© Copyright 2018 Mag Medya
Başa Dön

New York Notları

New York Notları

Okuma süresi 11 dakika

 Fashion Week için gittiğim New York’ta gerçekten inanılmaz güzel zaman geçirdim.

O yüzden burada sadece moda haftasını değil, NY gezi notlarımı paylaşmaya karar verdim. Umarım size de bu keyifli anları hissettirebilirim.

 Daha önce de NY’da bulundum ama önceki seferlerde yaşamadığım kadar mutlu, buraya ait, özgür ve nasıl tarif edeceğimi bilemediğim kadar iyi hissettim. Belki evde kaldığım için ve çok kafama göre takıldığımdan olabilir. Ama yine de enerjisi çok farklı buranın. Hani diyorlar ya; 24 saat yaşayan şehir diye… Doğru! Üstelik sen de yaşadığını hissediyorsun burada… Her an bir yerlerde bir şeyler var…

Aslında ilk planım önce bir arkadaşımla Los Angeles’a gidip, orada Beril Akçay ile beraber çeşitli röportajlar ve çekimler yapıp ardından başka bir arkadaşımla NY’a geçmekti. İkisi de gelemedi. Ben de otelde kalmak yerine önce sevgili yazarımız Elif Sallorenzo’nun Soho’daki muhteşem evinde, iki melekle (birbirinden güzel kızları Clelia ve Laura) sonra da Emine-Hilmi Akil’in enfes teraslı evlerinde kaldım. Çok şükür çok şanslıyım ki; evsahiplerim süperdi. Hem beni süper ağırladılar hem de beraber süper gezdik… Evde kalmanın bir hoşluğu da; sanki burada yaşıyormuş gibi olmaktı… Çok hoşuma gitti, ne diyeyim?!

Elif’in Muhteşem Evi
Elif’in evini anlatmadan olmaz bence… Ev de, konumu da, manzarası da, enerjisi de öyle güzel ki; NY’da olmasam evden çıkmayabilebilirdim… NY’da avukatlık yapan, İtalya’da Capri ve Firenze Magazine’de çalışan Elif ile Calvin Klein, Giorgio Armani gibi dünya çapında firmaların CEO’luğunu yapan eşi Gaetano’nun bence her ikisi de çok zevkli. Zaten bu evleri, bu ay ELLE Décor’a çıkacak. Muhakkak bakın! Floransa ve Venedik’teki evleri de çeşitli dekorasyon dergilerinde yer almış… Elif’e dekorasyonu, kesinlikle iş olarak yapmasını önerdim. Pek çok insan da aynı şeyi söylüyormuş…

Neyse hadi gezmeye başlayalım… (Şunu da belirteyim: Her şeyi yani çok bilindik turistik şeyleri ve Cipriani, Balthazar gibi klasikleri yazmayacağım.)

Heidi Klum’muş
İlk gün akşam, eve yakın olan Omen’deydik. Oldukça uzun zamandan beri çok sevilen ve yemekleri çok lezzetli bir yer. İçeri sarışın, hoş bir kadın girdi. Yaa çok tanıdık geliyor… Heidi Klum, kendileri… Dank etti! E, NY’dayız, tabi. Her yerde birilerini göreceğiz, buna alışmak lazım…

Ertesi gün Soho civarında biraz dolaştık. Alışveriş, keyif… Tüm şehir Fashion’s  Night Out için hazırlıkta… Biz de hangi partilere gitsek kararsızız…

Diamonds Are A Girl’s Best Friend
(Pırlantalar Bir Kızın En İyi Arkadaşıdır)
Sonra en iyi arkadaşımıza gidelim dedik… De Beers’dan başlamaya karar verdik. Almasak da parıl parıl mücevherlerini takıp takıştırdık. Şampanyanın da etkisiyle biraz havaya girdik…

Tam da Max Azria’nın elbisesini giymişken…
BCBG’de Max Azria ile tanıştık. Benim için önemliydi çünkü bu markaya bayılırım. Çok severim, çok da giyerim…

Kaldırımlar bizdeki gibi olmadığı için topuklularımızla çok şükür rahat rahat yürüdük. Pek çok yere girdik çıktık. Her yer ışıl ışıldı. Sokaklar geç saatlere kadar doluydu. Tüm mağazalarda ünlüler, partiler, defileler, hediyeler, muhakkak cazip bir şeyler vardı.

Derek Lam partisi en iyisiydi!
Ama bence en güzeli “Let Me C Your Style” etkinliği ile Mercedes Benz ve Derek Lam’in partisiydi. Üstelik eve de çok yakındı.

Son durak Mondrian’ın barı oldu
Sonra da çok şık, tasarım otel Mondrian’ın barında (ki oldukça popüler) son şampanyamızı içip geceyi sonlandırdık.

Şov Başlasın!
Mercedes Benz’in ana sponsorluğunda ve çoğunluğu Lincoln Center’da gerçekleşen New York Fashion Week’e 98 modacı katıldı. 2012 İlkbahar-Yaz koleksiyonlarının sergilendiği haftayı 100.000’in üzerinde editör, gazeteci, satın almacı ve konuk izledi. Ben de burada paylaşmak üzere bazı şovları seçtim…

Luca Luca
Genel Müdürlüğünü Elif’in de arkadaşı olan Yıldız Blackstone’un yaptığı Luca Luca defilesi bu moda haftasında en beğendiklerimdendi. Tasarımcı Raul Melgoza’nın seçtiği yumuşacık renkler, uçuşan hafif kumaşlara verdiği asil hava, ince düşünülmüş detaylarla yaratılan feminenlik  gerçekten çok hoştu. Ayrıca şovu ünlülerin yanı sıra Pakistan eski başbakanlarından Şevket Aziz de izledi.

BCBG
Benim markam! Gardırobumda en çok bulunan elbise markası… BCBG bu sezon elbise boylarını birazcık uzatmış sanki… Olsun, geometrik desenler, etnik desenler ve oldukça başarılı bir retro… Hiç olmaz diyeceğimiz renklerin bir arada kullanımı, açıkta kalan omuzlar, bir yerlerden geçen kalın çizgilerle Max Azria yine yapmış yapacağını…

Derek Lam
Bu sezon sıklıkla gördüğümüz geometrik desenleri ve kalın çizgileri Derek Lam’de de görüyoruz. Ustalıkla kullanmış. Onları çok sevdim. Ama gevşek örülmüş trikolar beni pek açmadı.

Elie Tahari
Elie Tahari’yi de çok beğenirim ve çok da severek giyerim. Neyse… Altın fiyatları yükselirken Tahari akıllılık etmiş, bol bol altın (görünümlü metalik kumaşlar) kullanmış. Buz grilere, buz mavilere bu altın detaylardan katmış, çok da iyi olmuş. Her zamanki gibi dişi, kaliteli, sofistike görünümü yakalamış…

Betsey Johnson
Çılgın tasarımcı yine alakalı alakasız her şeyi bir arada kullanmış… Dantel, leopar, baskı, rugan, kuru kafa… Büstiyer de var, uçuşan uzun elbise de… Seyretmesi eğlenceli de, giymesi? Bilmiyorum, sanmıyorum… Bu arada belirtmeliyim ki, moda haftasına katılan konukların en renkli, en farklı olanları tahmin edersiniz ki; Betsey Johnson’a gelenlerdi.

Türk Modacılar Göğsümüzü Kabarttı

Raşit Bağzıbağlı’na özel ödül
Genç moda tasarımcılarını desteklemek ve tanıtmak amacıyla düzenlenen Face Of Fashion yarışmasında Raşit Bağzıbağlı, özel ödüle layık görüldü. Hollanda, Japonya gibi pek çok farklı ülkeden genç tasarımcının katıldığı yarışmada Raşit’in kreasyonları ayakta alkışlandı. NY’da tanıma fırsatı bulduğum Raşit’i geçekten çok sevdim. Genç yaşına rağmen çok başarılı ve mütevazi olan Raşit’i kısa zamanda çok önemli yerlerde göreceğimize eminim.

Nedret Taciroğlu, NY’daki yedinci defilesini Waldorf Astoria’da yaptı
Yedinci kez NY’da defile yapan Nedret Taciroğlu, 2012 İlkbahar-Yaz kreasyonlarını sergiledi. Couture Fashion Week kapsamında Waldorf Astoria’da düzenlenen defilede 20 manken 45 parçalık kreasyonu tanıttı. Beyazın özellikle de dantelin siyah detaylarla kontrast kullanıldığı şov, gerçekten çok etkileyiciydi.

Mehmet Köymen “İstanbul”u NY’a Taşıdı
FW’in son günlerinde Mehmet Köymen, gece kulübü Slate’te ‘’Yedi Tepe İstanbul’’ isimli defilesini sergiledi. Defile öncesinde kokteyl ile başlayan gece, after party ile devam etti. Çok yoğun ilgi gören ve hayli kalabalık olan defilenin ardından Mehmet Bey, bu koleksiyonun İstanbul’da ve Ankara’da da çeşitli vakıflar yararına tekrar sergileneceğini söyledi. Yıllardır yardım vakıflarına destekleriyle tanıdığımız Köymen, sosyal sorumluluk konularına duyarlı, son derece değerli bir modacı.

Türk lezzeti özleyenler Dervish’e
Mehmet Köymen’in defilesinin ardından hep beraber Dervish Restaurant’a gittik. Oldukça büyük bir mekan ve Türk yemekleri var. NY’lular da çok seviyorlar. Sevilmeyecek gibi değil. Yemekler müthiş lezzetli, personel çok kibar ve sıcakkanlı… Türk yemeklerini özleyenlerin ilk tercihi…

Her yerde sürekli bir etkinlik var
Şehirde bir sürü de ücretsiz etkinlik oluyor. Mesela bir akşam Andrea Bocelli konseri vardı. Ama hava kapalı olduğu için gitmedik. Bryant Park’ta her Salı ve Perşembe yoga var. Yüzlerce insan hep beraber yoga yapıyorsunuz. Biz de Emine Teyze ile gittik.

Biraz da sanat ve tabi ki Guggenheim
Guggenheim’a ilk gidişimde oldukça şaşırmıştım. “Nasıl yani, sanat derken?” olmuştum… Çok seviyorum Guggenheim’ı… Bu kez Lee Ufan’ın “Marking Infinity” sergisi vardı. Tabi yakın zamanda bitmiş olan Metropolitan’daki Alexander Mc Queen sergisini çok kötü kaçırdığımı söyledi herkes…

Soho’da bir dost: Minyon
Spring 155’teki Atelier Minyon’a uğradım. Sevgili Alp Sağnak (Elif’in bu ay röportajı) oradaydı ve sohbet ettik. Maşallah bütün ünlüler onun mücevherlerini kullanıyorlar. Mağazası da çok özgün, tasarımları da… Benden duymuş olmayın ama dünya çapında çok ünlü bir mağaza ürünlerini almak istiyormuş… Zaten çok önemli mağazalarla çalışıyorlar ama bu gerçekten çok büyük bir isim!

Barda ilginç sergiler
Yeni arkadaşlarım Selin Çayırlı ve Sinem Yazıcı ile Soho’daki Bar 89’da buluştuk. İkisini de çok kıskanıyorum. Selin yakında evlenecek ve orada yaşayacak. Sinem’se fotoğrafçılık eğitimi almak için işini gücünü bırakmış, almış başını gidivermiş NY’a… Ben de bir kurs bulup bir süre kalmak istiyorum. Neyse Bar 89, düzenlenen farklı sergileri, cam kaplı tuvaletleri ve martinisiyle meşhur. Selin de tavuk kanatlarına bayılıyor… Doğrusu ben de çok sevdim burayı, kaliteli insanların geldiği hoş, sempatik, modern bir yer.

İtalyan her şeyi Eataly’de
İtalya’yı ve İtalya’ya dair her şeyi; mutfağını, insanını, modasını, konuşmasını, tatil kasabalarını, şehirlerini vb. gerçekten de İtalyan olan her şeyi çok severim. Sağolsunlar Emine Teyze ve Hilmi Enişte beni onlarda kaldığım ilk gün Eataly’e götürdüler. Bayıldım, bayıldım, bayıldım! Dünyanın en büyük yiyecek ve şarap marketi olan Eataly’de fırınından balık restoranına, cafesinden  dondurma bölümüne, çikolata barından şarap butiğine, şarküterisinden makarna raflarına kadar tam bir İtalyan çılgınlığı yaşanıyor. Her gün burada yesem hiç sıkılmam. Bence burada aradığınız ve bulamayacağınız bir İtalyan ürünü olamaz!

Bergdorf Goodman ve şampanya saati
Bergdorf Goodman’ın üst katındaki restoranı; manzarası, gelen elit ve şık konukları, yemekleri, dekorasyonuyla beni çeken yerlerden… Şimdi buralara gelip, biraz ağır alışveriş yapıp bir şampanya patlatmadan gitmek olmaz. Üstelik böyle mekanlarda uzun sohbetler eşliğindeki yemekler pek keyifli olur. Biz de Emine Teyze’yle aynen böyle takıldık işte…

Kilisede yemek
Nedret Taciroğlu’nun Waldorf Astoria’daki defilesinin ardından Selçuk Acar, Raşit Bağzıbağlı, ben yakın bir yerde atıştıralım istiyoruz ve hemen otelin yanındaki kilisenin önündeki restorana oturup, acayip leziz İtalyan yemeklerini götürüveriyoruz…

Le Bain biraz marjinalmiş
Raşit Bağzıbağlı’nın yarışmasının ardından kutlamak için değişik bir şeyler yapalım istedik. Meatpacking’de Standard Otel’in tepesinde yer alan Le Bain’e gittik. Biraz Marjinalmiş… Gelenlerin hepsinin saçı, makyajı, kıyafeti oldukça değişikti. Ben Japon turistler gibi sürekli fotoğraf çektim. İki katlı mekanın üst katındaki teras biraz daha normaldi. Alt katta büyükçe bir jakuzi vardı ve sıcaktan bunalanlar giriveriyordu… Jakuzinin tepesinde de yine ilginç giyimli bir tip, salıncakta sallanıyordu… En son İbiza’da böyle bir kulübe gitmiştim, o da kimbilir kaç yıl oldu? Kesinlikle görmeye değer ve bence müzikleri süper!

Bu teraslar çok güzel!
Bir akşam da Elif’le beraber James Otel’in terasına gittik. Restoranı da çok hoş. Biz barında bir şeyler alalım istedik. Malum her gece geçe kalmak olmuyor….
Gelenler, ortam bayağı iyiydi bence…

En büyük Asyalı
New York’un en popüler ve büyük Asya restoranlarından olan Tao; Madonna, Nicole Kidman gibi ünlülerin de sıklıkla görüldüğü mekanlardanmış. İster şık ister rahat kıyafetlerle gidebileceğiniz bir yer. Ben tabi ki şık tercih ederim. İki katlı mekan oldukça geniş ve ferah… Müzikleri çok iyi. Üstelik saksafoncu bir bey de hiç yorulmadan saatlerce masa masa gezip çalıyor.

Dans dans dans
Tao çıkışı karşısındaki Lavo’ya uğramamak ayıp olur. Zaten sahipleri de aynı… Restoranı ve barı olan mekan, geç saatlerde kulübe dönüşüyor. Eğlenceli ve kurtlarınızı dökeceğiniz bir mekan…

I love NY!
Benim için bu gezinin en değerli kısmı; çok güzel arkadaşlar hatta dostlar edinmemdi. Çoğunu yeni tanımama rağmen sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi oldu. Evsahiplerim Elif Sallorenzo’ya, Emine-Hilmi Akil’e tekrar teşekkür etmek istiyorum. Tüm NY’daki dostlarıma sesleniyorum: Sizlerle olmak çok güzeldi. En yakın zamanda tekrar bir araya gelmeyi istiyorum. Kurslar ve iş konusuyla ilgili araştırma ve görüşmelerim sürüyor. I love NY!

 

 

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

%d blogcu bunu beğendi: