşı kaçtır, bunları inceleriz. Daha sonra sağlık kontrolünden geçiririz. Koç kültürüne ne kadar uyar, bunu tayin etmeye çalışırız. Biz umumiyetle grup içinden terfi ettirmeyi tercih ederiz.

 

Grup dışından kilit noktalarına gelen idarecilerimiz zaman zaman kültürümüze alışmakta zorluk çekmişlerdir. Dolayısı ile yalnız ben değil, diğer arkadaşlar da alınacak elemanlarla görüşürler, hep beraber görüşlerimizi alt alta sıralar ve ona göre bir karar veririz. Bir idarecinin aile hayatı çok önemlidir.

 

Ayrıca her düzeyde eleman alırken de arkadaşlar bu şekilde hareket eder. Bu kadar incelemeyi yalnız alacağımız idarecilerimiz, personelimiz için değil, aynı zamanda bayilerimiz için de yaparız.

 

Siz her zaman çok şık ve modern gözüküyorsunuz. Çok Avrupai, çok farklı bir tarzınız var. Hep çok bakımlısınız. Zaten Terazi burcusunuz. Terazi burçları için hep en yakışıklılar ya da en güzeller bu burçtan çıkar, derler. Sizin estetiğe ve modaya bakış açınız nedir?

Ben modayı takip eden birisi değilim. Daha ziyade klasik İngiliz tarzı giyinmeyi severim ama bu da kafi değil. İnsan kendini bilmeli, kendisine yakışacak şekilde bir tarz edinmeli ve yerine göre giyinmeli. Mesela Uludağ’a lacivert takım elbise, kravatla gitmenin bir manası yok, bunun tersi, bir idare meclisi ve iş toplantısına da yaka bağır açık gelmek ne kadar şık olursanız olun iyi intiba bırakmaz. Dolayısı ile bunun burçla falan alakası yoktur, insandan insana fark eder. Mesela size çok şık gelen bir tarz, bir giysi, bana hiç uymayabilir.

 

Günümüzde bir insanın daima bakımlı olması marifet değil, şarttır. Bu kadar imkan içerisinde bakımsız gözükmek için hakikaten uğraşmak lazım.

 

Sanatı ve sanatçıyı her zaman destekliyorsunuz. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Sanat ve sanatçı çok derin bir konudur. Sanatçılar ve sanat bir memleketin kültürünün en iyi aynasıdır. Nasıl ki, lisede, üniversitede çok iyi talebe yetiştirmeye çalışıyorsak, memleketin sanatçılarını ve sanatını da en üst düzeye çıkartabilmek için yalnız benim, bizim değil, hepimizin el birliği ile çalışması lazım. Bunu bir memleket meselesi olarak ele almalı, vatan hizmeti olarak kabul edilmelidir, imkanı olanlar maddi bakımdan, olmayanlar ise moral bakımından sanatımıza ve sanatçımıza destek olmalıdırlar.

 

Üç tane birbirinden başarılı ve örnek evladınız var, onlarla, eşleriyle ve torunlarınızla ilişkileriniz nasıl?

Babam hepimize mesafeli idi, oysa ben çocuklarımla arkadaş gibiyim. Şakalaşırız, tenkit eder, ediliriz, beraber spor yaparız, hobilerimizi paylaşırız, dertlerimizi ortaya koyarız, çözüm ararız, birbirimize tavsiyelerde bulunuruz. Velhasıl, gül gibi geçiniriz.

 

Torunlara gelince; dünyada torun zevki kadar başka hiçbir zevk yoktur. İlk defa bir düğünde büyük torunum Esra ile dans ettik, fevkalade mesut oldum. Ne var ki, onları istediğim sıklıkta göremiyorum maalesef.

 

Uzun zaman sonra size ilk defa bir erkek torun geldi, duygularınızı öğrenebilir miyiz?

Torunun kızı, erkeği olmaz. Üç tane kız torunum üzerine bir erkeğin gelmesi tabiatıyla hepimizi memnun etti. Eskiden olsa soyadımızı taşıyacak diye sevinirdik. Oysa bugün kızlar evlendikleri kişinin soyadı ile birlikte kendi soyadlarını da taşıyorlar. Dolayısı ile bu sorun da ortadan kalkmış oluyor.

 

Fakat Kerim, en küçük torunum olduğu için elbette, bütün alakaları üzerine çekiyor.

 

Türkiye’de, Avrupa’da olduğu gibi soylu lordlar, prensler yok… Ama siz Türkiye’de pek çokları için böyle bir noktadasınız…. İş ve özel yaşamınızdaki duruşunuzla herkes tarafından örnek alınan bir kişiliğe sahipsiniz. Peki, bu hayattaki en önemli prensipleriniz ve vazgeçemeyecekleriniz nelerdir?

Bizim ülkede böyle soylu lordlar, prensler yok ama bizde de bir Osmanlı kültürü, bir aile adabı, bir yetiştiriliş tarzı, görgü, bilgi var. Bunun için mavi kanlı olmaya lüzum yok. Memleketin bir çok yerinde imkanları mahdut olan ailelerde bile bu duruş, bu metanet, bu görgü vardır. Dolayısı ile biz de ailemizden gelen tarzla bunu çocuklarımıza aktarıyor, hem de Koç Grubu’nun kültürüne yansıtıyoruz. Churchill, “Centilmen olmak için üç nesil gerekir” demiş. Bizim ailenin soy ağacı ise 1352 tarihine dayanır.

 

Bildiğimiz kadarıyla en büyük zevkleriniz tekne ve seyahat…. Tekne ile dünyayı dolaştınız “Çocukluk hayalimdi” dediğiniz dünya turunu tamamlayıp “Nazenin IV ile Devr-i Alem” isimli bir kitap bile yazdınız… Bu tur ile ilgili ilginç anılarınızı, yaşadıklarınızı ve deneyimlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Dünya seyahati deneyimlerini ve yaşadıklarımızı iki şekilde aksettirdim. Bir tanesi A-4 büyüklüğünde “Sergüzeşttir Seyahatnamem” isimli 4 ciltlik bir kitap ki, neredeyse bir kütüphane. Bir de sizin de bildiğiniz büyük 8 kiloluk masa üstü kitabı var. Dolayısı ile iki sene boyunca 28.600 mil yaptığımız seyahatimizde iyi, kötü bir sürü olaylar yaşadık, bunlar buraya sığmaz. Merak edenler varsa, kitaplardan bir takım alıp okuyabilirler.

 

Ben sizinle ve Koç ailesinin fertleri ile ne zaman bir araya gelsem; her sözünüzden, her davranışınızdan çok etkileniyorum. Muhakkak yeni bir şeyler öğreniyorum ve örnek alıyorum. Değerli vaktinizi benimle ve MAG okurlarıyla paylaştığınız için çok teşekkür ederim.

 

RAHMİ M. KOC. KOC ÜNİVERSİTESİ MEZUNİYET TÖRENİ KONUŞMASI

Siz sevgili mezunlarımıza da birkaç tavsiyede bulunmak istiyorum;

-Sıradan biri değil, değişik bir insan olun.

-Doğru bildiğinizi açık, seçik ifade etmekten çekinmeyin.

Kendinize güvenin ama başkalarının tecrübelerinden de yararlanın.

Örf ve adetlerimizi unutmayın, ülkenize sadık kalın.

İşinizi severek yapmanız başarınızın bir nevi teminatıdır.

Sağlık demokrasi gibidir, elden gitmeyince kıymeti bilinmez. Dolayısı ile sağlığınıza dikkat edin ve zinde olmak için muntazam spor yapın.

Çevreye saygılı olun ve başkalarının da saygılı olmasını sağlayın.

-Enerjiyi nerede olursanız olun, tasarruflu kullanın.

-Şu deyimi aklınızdan hiç çıkarmayın!

Ağızdan Çıkan Söz, Yaydan Çıkan Ok, Geçmiş Zaman Ve Kaybedilen Fırsat Hiç Bir Zaman Geri Gelmez.

 

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.