Başa Dön

Montenegro, James Bond ve Casino Royal

blank

Montenegro, James Bond ve Casino Royal

Okuma süresi 4 dakika

Geçen ayki yeni gittiğim yerlerden Azerbaycan yazımın ardından bu ay da ilk kez gördüğüm bir yerle Montenegro ile sizlerle buluşuyorum. Bilirsiniz ki çoğumuz gördüğümüz sayısız ülke ve şehrin ardından bazen en çok sevdiğimiz yerlere gidip alıştığımız şeyleri yapmaya meyledebiliriz zaman süreçlerinde. Hadi yine Paris’e gidip o en sevdiğimiz restoranda yemek yiyelim, çok özledik gibi… Ben hem bunu severim ve hem de içimdeki o sonsuz özgür ruhumun yeni toprakları feth etmesine bayılıyorum. Bu nedenle bazen sevdiğim bildiğim yerlere rotamı çevirirken; bazen de hiç bilmediğim yeni yerlere süzülüp oraların altını üstüne getirmeyi ve oraları da bana ait sevdiğim yerler listeme eklemeyi severim. İşte Budva bu yerlerden biri. 

Montenegro, Karadağ Balkanlarda çok güzel bir ülke. Doğusunda Arnavutluk ve Kosova, batısında Hırvatistan Bosna Hersek,  kuzeyinde Sırbistan, güneyinde Adriyatik Denizi var. Budva şehrinin bulunduğu çevre Karadağ’ın en yoğun ve revaçta olan merkezlerinden biri. 2500 yıllık bir geçmişe sahip Budva şehri Adriyatik kıyısında bulunan ve bana alana indiğim saniyeden itibaren Avatar filmindeki Pandora gezegenini hatırlatan bir yer. Zira tıpkı o filmdeki gibi yeşilin bin bir tonu ve her bir tonun da bin bir nüansına sahip. Yol boyu hayranlıkla bu ormanlara dalan gözlerimin yanı sıra burnum da tertemiz havayı ciğerlerime çekmekle meşguldü. Kaldığım otel adı efsanevi James Bond serisinin Casino Royal filminde kullanılmış olan Otel Splendid. Zaten yine bu filmde kullanılan Casino Royal bu otelin en tepesinde bulunan muhteşem deniz manzaralı casinosunun adı. Yani James Bond filminde hem bu otelin adı hem de casinosunun adı kullanılmış. Splendid Oteli’nin sahipleri çok genç ve çok tatlı bir çift olan Neslihan, Serhan Varan çifti. 

Sveti Stefan, Budva’nın hemen yanı başında, beş km yer alan ve Kraliçe Elizabet, Slyvester Stallone ve Sophia Loren gibi starların tatil için tercih ettiği bir yer. Lonely Planet tarafında dünyadaki en göz alıcı on yerden biri olarak seçilmiş. 15’inci yüzyıldan kalma bir köy olan bu ada daracık sokakları ve kırmızı çatıları ile gerçekten çok şeker. Karaya ince bir yol ile bağlantısı var. 19.’uncu yüzyılda sadece 400 kişinin yaşadığı bir yermiş. 60’lı yıllara kadar sadece bir balıkçı köyü iken Tito rejiminde adada yaşayan köylüler karaya taşındırtılmışlar ve köy dünya elitlerinin geldiği bir tatil merkezi haline dönüştürülmüş. 

Budva’yı görmek için haziran ve ekim ayları arasını tercih etmelisiniz. Türklere vize yok. Türk Hava Yolları ile gitmek mümkün. Halkı çok güler yüzlü ve çok uzun boylu. Servis ve yemekler güzel. Old Town bölgesindeki Stari Grad Hisarı, sokakları arasındaki minik mağazalarda çok şirin alışverişler yapmak mümkün. Şarapçılık gelişmiş. Bana Göcek’i anımsatan son derece huzurlu kıyı şeridinde muazzam lezzette balık ve mezelerin olduğu güzel balıkçılar var. Marinacılık çok şık bir şekilde gelişmiş ve hala da yenileri açılmakta. Çok şık yatların doldurmaya başladığı marinalarında binalar ve butikler çok şık. Budva minicik bir şehir. 1,5 saatte kenti dolaşmanız mümkün. 

Ben ayrıca şehrin dağlarına da çıktım. Dağlar yeşilin bin bir tonundan oluşan sık ağaçlarla kaplı. Bulutlar sizden daha aşağıda kalıyor ve yer yer sis gibi bu bulutların arasına girip çıkıyorsunuz. Yukarı çıktıkça hava serinliyor. Öyle ki çok üşüdüğüm için bir yerden sweatshirt almak zorunda dahi kaldık. Crnojevic Manastırı’nın bahçesinde yürümek ve yaşlı bir demir ustasından demircilik dersi alıp minik nallar yapmaya çalışmak gerçekten unutulmazdı. Çetinje de Osmanlı’dan kalan binaları görmek beni hiç şaşırtmadı.

Budva’da ayrıca Old Town bölgesine kurulan dev çadırda Wiwien Westwood gibi modanın devlerinin defileleri de yapılıyor. Benim katıldığım defile gerçekten tam bir red carpet gecesiydi. Benim son zamanlarda gidip her yönüyle beğendiğim ve en kısa zamanda tekrar gitmeyi arzuladığım Montenegro, tüm ihtişamıyle sizi bekliyor. En kısa sürede bu güzel ülkeyi görmeniz dileğim ile. 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.