Başa Dön

ALTIN ÇAĞIN ALTIN MİMARI

ALTIN ÇAĞIN ALTIN MİMARI

Okuma süresi 12 dakika

Bu ay hepinize çok uzun zamandır kendisinin çok büyük hayranı olduğum, yaptığı işe ve tarzına aşık olduğum bir mimarımızla yaptığım röportajım ve muhteşem bir çekimle merhaba diyorum. Kırklı yaşların henüz başındaki bu genç adam dünyanın pek çok ülkesinde sayısız devlet adamı ve bilinir kişinin evlerini komple emanet ettikleri, dev şehirlerin en önemli binalarını, köprülerini kendisinin yapmasını istedikleri, ülkemizde de çok tanınan ve yurt dışında sokakta yürürken dahi herkesçe bilinen bir kişilik. Sadece belirgin ve insanı şaşkına çevirecek kadar çok şaşa ve pırıltı saçan mimari tarzı değil aynı zamanda giyimi kuşamı, boylu poslu yapılı fiziği, Türkçemiz’i ve yabancı dilleri kullanışının güzelliği, sesinin tonu ve pırıl pırıl gülümsemesiyle de insanın hafızasında en derinlere kadar işliyor ve bir daha da hep orada kalıyor.

Bahsettiğim insan, yurt dışında ülkemizi çok büyük bir başarıyla temsil eden mimar Eren Yorulmazer. Asırlara yayılmış, kıtaları sarmış, olağanüstü mimari eserler yaratmış ve geriye bırakmış bir imparatorluğa, Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapmış bir şehir olan Bursa doğumlu olmaktan son derece gurur duyan mimarımız beni o kocaman aydınlık gülümsemesiyle karşıladı ve ilk andan itibaren aurasına aldı.

Her güne farklı gramajda kumaştan ayrı takım

Eren Yorulmazer hayatınında hiç kış tatili yapmamış, çünkü işine aşık ve sürekli ve sürekli çalışıyor. Bir diğer aşkı gardrobu. Tom Ford, YSL, Armani gibi ama en çok ve özellikle Tom Ford’dan özel siparişle hazırlattığı takımları için her ayın her gününe ayrı otuz adet ve tek özel sipariş veriyor. Mevsime göre her takımı farklı gramajda kumaşlardan hazırlanıyor. Çok temiz, titiz, düzenli, sakin ve neşeli bir duruşu var.

Son derece büyük bir disiplinle uyguladığı spor programını dünyanın neresine giderse gitsin her gün sabah bir saat hiç aksatmadan özel trainer eşliğinde yapıyor. Deniz ürünleri ağırlıklı bir beslenme düzenini seviyor. Dünyanın neresine giderse gitsin aylar sonrasına dahi çok zor rezervasyon yapılabilen restoranlarda ve en hit otellerde kendi adına özel yerleri var. Yurt dışında sokaklarda dahi kendisi isim ve soyadıyla tanınıyor.

Deha ve ihtişamın bileşkesi

Ritz Rezidans’ın penthouse’undaki private ofisi ve evinde gerçekleştirdiğimiz çekimde ofis ve evin konumu kadar içerideki şaşırtıcı detaylarda yaratılmış olan uyum ve değişik yapı da insanı adeta büyülüyor. Belirsiz aralıklarla kullanılan tüm obje ve mobilyalarını sürekli değiştiren Eren Yorulmazer, yaptığı işi, işiyle birlikte edindiği önce müşterisi son da arkadaşı olan insanları ve ailesini çok derin bağlarla seviyor.  Yabancı medyanın sıklıkla kendisine ve eserlerine sayısız yer verdiği katalog ve dergilere birlikte bakarken ülkemiz adına kandisiyle büyük gurur duydum.

Yirmi kişilik kalabalık ekibiyle hiç durmaksızın çalışan ve sürekli üreten başarılı mimarımızın bir gün, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin tüm şehirlerini baştan aşağı yenileyip dünyamızın girdiği altın çağa uygun görüntüde pırıl pırıl ve tasarım dehası bina, köprü ve sokaklarla doldurmasını temenneni ediyorum.

Bize kendinden bahsetmeni rica ediyorum. Ailen, okulların, eğitimin, çocukluğun, bulunduğun ülkeler, vs.

Bursa Çekirge doğumluyum. Asırlara yayılmış, kıtalara yayılmış olağanüstü mimari eserler yaratmış bir imparatorluğun; Osmanlı İmparatorluğu’nun var olduğu bu şehirde doğmuş olmak beni her zaman çok mutlu etmiştir. Ticaretle uğraşan bir ailenin iki çocuğundan biriyim. Bir de kız kardeşim var. 70’li yıllar Türkiye’sinde Bursa’da geçen çocukluk dönemi ve hatırladıklarım beni mutlu ediyor. O yılların modernizmi ve düşünce açıklığı çok güzeldi. Halston ve Yves Saint Laurent’in modaya verdiği dinamizm, modernizm, parfüm rüzgarları, o dönemin genel çizgileri hep hatıramdadır. Siyah beyaz televizyon dönemi, sarışın güzelliği ile Ajda Pekkan, melankolinin muhteşem melodisi ile Nükhet Duru, kaybolan yıllar ile Sezen Aksu, Barış Manço ve kıyafetleri çocukluğumun unutulmazları hep…

İnal Ertekin eğitim kurumlarındaki ilk eğitim yıllarım muhteşemdi. Çok köklü bir dil bilgisi ve genel kültür ile mezun oldum. Bursa Anadolu Lisesi’ni takiben olağanüstü İTÜ yıllarım ve mesleki eğitimim… Proje derslerindeki heyecanım, başarım, zirvenin keskin hatları ile karşılaşmam, tam not aldığım proje derslerim ve bu mesleğe aşık olmam… Hepsi birbirini takip etti. İTÜ’deki eğitim yılları sayesinde dünyada mimaride iz bırakmış büyük isimleri keşfetmem ve öğrenmem… Mimarlık tarihi dersi sayesinde sanattaki devirleri öğrenişim… Dönemler arası farklılıklar ve dönemlerinin büyük ustalarını ve eserlerini ders olarak okuyup hayatın yeni sayfalarını açışım… Okuldaki eğitimle beraber Sayın Reşit Soley’in ve Sayın Mustafa Toner’in ofislerindeki staj ve deneyim günlerim. Tecrübelenişim ve öğrendikçe daha fazla heyecan duyup tatminsizliğin doruklarında dolaşmalarım… Hepsi ben… Çalışmada ve yaratmada limit koymamayı öğrenişim ve uygulamam… Dur durak bilmeden yenilenmenin şart oluşu, mesleğimin gereği ve benim hayat manifestom…

Bu meslek çocuklun hayalin miydi? Değilse çocukluk hayalin neydi? Gerçekleşti mi?

Ortaokul yıllarında mimar olmayı çok istediğimi açıklamıştım. Her gittiğim yeri çok inceler ve kendime göre nasıl olmasını istediğimi hayal ederdim. Mobilya tasarımları ve farklı mekanlar hep ilgimi çekerdi. Lise yıllarımda otel projeleri yaptığımı hayal eder, arkadaşlarıma anlatırdım. Çok yakın iki arkadaşımla öğle tatillerinde proje hayalleri kurar ve çizerdik. Lise dönemi bana sadece bitmesi gereken bir dönem gibi gelmişti. İTÜ Mimarlık’a giriş hakkı kazanışım ve okuldaki ilk on beş günde profesörlerimizin bizlere mimarlık mesleğini tanıtan “welcome” ve “bilgilendirme” konferansları mesleğe ilk attığım adım oldu. Bu konferanslarda mesleğin bana, benim mesleğe çok uygun olduğumu anladım ve çok büyük heyecan duydum. Her proje dersini heyecanla bekledim. Hayatımda ilk defa okula zevk duyarak gittim. Stajlarımı gün sayısı kadar değil tüm boş vakitlerimi kapsayacak kadar çalışarak devam ettirdim. Okul dışındaki tüm vaktim proje ofisleri ve şantiyede geçti. Okuldaki muhteşem eğitimin yanında, çok kapsamlı bir tecrübe sahibi oldum. Tüm bu yolda istediklerimin bir kısmı gerçekleşti. Önümde uzun yıllar var. Daha da tecrübe ve bilgi sahibi olarak güzel ve değerli eserler üretmek, tasarlamak istiyorum. Hayallerim limitsiz.

Tam olarak yaptığın işi tanımlamanı istiyorum. Ben bir mekanı sıfırdan alırım ya da inşaatını alırım ya da şöyle yaparım böyle yaparım vs gibi…

Hem bina tasarımları hem de iç mekan tasarımları yapıyorum. Binaları tasarlarken binanın yer alacağı arsanın konumu, imar müsaadeleri ve binanın hangi fonksiyonlara hizmet vereceği çok önemli. Manzara ve ışık durumu, bulunduğu alandaki iklim şartları ve arazi şartları ana belirleyici oluyor. Bütün bu verilerin ışığında bina tasarım evresi başlıyor, hayallerle bütünleşiyor ve projeler ortaya çıkıyor. Birçok ekiple projenin oluşumu ve ilerlemesi sırasında koordineli çalışmak gerekiyor. Mimari ekip tüm konstrüksiyon ve konfor zonlarını sağlayan ekipleri yönetip birleştirip tasarım doğrultusunda koordine ediyor. Bina mimarının yükü gerçekten ağır bir sorumluluk.

İç mekan tasarımlarında mekanın mevcut durumu ve istenilen fonksiyonlar ana belirleyici unsur oluyor. Mekan sahibinin fonksiyonel ihtiyaçları ve hayallerini tasarım süzgecinden geçirip kendi çizgim doğrultusunda tüm çizim ve malzeme detayları ile birlikte projelendiriyorum. Tüm mekansal fonksiyonel ihtiyaçlar, malzemeler ve renkleri hayallerle buluşup üretim sürecinin sonunda mekan ortaya çıkıyor.

Projelerinde kendi hayallerini mi gerçekleştirirsin müşterilerinin hayallerini mi?

Projelerin sahip olacağı fonksiyon çok önemli. Özel rezidans ve özel ofis projelerinde mekan sahibinin yaşam tarzı ve fonksiyonel ihtiyaçlarını öğrenip, isteklerini dinleyip bu kriterler ile kendi çizgimi birleştirip projelendiriyorum. Otel, restoran gibi tüm kamusal alanlarda işletmelerin kriterleri doğrultusunda daha yaratıcı mekanlar elde ediliyor. Benimle çalışmak isteyen müşteri grubu çok fazla müdahaleci değil ama ne istediğini tam bilen bir grup. Kalite faktörü ve farklı mekanlara imza atmış olmam çok öncelikli bir tercih sebebi.

Nasıl bir tarzın var?

Hem klasik hem modern çağdaş mekanlar tasarlayan tek mimari ofis benim sanırım. Detaycı, seçici ve vurucu unsurlar içeren bir çizgim var. Mekanın verileri ve mekan sahibinin istediği çizgi projelendirmede temel unsur. Dikkatli malzeme kombinasyonları ve detaylı geçişler, birçok dönemin bir arada oluşu ve şık-fonksiyonel ana tasarım unsurlarım.

Kendinde en beğendiğin özelliklerin nelerdir?

Mesleki çalışkanlığımı ve sınırımı bilme özelliklerimi severim. Yüce Tanrı’nın hediyesi olan yeteneklerin, teknik bilgi ve çalışkanlıkla bütünleşmesinin bir örneğiyim. Mesleki sevgi ve saygı olmazsa olmazım.

Bu güne dek yaptığın işlerin arasında aşık olduğun hangileriydi ve neden?

Tüm projelerimi çok dikkatle ve aşkla yaptım. Olumsuz şartlarla ve anlaşılamama ile karşılaştığım birkaç proje oldu. Bursa ve İstanbul’da Zeki Zorlu ve aile bireylerine yaptığım projeler, Bakü Jumeirah Hotel’deki Yuukai Restaurant, Bursa Bademli’de yaptığım birçok ev, İstanbul Boğaz hattı ve Yeşilköy’de mesleğimin ilk diliminde yaptığım evler, Antalya Shine Hotel lobisi gibi sevdiğim birçok projem var.

En zorlandığın projeler neler?

Çok fazla müdahale edilen, malzeme kısıtlaması ve bilgisizlikle karşılaştığım durumlar.

Dünyanın hangi ülkelerinde, kimler için neler yaptın?

Güney Fransa’da rezidanslar, Katar’da özel projeler, Bakü’de otel, ofis ve rezidans projeleri, Moskova’da rezidans projeleri, Roma, Paris ve Londra’da özel projeler çizdim.

Türkiye’de kimler için hangi projeri yaptın?

Türkiye’de çok özel ve mesleğime çok değer veren muhteşem ailelerle çalıştım. Nurettin Çarmıklı ailesi, Zeki Zorlu ailesi, Bursa’dan Acar aileleri, Fehmi Tahincioğlu ailesi, Özkök ailesi, Gençoğlu ailesi, Ahmet Eren ailesi, Ete ailesi, Sönmez ailesi, Necati Yılmaz ailesi, Taşdelen ailesi, Ziya-Esra Güvenkaya, Kaşıbeyaz ailesi, Mosik ailesi, Gülfidanlı ailesi, Almaz ailesi, Baykal ailesi, Mete Tetik ailesi, Perez ve Cibili aileleri ve Teknik Yapı ailesi mesleki kariyerimde önemli ailelerdir. Kontratım icabı söyleyemediğim ama kariyerimde büyük yer teşkil eden isimler var. Hepsine çok teşekkür ediyorum.

Yeniden doğsan yine bu işi mi yaparsın yoksa başka bir işi mi?

Mimarlık mesleği eğitimi insana büyük bir genel kültür ve yaşam gustosu kazandırıyor. Tasarım esaslı her işi rahatlıkla yapabilirim. Yeniden doğsam kesinlikle mimarlık ve sanat tarihi eğitimi alırdım. Eğitimimden ve bulunduğum pozisyondan çok mutluyum. Mesleğim sayesinde hayatımdaki en değerli insanları tanıdım ve çok büyük takdir gördüm.

İş anlamında en büyük hayalin nedir?

Dünya metropollerinde farklı bina ve iç mekan tasarımları yapmayı isterim. Sanırım gerçekleşecek.

Çok mu seyahat edersin, ayın kaç günü nerelerde oluyorsun? Tatile vaktin oluyor mu? En çok nereleri tercih ediyorsun tatl için?

Yurt dışı projeler ve malzeme toplantıları nedeni ile genelde haftada üç gün yurt dışında oluyorum. Tatil çok nadiren olabiliyor. Üç veya dört gün denizle bütünleşen şehirler yaz için favorim. Kışın genelde işle dolu geçiyor. Kış tatili hiç yapmadım. Genel tercihim Amerika.

Ekibinden bahset biraz, kaç kişi var, kimler neler yapıyor?

Mimari ve iç mimari olmak üzere iki ekibim var. Biraz kalabalığız. Yirmi kişilik iç mimari kadro, yirmi kişilik mimari kadro ve onların yardımcılarından oluşan bir ekip.

Projeleri A’dan Z’ye ben tasarlıyorum. Mimarlarım bilgisayar ortamına geçiriyorlar. Çok detaylı ve dikkatli bir ekibim var. Malzeme ve müşteri koordinatör mimarlarım, yöneticilerim ve asistanları ile harika bir ekip. Bu ekip Gümüşsuyu ve Cihangir’de. Ben yanımda da her daim olan beş kişilik ekibimle Ritz Private ofisimdeyim.

Nelerden ilham alırsın?

Bu meslek çok araştırıp güncel olmayı gerektirir. Bu işe gönül verenlerin dünü bilip, günü takip edip, yarınları hayal etmesi gerekiyor

Önce hayal edip sonra çiziyorsun bu nasıl oluyor, neler düşünüyorsun o sırada, kafanın içinde neler oluyor?

Bir projeye başlarken önce mekan sahibi ile tanışırım. Kendilerini dinler, ihtiyaçlarını öğrenirim. Mekanı gezerken büyük oranda kafamda tasarım şekillenmiş olur. Detaylı ölçü alımı sonrası kağıt üzerinde düşüncelerim birbirini takiben şekillenir. Malzeme ve renklerle şekillendirdiğim tasarımı bütünleştirir, ekibime aktarırım ve çizimler oluşmaya başlar. Günlük toplantılarla proje ilerler ve hazırlanır.

Bina projelerinde ihtiyaç listesi ve arazi konumuna göre ana formu belirlerim. Fonksiyonel ihtiyaçlara göre belirlenen plandan sonra ana formlar belirlenir. Malzemeler, detaylar, renkler ve projenin detaylandırılıp sunulması.

İşin sebebiyle çevren de çok geniş. Yurt içinde ve yurt dışında bu insanlarla sonra arkadaşlığını da sürdürüyor musun?

Birçok iş yaptığım kişi ile dostluğum ve iş ilişkim devam ediyor. Mesleğim bana çok özel dostluklar ve güzel bir hayat hediye etti.

Yazar Hakkında /

Ankara doğumlu olan Sinem Yıldırım; ilk, orta ve lise eğitimini İzmir'de tamamlamıştır. İstanbul Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Çeşitli dizi ve yapımlarda yer almıştır. İki kız çocuğu annesidir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: