Başa Dön

Başarılı Yönetmen Murat Şeker

blank

Başarılı Yönetmen Murat Şeker

Okuma süresi 6 dakika

Başarılı yönetmen Murat Şeker, bundan önce yönetmenliğini yaptığı ve büyük beğeni kazanan “2 Süper Film Birden”, “Aşk Tutulması”, “Aşk Geliyorum Demez” ve “Çakallarla Dans” seri filmlerinden sonra şimdi de Sarp Levendoğlu’nun başrolde oynadığı ‘Deliormanlı’ filmiyle ses getirdi…

SİZİ BİRAZ YAKINDAN TANIYABİLİR MİYİZ?

Ben Murat Şeker. Yönetmen, yapımcı, senarist, İsviçre çakısı gibi Türk sinemasına hizmet eden bir şahsiyetim. 2006’dan beri uzun metrajlar yapıyoruz, daha öncesinden belgeseller de vardı, Deliormanlı da onuncu film. Ben Mimar Sinan’dan mezun oldum ama bir yandan piyasada da çalıştığım için hem alaylı hem de mektepten yönetmen verdim. Türk sinemasını yapanların öğrencisiydim ve onların izinden devam ediyoruz.

SENARİST, YAPIMCI, YÖNETMEN YÖNLERİNİZİN YANINDA AYNI ZAMANDA MÜZİKLE DE İLGİLENİYORSUNUZ. SİZCE EN ZORU HANGİSİ?

En zor olan müzik. Zaten müzikle eskisi kadar ilgilenemiyorum. Eskiden radyo programı, Dj’lik hatta ufak ufak serat eleştiri, müzik yazıları hatta bir iki şarkı yapmışlığım da olmuştu ama bunlar hep birer hobiydi. Müzik gerçekten en zoru, çünkü Allah vergisi, yeteneğin yoksa ne kadar müziği seversen sev, ne kadar çalışırsan çalış bir yere kadar. Yani belki müziğe yeteneğim olsa yönetmen değil, müzisyen olurdum.

PROJELERİ SEÇERKEN EN ÖNEMLİ KRİTERLERİNİZ NELERDİR?

Biz daha çok halk sineması yaptığımız için halkımızın kendi dillendiremediği isteklerine yönelik filmler yapıyoruz yani filmler içinde her zaman bir mizah bir hiciv, bir taşlama vardır. Biraz da halkın sesi olmaya çalışıyoruz. Çakallarla Dans filminin bu kadar tutulmasının sebebi de o; toplumun demeye dilinin varmadığı veya aklına gelmeyen ama rahatsızlık duyduğu şeyleri biz espirili bir dille onlar adına söylüyoruz. Bu da bir karşılık buluyor. En önemli kriterimiz bu. Bir de bize kimse böyle bir misyon vermedi ama biz Türk sineması adına çalışıyoruz. Tamam para da kazanıyoruz Allah’a şükür ama yani bir iş yaparken sadece kendi keyfim için ya da canım böyle istedi diye yapmamak biraz genel durumu da yönlendirmek gerekiyor. Biz de bu yüzden Deliormanlı filmini yaptık zaten. Yeni bir soluk olsun, yeni bir Türk sineması olsun. Türk sineması komedi ve melodramın arasına sıkışmış durumda, doğru düzgün drama bile olmuyor, diziler aracılığıyla da toplumun dramaya boğulduğu bir dönemden geçiyoruz. Drama ihtiyacını televizyonlar karşılıyor, komedi ihtiyacını sinema karşılıyor gibi… 2015 itibariyle yılda 62 milyon bilet rakamına ulaşıldı. Bu yüzden biraz da dram, aksiyon ve farklı bir tür olsun diye biz de Deliormanlı projesine yöneldik, bu yönde eylemlerimiz de devam edecek.

TÜRK SİNEMASI SON YILLARDA ÇOK FAZLA İVME KAZANDI, ÇOK FAZLA FİLM ÇEKİLİYOR. BU KONU HAKKINDA SİZ NELER DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Süper bir şey. Birçok insanın burun kıvırdığı birçok film üretilmeye başlansa da, sinemada para var diye duyup da gelseler de, bu yine de pozitif bir şey tabii ki… Dünyada Amerikan sinemasına kafa tutabilen bir Güney Kore, bir de Türkiye var. Fransa’da da bu oluyor ama oran olarak %50’den fazla olan Güney Kore ve Türkiye… Bu da zaten birçok şeyi anlatıyor. Türk halkı da Türk sinemasını destekliyor; bize yapın diyorlar, biz de yapıyoruz.

DELİORMANLI FİLMİNİ ÇEKERKEN EN ÇOK ZORLANDIĞINIZ SAHNE HANGİSİYDİ?

Doğal olarak boks sahneleriydi. Çünkü oradaki hazırlıklar ne kadar öncesinden olsa da, Sarp bir yıla yakın çalışmış olsa da, karşıdaki profesyonel boksör olsa da sahneler riskliydi, çünkü ne kadar film olsa da yumrukların bir kısmı gerçekti ve o yumrukların gerçekliğinin de belli bir seviyede olması gerekiyordu. Tabii ki öldüresiye vurmamaları gerekiyor ama bir iki tane yumruk yediler, sağlam şeyler oldu. Dışarıda ambulanslar, doktorlar bekliyordu, doğal olarak da bu durumlar bir iç gerilim yaşattı ama üstesinden kalktık. Sarp kendisi de cesur bir insan. Herkes boks filminde oynamak ister ama kimse suratına yumruk yemek istemez ama arada yiyorsun. Dolayısıyla biz yönetmen olarak çekerken zorlandık, oyuncular oynarken zorlandı… Bir de sabahlara kadar ringteler, Haydarpaşa Garı’nda çekim yapıyoruz, tamam içeriyi ısıtıyoruz da dışarıda -5 derece hava var, üstleri çıplak… Zaten bir kere acıdım Sarp’a… Raund aralarında kafasına sürekli süngerle su sıkıyoruz. En son onuncu ya da on birinci tekrardı. Yumruk yerken acımadım da orada acıdım çünkü orada herkes montlarla ama o ringte ve üstü çıplak… Artık şortu üstüne yapışmış… Bir de olmuyor tekrar su geliyor… Ama o sahneler de çok güzel oldu sonuçta, çünkü çok gerçekçiydi.

DELİORMANLI FİLMİNİN ŞU ANKİ SÜRECİNİ SİZ NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ YÖNETMENİ OLARAK?

Vizyon tarihinin 1 Nisan olması, terör saldırıları, havanın sıcak olması gibi sebeplere beklentimizden biraz düşük gişe ile başladı. Ama tepkiler çok olumlu bu yüzden zamanla yerini bulacağını düşünüyorum. Bir de filmleri yaparken zamana dayanıklı filmler yapmak gibi bir amacımız var. Tabii ki filmlerin devamının yapılabilmesi için gişe de bizim için önemli. Yeni bir tür olduğu için Deliormanlı’nın gişesi de seyircinin yeni filmlere reaksiyonunu gösteriyor. Uzun vadede zaten hak ettiği yeri bulacaktır. İnşallah gişede de biraz performansı artar ve maddi olarak da sıkıntılara yol açmaz. Çünkü önemli olan on yıl sonra bu filmi seyrettiğinizde neler hissedeceğiniz. Yani ben bu konuda deneyimliyim. Aşk tutulmasını yaptığımızda 2008 yılıydı ve şu an hala televizyonlarda gösteriliyor, hala reyting alıyor. Çakallarla Dans’ın altı yılı oldu, dördüncü kez televizyona satıldı ve yayınlandığında hala iyi reytingler alıyor. Sinema gişesi bir kriter ama temel kriter değil. Komedi filmleri Türkiye’de çok popüler ama yurt dışına satılamıyor. Fakat Deliormanlı’nın ben birçok ülkeye satılacağına inanıyorum. Yakın gelecekte Orta Doğu ve Balkanlar’da Sarp’ın adını duyacağız bence. Çünkü filmin öykü olarak buna açık bir yapısı var.

DELİORMANLI’NIN TÜRKİYE’YE ÖNCÜ OLACAĞINI SÖYLEYEBİLİR MİYİZ BU NOKTADA?

Tabii kendi çapında bir başlangıcını yaptı. Bir şeylere öncülük edecektir ama buna zaman karar verecektir.

YENİ PROJELERİNİZ OLACAK MI, DELİORMANLI DEVAM EDECEK Mİ?

Biz yaptığımız işten memnunuz, yaptığımızın arkasındayız, seyreden herkesten de çok pozitif geri dönüşler oluyor ama Deli Ormanlının devam edip etmeyeceği halkın vereceği tepkiye bağlı, bunu zaman gösterecek.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: