Başa Dön

Bünyamin Balamir Rengarenk Eserler

Bünyamin Balamir Rengarenk Eserler

Okuma süresi 5 dakika

 

Huzur dolu duygular uyandıran, rengarenk resimleriyle büyük beğeni toplayan Akademisyen, Yazar ve Ressam Bünyamin Balamir, sanat kariyerinden

eğitimci kimliğine, eserlerindeki estetik anlayışından yakın dönemde açacağı

yeni sergisinin detaylarına kadar merak edilen her şeyi

MAG Dergi Genel Yayın Yönetmeni Beril Çavuşoğlu’na anlattı.

 

Sanat kariyerinize nasıl başladınız? Yaptığınız resimler dışında başka bir ilgi alanınız ya da eserleriniz var mı?

Yirmi yıldır Ankara’da yaşıyorum ve buraya hayallerimin peşinden geldim. Yedi tane yayınlanmış kitabım var. Şiir, öykü kitapları ve sanat eğitimi ile ilgili akademik yazılarımın olduğu üç tane kitabım var. Kitaplarla uğraşmak çok hoşuma gidiyor. Resim yaptığımdan daha fazla yazılar yazıyorum. Onlar benim yaşam alanım, hayata katlanmamı sağlıyor. Sanatın üretim değil araştırma olduğuna inanan birisiyim. Akademisyen tarafımın yanı sıra sanat ve zanaat eğitimim de var ama ben sanat eğitimini, kişinin ruhsal derinliklerine yaptığı estetik bir yolculuk olarak görüyorum.

 

İnsanlara huzur vermeyi, onlara sevgi ile bakmayı ve eğitimci kimliğinizle de gençleri bilinçlendirmeyi önemsiyorsunuz. Bu eğitimci yanınızı sanat ile nasıl birleştiriyorsunuz?

Her sanatçının resimlerinin beğenilmesi onu mutlu eder. Siz; resimlerimi cennet gibi yorumlayınca çok hoşuma gitti. Cehennem gibi dünyada cennet gibi bir şeyler yapabiliyorsam ne mutlu bana diyebilirim. İnsanlara huzur vermeyi, hayata sevgiyle bakmayı, eğitimci yanımla da gençleri yetiştirmeyi seviyorum. Her şeyin başı sevgi. Benim sloganım; “Sevgi Yaşamın Özüdür.” Onun için bütün insanlar huzur, keyif, mutluluk ve refah içinde sevgiyle yaşasın. Böyle bir ruh hâlim var. Bu psikolojimi renklerle birlikte resimlerime aktardığım zaman kendi iç dünyamın sembolik renklerle fantastik soyutlama tarzında diyebileceğimiz oluşumlarda resimler çıkarıyorum. Uzun yıllardır resimle sanatla çalışıyorum. Sanat tarihinde örnekleri de var. Sanat eğitiminde dayatmacı bir anlayışta olan kişiler var. Ben hiç öyle olmadım ve kendi hayatımda da bunu uyguladım. Atölyemde herkes son derece özgür Ben tecrübelerimden dolayı onların istedikleri yollarda rehberlik yaparım. Nasıl sağlam gideceğinin yollarını göstermeye çalışırım. Bence sanat eğitimciliği de budur.

 

Hayata karşı kurallarınızı resimlerinizde siz koyuyorsunuz. Siz kendi sanat anlayışınızı nasıl tanımlarsınız?

Benim yaptıklarımın hepsi fantastik soyutlamadır. Benim resimlerime soyut da diyebilirsiniz somut da ama ikisinin ortasında bir dil. Bu benim kırk yıldır hedef koyduğum, resimlerimi temellendirdiğim süreçtir. Her rengin, her insanın farklı psikolojik anlamı, kişiliği var. Hiç zorlanmadan çok samimi, doğal olarak insanın o psikolojinin arkasındaki rengi bulması gerekiyor. Özgürlüğe giden yol yürek atışında saklıdır. Teknik oluşumları, çeşitli yöntemlerle öğretirsiniz ama özgün bir yola gitmenin yolu yürekten geçer. Ben kendimi dinler, yüreğime ve hayallerime sahip çıkarsam o zaman özgün bir çalışma ortaya koyabilirim. O zaman dünyaya, yaşadığım ülkeye ve sanata bir katkım olur. Kapitalist sistemin getirdiği oluşumdan payımı alayım diye başka hedefler doğrultusunda çalışırsanız orada bulunan sanat tartışmalıdır. O sanat yüreğinize göre değil başkalarının beklentisine göre ortaya çıkıyor demektir. Bu da özgünlüğü yok eder. Ben gücüm yettiğince kendi dünyamda özgünlüğü kullanıyorum.

 

Cennetteymiş gibi bir algı yaratan, hafif ve huzurlu duygular uyandıran rengarenk resimler ortaya çıkarıyorsunuz. Sizce bunun sırrı nedir?

Kendi alanımda da kırk beş yıllık bir deneyim sürecim var. Yetmişli yılların ortalarında karakalem, karışık teknik, kolajlar, resimlerdeki fantastik oluşumlar sonraki dönemlerde ise biraz daha soyut, tarihsel kaynaklardan esinlenen unsurları kullanarak modern dünya imgeleri ile klasik doğayı birleştirmeye çalıştım. Son on yıldır akrilik tekniğini hayatıma kattım. Akrilik ve yağlı boya ilişkisinde biraz daha spontane ve rastlantıları kullanarak renkleri yönlendiriyorum.

 

Kelebek motiflerini resimlerinizde çok sık görüyoruz.  Kelebek motiflerinin sizin için önemi nedir? 

Kelebeklerin anlamı benim ruhsal yapım ile çok örtüşüyor. Kırılgan, duygusal, hassas ve kanatlarında soyut bir sanat olması beni cezbetti. Özellikle kısa ömür… Bana göre hayat çok kısa. Kimse ile tartışmaya değmeyecek kadar kısa, yaşayalım felsefem var ve kelebekler bunun ile çok örtüşüyor. Çocukluk yıllarımı doğada geçirmemin etkisi de büyük. On yıldır kelebek motifleri yapıyorum biraz doygunluk noktasına geldim. Heyecanımı yitirmeye başladığım için şimdi biraz daha azaltarak sembolik olarak koymaya başladım. Kelebeklerin yerine gökyüzü, güneş, sonsuzluk ve ufuk her zaman beni cezbetmiştir. İnsanın ruhsal derinliği doğadaki perspektif derinliği ile örtüşüyor.

 

Yakın zamanda bir serginiz olacak mı?

O yakın, çok uzak oldu. Bir yıl önce o sergi açılacaktı. Ancak pandemi nedeni ile ertelendi. 16 Mart – 9 Nisan tarihleri arasında Armoni Sanat Galerisi’nde bir yıl gecikmeli olarak açılacak. 50. yıl 50. Kişisel sergim olacaktı, hoş bir rastlantıydı. O yüzden resimlerimde Ankara imgelerinden de yararlandım. Heyecanla bekliyorum. Ellinci sergim olacak ama hep aynı resimler değil. İzleyiciler çok farklı sürprizler görecekler. Bence sanat yolculuğu bu. Bu inandığım yolda devam ediyorum. Oraya yeni bir unsur koyarken yeni bir heyecan hissediyorum.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Bir Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: