Başa Dön

Ahu Türkpençe

blank

Ahu Türkpençe

Okuma süresi 6 dakika

Bir masalla tanıdık sizi ve en son Kaybedenler Kulübü ’n de izledik. Nasıl başladı serüveniniz, neler yaşadınız ve bugün bu işin neresindesiniz?

Ohooo çok geniş, anlatması uzun süren bir soru sormuşsun. İşin kötüsü ben kendini uzun uzun anlatmayı sevmeyenlerdenim. Kısaca Müjdat Gezen Sanat Merkezi Tiyatro Bölümü’nden mezunum ve o okulda geçirdiğim dört senem hayatımın en güzel seneleriydi diyebilirim. Tiyatro hocalarıma beni böyle güzel bir meslekle tanıştırdıkları ve bana bu yolda ilerlerken kullanmam için çok değerli şeyler öğrettikleri için minnettarım. Daha okurken de şimdi geldiğim noktada da mesleğini çok seven biriyim.

 

Oyunculuğun insanı besleyen, vazgeçilmez kılan unsurları neler? Ahu Türkpençe ve oyunculuğu eşleştiren özelliklerden bahsetmenizi istesek neler söylemek istersiniz?

Mesleğimin en sevdiğim tarafı her an herkes olabilme lüksün olması… Bu inanılmaz ama aynı zamanda da müthiş hissettiren bir duygu. Sürekli insanı ve kendini araştırmak bir yandan çok eğlenceliyken diğer taraftan da insanları çabuk çözen biri oluyorsun bu da sanırım işin defolarından biri.  Ben en çok sahnede seyirciyle bir duyguyu, bir düşünceyi paylaştığım ve seyircinin bunu anlayıp hissettiği büyülü anları seviyorum. O anlar öyledir ki,  sahnede çıt çıkmaz ve seyirci nefes bile almaz… Oyuncu ile seyirci arasında görünmez büyülü bir bağ oluşur, hissettiğin her şeyi hissederler… Çok çok büyülüdür o an. Galiba ben en çok o anlar için yapıyorum bu işi.

 

Genç yaştan beri bu işin içindesiniz. Kendinize örnek aldığınız kişi ya da kişiler var mı?

Hayır yok. Bu işte kendi yerimi edinmek ve kendi çizgimi oluşturmak istiyorum. Ama tüm usta oyuncuların söylediği, bence de en önemli olan şeyi tabii ki kendime ilke edindim.  Sahnede hep peşinde olduğum şey “samimi ve gerçek olmak”.

 

Dizilerde de sinemada da rol aldınız. Hangisi daha yorucu, hangisi daha çok keyif veriyor?  Size göre ikisinin de artı ve eksileri neler?

Elbette ki temelde her ikisi de emek verilmiş ve üzerine çok düşünülmüş işler, ama kabul edelim ki diziler ilk bir iki bölümden sonra otomatiğe bağlıyor ve önceliği elde ettiği reytingi kaybetmemek oluyor. Hal böyle olunca da, yeni bölümlerin senaryosu reytinge göre şekillenmeye başlıyor.

Oysa sinema risk almak demek.  Garantici bir yaklaşım asla söz konusu değil. Yazarın ve yönetmenin ortak bir derdi, anlatmak istedikleri bir duygu, bir düşünce var ve film üzerinden seyirciyle bunu paylaşmaya çalışıyorlar. Üstelik derdini anlatmak için sadece doksan dakikası, hadi bilemedin yüz yirmi dakikası var. İşte bu yüzden her sahne özenle seçilmiş, günlerce düşünülmüş ve içi dolu oluyor. Tabi bu tür sahneleri oynamak da benim için daha keyifli oluyor.

 

Bir ara ekranlardan uzak kaldınız. Bu süreçte neler yaptınız. Bir olgunlaşma dönemiydi diyebilir miyiz?

Evet, geçen sezon özellikle dizi yapmak istemedim; hem oyun için hem de sinema filmi için daha sağlıklı oldu. Şu an Duru Tiyatro’da Emre Kınay ile beraber   “Sondan Sonra” adlı oyunu oynuyoruz. Dizi yapmayınca oyunun provalarına daha çok zaman ayırabildim ve oyunumuzu tam da istediğimiz gibi çıkarma imkanımız oldu. Hatta bu durum bana Afife Jale “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü, Emre’ye de Lions “En İyi Erkek Oyuncu” ödülünü getirdi. Beğenilmek ve ödüllendirilmek muhteşem bir şey.  Şimdi devamını getirmek gerek. Bu ödülle doğru yolda ilerlediğimi ve vazgeçmemem gerektiğini hissediyorum. Tiyatroyu çok seviyorum ve her oyuncu gibi hiçbir beklentim olmadan, sadece sevdiğim için yapıyorum bu işi. Alkışlanmak ve bu işe yıllarını vermiş usta oyuncular tarafından destek görmek ise insana harika hissettiriyor.

 

Sondan Sonra’yı çıkarttıktan hemen sonra da Kaybedenler Kulübü’nü çektik, yine zaman problemi olmayan en rahat oyuncu bendim ekipte. Böyle bir ara vermek, istediğim işlere zaman ayırmak ve içime sindiği gibi yapmak açısından yararlı oldu. Önümüzdeki sezon artık oyun oturduğu ve günleri de belli olduğu için daha rahat olacağım, dizi yapma imkanım olacak.

 

Çok enerjik, sıcakkanlı, cıvıl cıvıl bir yapıya sahipsiniz. Hayata karşı pozitif duruşunuzu nasıl sağlıyorsunuz?

Çünkü mutluyum, çünkü sevdiğim işi yapıyorum ve bu bana ayrı bir enerji veriyor.  Ben çok şanslıyım ki başından beri seçtiğim işin eğitimini aldım ve o mesleği icra ediyorum. İşini severek yapmanın kişiye ekstra bir güç ve mutluluk verdiğini düşünüyorum, o yüzden de genç arkadaşlarıma bırakın size dayatılanları, siz ne yapmak istiyorsunuz, hayatınızı ne yaparak geçirmek istiyorsunuz ona bakın diyorum. Seçtiğiniz meslek belki de birçok şeyden vazgeçmenizi gerektirecek,  belki en baştan çalışmanız gerekecek, belki de çok riskli; ben yine de bu riski alın ve deneyin derim. Bence kendinize yapabileceğiniz en büyük haksızlık denememektir.

 

Yorucu geçen bir set çekiminden sonra ne yapmak size keyif verir?

Uyumak. Çünkü zaten sadece uyuyacak vaktimiz kalıyor.

 

Günlük hayatınızda düzenli olarak yaptığınız, vazgeçemediğiniz alışkanlıklarınız var mı?

Dizi setinde olduğunuzda pek de düzenli bir hayatınız olamıyor, ama en düzenli yaptığım şey herhalde her sabah süt içmek.

 

Son filminiz Kaybedenler Kulübü çok beğenildi. İzleyici de sizi özlemişti. Gelecekte hangi projelerde göreceğiz sizi?

Kaybedenler Kulübü, oyuncu kadrosu, set ekibi ve yönetmeniyle benim için çok özel bir yerde duruyor.  Karşınızda tüm ekibe değerli olduklarını hissettiren ve oyuncusunu el üstünde tutup, onu her şeyden sakınan bir yönetmen görünce; siz de projeye gönülden bağlanıp, özeniyorsunuz.

Tolga oyuncusuna güvenip, ona alan açan bir yönetmen ve ben onunla böyle özel bir hikayede çalışma fırsatı yakaladığım için kendimi şanslı hissediyorum. Nasıl her yerde hayatımın en güzel 4 yılını geçirdiğim yer okulum Müjdat Gezen Sanat Merkezi’dir diyorsam, içinde bulunduğum en güzel setlerden biriydi diye Kaybedenler Kulübü’nü de öyle hep anacağım.  Umarım bundan sonraki projelerde de aynı heyecanı ve mutluluğu yaşar ve seyirciye yaşatırım.

 

Biz sizinle birlikte çekim yapmaktan çok mutluluk duyduk, enerjinizle bize keyif veren saatler yaşattınız, çok teşekkür ediyoruz. Siz son olarak MAG okuyucuları için neler söylemek istersiniz?

Ben teşekkür ederim. Oldukça genç, eğlenceli bir o kadar da işinde başarılı bir ekipsiniz. Sizlerle tanıştığım için çok memnunum, ben de çok keyif aldım. MAG okuyucularına da: “hazır yaz geldi; gezin coşun haydi eğlenin” diyorum.

 

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.