Başa Dön

Yetenek ile Şekillenen Sanat Yönetimi

blank

Yetenek ile Şekillenen Sanat Yönetimi

Okuma süresi 10 dakika

Ünlü iş adamı Selim Gazioğlu ile Birnur Gazioğlu’nun kızı yalnızca cemiyet hayatının değil; özellikle kültür-sanat dünyasının yakından tanıdığı bir isim Begüm Gazioğlu…. Bugüne kadar ses getiren pek çok kültür-sanat projesine yönetmen olarak imza atan Begüm Gazioğlu ile şu anda koordinatörlüğünü yaptığı Çağla Cabaoğlu Gallery, Roma, özel hayatı ve sanat ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Sizi tanıyabilir miyiz? Roma’dan İstanbul’a uzanan eğitim hayatınızdan bahseder misiniz?
Saint-Joseph Fransız Lisesi’ni bitirdikten sonra Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldum. Sanayici bir aileden geliyorum. Bir süre aile şirketinde çalıştıktan sonra ilgi alanım olan sanat üzerine master yapmaya karar verdim ve sanatın merkezi olan Roma’da kültür-sanat yönetimi üzerine yüksek lisansımı tamamladım. İstanbul’a döndükten sonra mesleğime genç sanatçılarla çalışarak başladım. Onlara sergiler açıp, menajerliklerini üstlendim. Bunu kurumsal projeler izledi. Birçok kurumsal projeye sanat danışmanlığı yaptım. Son olarak da galeri ayağına geçtim. Son üç buçuk senedir çeşitli galerilere sanat direktörlüğü ve galeri koordinatörlüğü yapıyorum. Şu an sektörde söz sahibi galerilerden biri olan Çağla Cabaoğlu Gallery ile iş birliğim devam ediyor. Ayrıca nispeten daha genç bir galeri olan ama hızlı adımlarla ilerleyen GaleriMiz’in de sanat direktörüyüm.

Roma deyince ilk aklınıza gelen?
Roma deyince ilk aklıma mis gibi kokan İtalyan kahvesi, muhteşem mimarisi ve Bernini heykelleri, lezzetli yemekleri, şehirin çeşitli kiliselerinde bulunan ve her zaman hayranlıkla izlediğim Caravaggio tabloları geliyor.

Roma’nın hayatınızdaki yeri nedir, orayı ve oradaki anılarınızı nasıl anlatırsınız?
Roma, hep güzel hatırladığım, orada yaşadığım dönemde güzel anılar biriktirmiş olduğum bir şehir. Benim için çok özel bir yeri var. Ayrıca kültür-sanatın merkezi. Şehri güzel yapan bir faktör de güleryüzlü insanları. O yüzden her sene mutlaka en az bir kez Roma’nın havasını solumaya giderim.

Sanata olan tutkunuz ne zaman ve nasıl başladı?
Sanata olan ilgim çocukluğumdan bu yana süregeliyor. Küçük yaşlarımdan beri klasik müzik ve baleyle iç içe büyüdüm. Saint-Joseph’te okuyup Fransız kültüründen etkilendiğim de bir gerçek. Okulda bize Fransız edebiyatı ve o dönemin sanat akımları oldukça detaylı bir şekilde okutuldu. Özel ilgi alanım olduğu için bu dönemden başlayarak ben de bu konuyu daha çok araştırmaya ve bilgi biriktirmeye başladım. Elbette ki ben bir sanat tarihçisi değilim ve akademik bir sanat eğitimim yok. Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi ekonomi mezunuyum ve finans konusuna oldukça yatkınımdır. Ben de bu yeteneğimle özel ilgi alanım olan sanatı birleştirmek istedim ve kariyer olarak kendime sanat yönetimini seçtim. Maalesef özel bir yeteneğim olmadığı için sanat eseri yaratamıyorum. Fakat her gün sanat eseri yaratan insanların ve sanat eserlerinin arasındayım. Bu da bende büyük bir tatmin duygusu yaratıyor.
Sanat sizce nedir?
Sanat, hayatın ta kendisidir aslında. İnsan olarak hepimiz duyularımızla, yaşadığımız dünyayı algılamaya çalışıyoruz. Etrafımızda gelişen olaylara karşı da hepimizin duyguları ve düşünceleri oluşuyor. Bazılarımız bu duyguları yaratıcı ifadelerini kullanarak dışa vurabiliyorlar. Genel anlamda bunu başaran yaratıcı kişilere sanatçı, bu dışavurumun ürünlerine de sanat eseri diyebiliriz. Tabii ortaya çıkan işin sanat sayılabilmesi için çok çeşitli kriterler var. Ben genel bir tanım verdim.

İşinizden kısaca bahseder misiniz?
Sanat yönetimi, sanatsal etkinliklerin yaratımı, projelendirilmesi, bu projelerin hayata geçirilmesi için gerekli olan küratöryel, finansal ve organizasyona dayalı konuları ele alan bir meslektir. Ülkemizde de yeni yeni oluşan bir kavram. Aslında bu mesleğin birçok alt bölümü var. Şu an benim yaptığım iş, sanat galerisinin kurumsal ve doğru bir biçimde işleyişini sağlamak. Öncelikle bir galerinin görevi, sanatçının özgün bir biçimde yarattığı eserlerini sanatseverlere ve koleksiyonerlere ulaştırmaktır. Galeri ve sanatçı arasındaki ilişkiler, galeri ve sanat alıcısı arasındaki ilişkiler, yurt içi ve yurt dışı sergi ve fuar organizasyonları, sponsorlu projeler, galerinin ve sanatçıların tanıtım çalışmaları ve finansal konular benim görev tanımım içerisinde. Ayrıca yurt içi ve yurt dışı sanat piyasasını, genç sanatçıları ve yeni koleksiyonerleri de yakından takip etmek de işimin bir parçası.
Yaptığınız işin en keyifli kısmı nedir?
Tüm zorlayıcı yanlarına rağmen çok sevdiğim bir iş yapıyorum. Sanatçılarla vakit geçirmek, yaratım süreçlerine dahil olmak ve dört bir yanın sanat eserleriyle çevrili olduğu bir ortamda bulunmak oldukça mutluluk verici. Ayrıca çoğunlukla koleksiyonerlerimiz ve müşterilerimiz Türkiye’de alanlarında söz sahibi, kariyerlerinde başarıya ulaşmış iş adamları ve iş kadınları. Hepsi bilinçli sanat izleyicileri ve sanat eseri toplayan, sanatı destekleyip takdir eden insanlar. Onlarla aynı ortamda bulunmak, sanat üzerine sohbetler yapmak ve sanata ve sanatçıya olan ilgilerini görmek de oldukça keyif verici.

İşinizde ve özel yaşantınızda katı prensipleriniz var mı? Neler?
Fransız ekolünden geliyorum ve her zaman iyi bir öğrenci oldum. İşteki disiplinimi eğitim hayatımdaki alışkanlıklarıma borçlu olduğumu düşünüyorum. Üzerime düşen görevi söz verilen zamanda ve eksiksiz yerine getirmeye çalışırım. Mükemmeliyetçi bir yapım var. İstanbul trafiğinde bazen imkansız olsa da verdiğim randevulara zamanında yetişmek de benim için önemlidir. İş hayatımda yerine getiremeyeceğim vaadlerde bulunmamaya özen gösteririm. Dürüst konuşurum ve söz verdiklerimi de elimden geldiğince yapmaya çalışırım. Tabii bunlar özel hayatım için de geçerli.

Bir gününüz nasıl geçer, neler yaparsınız?
Genelde galeriler sabah çok erken açılmazlar. O yüzden sabah saatlerimi çoğunlukla spor salonunda geçiriyorum. Daha sonra günlük işlerimizi ve toplantılarımızı yapmak üzere birlikte çalıştığım galerilere gidiyorum. Galeri dışında da atölye ziyaretleri ve toplantılarım oluyor. Ayrıca diğer galerilerde gerçekleşen sanat etkinliklerini ve açılışları da takip etmeye çalışıyorum. Akşam saatlerini de kendime ayırıyorum. Bu zamanlarda ailemle ve arkadaşlarımla zaman geçirmeyi seviyorum.

İstanbul’da gitmekten keyif aldığınız mekan neresi?
Ailece akşam yemeklerine gitmeyi çok seviyoruz. Keyifli sohbet etmek ve lezzetli yemek için vazgeçilmez mekanlarımız Papermoon ve Park Şamdan. Arkadaşlarımla olduğumda ise yeni açılan, popüler mekanları tercih ediyoruz.

Yorgun geçen bir günün ardından size en çok ne dinlendirir?
Kitap okumak ya da film izlemek.

Hayatımın dönüm noktası dediğiniz bir olay var mı?
Sanırım hayatımın dönüm noktası yapacağım “master”ı seçtiğim gündü. Çünkü ekonomi bölümünden mezundum ve benden beklenen, finans üzerine yüksek eğitimimi tamamlamamdı. Eğer bugün seçtiğim yolu seçmeseydim muhtemelen kendime finans sektöründe bir kariyer planlayacaktım. Fakat ne kadar mutlu olacaktım bilemiyorum. Şu an içinde bulunduğum sektörün de tabii ki zorlukları var ama ben her gün işe mutlu giden şanslı insanlardanım. Olmak istediğim yerdeyim ve kendi adıma doğru kararı vermiş olduğumu düşünüyorum.

Moda sizin için ne ifade ediyor?
Tüm yenilikleri takip etmeyi sevdiğim gibi modayı da takip etmekten keyif alıyorum. Ama kendime yakıştığını düşündüğüm belli bir stilim var ve genelde ona göre giyinirim. Moda olanlar arasından kendime uygun bulduğum parçaları seçiyorum diyelim.

Gardırobunuzun vazgeçilmez parçaları nelerdir?
Günlük hayatımda kot, t-shirt, kazak, düz çizmeler ya da babet tercih ediyorum. Katıldığım davetlerde, akşam yemeklerinde ya da galerilerde yaptığım açılışlarda ise genellikle tek parça kokteyl elbiseleri giyiyorum.

Beğendiğiniz Türk ve yabancı tasarımcılar kimler?
Yabancı modacılar arasında; Roland Mouret, Victoria Beckham, Valentino, Monique Lhuillier, Zac Posen ve Stella McCartney en beğendiklerim. Türk tasarımcılarımız ise artık dünya modasında yer edinmeye başladı ki bu beni çok gururlandırıyor. Birçoğunu ilgiyle takip ediyorum.

Formunuzu korumak için neler yaparsınız?
Neredeyse 15 senedir Kuruçeşme’de bulunan Planet Health Club’da düzenli olarak spor yapıyorum. Hatta hayatta en düzenli olarak yaptığım şeylerden biri diyebiliriz. Aşağı yukarı 6-7 senedir personal trainerım Aktan Bilgen ile birlikte çalışıyoruz. Haftada üç veya dört kez ders yapıyoruz. Kendisi alanında oldukça başarılı ama ben de sözünden dışarı çıkmamaya çalışıyorum. Emek vermeden bu iş olmuyor. Son dönemde birlikte crossfit ve kickbox yapıyoruz. Daha önce haftada bir kez de spinning derslerine giriyordum. Yemek konusuna gelince aslında ben maalesef lezzetli yemek yemeyi çok severim. Öyle haşlanmış sebzeler, rejim yemekleri bana göre değil. O yüzden sevdiğim şeyleri az miktarda yemeyi tercih ediyorum. Sporla da yediklerimi dengeliyorum. Spor yaptığım için genelde protein ağırlıklı besleniyorum. Tatlıya pek düşkünlüğüm yoktur. Genelde üç öğün yerim ve abur cubur atıştırmam. Özellikle akşam yemeğinden sonra çok acıkırsam meyve veya yoğurt yemeyi tercih ediyorum.
Yurt içinde ve yurt dışında tercih ettiğiniz seyahat rotaları nerelerdir?
Genellikle ailemle seyahat etmeyi seviyorum. Roma, Paris, Londra, New York ve Los Angeles ailece favorilerimiz arasında. Bu şehirlerde gitmeye alışık olduğumuz restoranlar, galeriler, oteller, mağazalar var. Fırsat buldukça buralara geri dönmek hoşumuza gidiyor. Ayrıca dünyanın görmediğimiz yerlerini görmeyi seviyoruz. Farklı kültürler tanımak, farklı lezzetler tatmak bizim için çok keyifli. Güneşi ve denizi çok özlediğimiz için kışın genellikle güneşli, egzotik yerlere gitmeyi tercih ediyoruz. Ama vazgeçilmezimiz cruise seyahatlerimiz. Gemiye binip her gün başka bir şehirde veya adada uyanmak muhteşem bir duygu.

Başucu kitabınız?
Aslında ben tam bir kitap kurduyum diyebilirim. Kişisel gelişim, edebiyat, felsefe, sanat gibi birçok alandan kitap tercihlerim oluyor. Başucu kitabım ise Kuran-ı Kerim.

İzlemekten hiç bıkmadığınız film?
The Notebook ve Jeux d’Enfants.

En büyük hayaliniz?
En büyük hayalim mesleğimde söz sahibi olmak. Sanat piyasasında sözü geçen, fikirlerine saygı duyulan ve piyasayı yönlendirme gücü olan figürler var. Ben de bu işi çok severek ve emek vererek yapıyorum. Dileğim mesleğimde uzmanlaşmak ve sanat piyasasında sözü geçen biri olmak.

Vazgeçemedikleriniz?
Ailem, dostlarım, değerlerim ve sevgi.

Sanata yönelik gelecek ile ilgili plan ve projeleriniz nelerdir?
Aslında yaptığım işin en keyifli kısmı sanat projeleri yönetmek. Daha önce kurumsal sanat projelerine sanat danışmanlığı yaptım. Galerilerle çalışmaktan büyük zevk alıyorum ama tüm bunlara ek olarak tekrar sanat projeleri yönetmek çok istiyorum. Önümüzdeki dönemde proje bazlı çalışmalarıma devam etmeyi hedefliyorum. En büyük hayalim genç Türk sanatçıların çalışmalarını yurtdışında tanıtan bir projeye imza atmak.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: