Başa Dön

Herkes Nefes Alsın

blank

Herkes Nefes Alsın

Okuma süresi 8 dakika

Türkiye’de nefes ve nefes terapisi denince akla ilk gelen tek isim Nevşah Fidan’la Küçük Bebek Yokuşu’nda açtığı yeni merkezinde buluştuk. İnsanların yaşamını tıpkı “Milattan Önce” ve “Milattan Sonra” kadar kesin çizgilerle değiştiren, kişilerin maddi ve manevi dünyalarında köklü değişimler yaptıran NFS sistemini sizler için anlattı.

 

Uzun boyu, ışıl ışıl bakan gözleri ve odaya girdiğinde sanki ortama güneş doğuyormuş gibi yaydığı sonsuz, kesintisiz, dingin ve koşulsuz sevgisiyle gördüğünüz ilk andan itibaren manyetik alanına gireceğiniz genç bir kadın o. İki kız çocuğu annesi ve her defasında asla evlenmem dediği halde Mehmet Karamehmet’le gerçekleştirdiği üçüncü evliliğini ve kocasıyla olan derin bağını, aile ve iş yaşamının en derin detaylarını ve gelecek projelerini konuştuk. Süren evliliklerin başarı, boşanmaların başarısızlık olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, tüm ilişkiler sonsuza dek sürsün diyenlerin biz hiç ölmeyelim de diyebileceklerini belirtiyor ve “Nefes, insanı kendi ruhuyla ve gerçek olan tek aşkla yani ilahi aşkla buluşturuyor. Bu sayede insanlardaki bu ilişki takıntısı da bitiyor.” diyor. Benim kendi deneyimlerimle de sabit olan ve her insanın yaşamasını ve öğrenmesini arzu ettiğim NFS sistemiyle mümkün olan en kısa zamanda tanışmanızı; bedeni olarak kesintisiz sağlığa ve sonsuz gençliğe, ruhani olarak gerçek aşka, gerçekliğe ve sonsuzluğa açılan bu kapıdan hemen geçmenizi diliyorum.

O, yaşamına girdiği insanların hayatlarını nefesten önce ve nefesten sonra diye ikiye ayırabilecekleri kadar net ve kesin çizgilerle dönüştüren bir isim. Yaptığı işlerle, verdiği seminerler, kitlelerin hayatlarında ruhsal ve fiziksel iyileştirmeler, duruşlarda ve bakış açılarında kalıcı ray değiştirmeler gerçekleştiriyor. Bugüne dek konusunda on binlerce insanla çalışmış uzman kişi. Daha önce yazdığı, Yansımalar, Spiritüella, Canlı Gıdalarla Gelen Sağlık adlı üç kitabından sonra şimdi de Nefes adlı yeni kitabı raflardaki yerini aldı. Şimdi Nevşah’la,  çocuklarını, yeni projelerini,  özel yaşamını ve  hayata dair her şeyi çok samimice konuştuğumuz röportajımı okuyacaksınız. Derin ve tam bir nefes alın ve başlayın okumaya…

İnsanların yaşamı Nevşah’tan ve nefesten önce ve sonra diye ikiye ayrılıyor bence. Bununla ilgili aldığın çarpıcı geri bildirimlerden bahseder misin bize lütfen?
Nevşah, insanlara çok “çarpıcı” geliyor bunun farkındayım. Adeta bir elektrik şoku gibi çarpabiliyorum insanları çünkü inandıkları tüm doğruları sarsabiliyorum. Bu yüz yılda “özgürce kendini yaşayan insan” sayısı o kadar az ki. Herkes onaylanma, beğenilme, genel doğrulara uyma peşinde. Benim gibi doğruyla, yanlışla, onunla, bununla ilgilenmeyen ve canı ne istiyorsa onu yapan bir kişiyle karşılaştıklarında bu bildikleri her şeyi sarsabiliyor. İçten içe “Ben de öyle olmak istiyorum.” düşünceleri başlıyor. Canı istediğinde gülüyor, istediğinde somurtuyor, sıkıldığı zaman “Ben sıkıldım gidiyorum.” deyip çekip gidiyor, yine de herkes onu seviyor ve böyle kabul ediyor. “Ben de artık kendimi onun kadar sevmeli, değer vermeliyim.” diyorlar. Ve tabii tüm yaşamları değişiyor!

Mutlu musun?
“Mutlu muyum?” diye düşünemeyecek kadar yoğun bir şekilde kendimi yaşıyorum. İstediğim her şeye ve çok daha fazlasına sahibim, yapacak çok işim, yazacak kitaplarım, konuşacak konularım, verecek seminerlerim, sevecek ailem, görüşülecek arkadaşlarım var. Oooo çok işim var çok.

Sen aslında bir mimarsın. Bu konulara geçişin nasıl gerçekleşti ve ne kadar zamandır bu işi yapıyorsun?
On yıldır bu işi yapıyorum, on binin üzerinde insanla çalıştım. Neler gördüm neler… Çok ilginç düşünce kalıpları, bakış açıları ve hayat anlayışları var… Her şeyden önemlisi, ruhundan kopmuş çoğu kişinin “gerçek”ten haberleri bile yok. Yoga ile başlayan yolculuğum gayet amatörce meditasyon, enerji çalışmaları, zihin çalışmaları, ruhsal çalışmalar ve nefesle devam etti… Etrafta bu kadar çarpık nefes alışkanlığı, bu kadar çarpık bakış açısı ve kaybolmuş insan varken ve insanları aydınlatacak böyle güçlü bir metodu bulmuşken, mimarlık yapmaya devam edemezdim. Yaşadığımız yüz yılda insanoğlunun “kendine gelmeye”, “uyanmaya” her şeyden çok ihtiyacı var. Çoğu kişi, yaşadığının bile farkında değil. O kadar komik hedefler var ki…

Kadın erkek ilişkilerinde çok iyi başlayan bir ilişki, ileride neden bitebiliyor? Sence nerede hata yapılıyor?
İnsanların “hata” dedikleri şey egolarının onlara acı çektirebilmek için uydurduğu bir yalan. Bir şeyin bitmesi neden hata olsun ki? Bir şeyin başlaması doğru da bitmesi mi hata? Eminim tüm ilişkiler ömür boyu sürsün, doğru olan bu diye düşünenler, biz hiç ölmeyelim diye de düşünüyorlardır! Bitecek şey biter, vakti geldiğinde herkesin yaşamının biteceği gibi… Bunda abartılacak bir şey yok.

İnsanların merak ettiği konulardan biri de, nefes terapisinin aşka ve ikili ilişkilere faydasının olup olmadığı.
Nefes ruh demek, aşk demek, bütünlük demek, aydınlanma demek… Nefesi açık, ruhuyla bağlantılı olan kişi tüm ilişki problemlerinden, takıntılardan, doğrulardan, yanlışlardan, suçluluklardan, daha doğrusu “kitaba göre” yaşama ihtiyacından özgürleşir… Gerçek özgürlük de bu değil mi zaten? İnsanlar, kim ne der, ne düşünür, o beni beğenir mi, bu beni onaylar mı takıntılarından dolayı kendilerini yaşayamıyorlar, doğallıktan ve otantik kişiliklerinden tamamen uzaklaşıyorlar…

Etrafıma bakıyorum, her yer, hepsi birbirine benzeyen, aynı yüz ifadelerine, beden ölçülerine, aynı bakışlara, aynı gülüşlere, aynı düşüncelere ve en kötüsü aynı tepki ve davranışlara sahip milyonlarca “sıkıcı” insanlarla dolu… Sanki hepsi anlaşmış bir kitaba göre yaşayıp o kitapta yazan “doğru insanlar” olmaya çalışıyorlar. Kişisel gelişim ve eğitimlerine bile daha fazla beğenilmek için gelenler var, kendileri için değil… Allah’tan nefes herkesi ruhuyla ve gerçek aşkla buluşturuyor, böylece bu ilişki takıntısından da özgürleşiyorlar…

Sence para nedir? Maddi olarak güçlü bir yapın var. Nefesin gelir ve paraya etkisi var mı?
Para, evrensel enerjinin bir hali bence. Sarılma, öpüşme, başarı, sağlık, fiziksel güzellikler, hepsi gibi evrensel sevgi enerjisinin maddeye dönüşmüş hali. Bir insan, “bol” ise her açıdan boldur; parası da boldur, sevgisi de, başarıları da, yetenekleri de, sağlığı da. Bir insan, “eksik” ise her açıdan eksiktir. Bir insan her açıdan bol ise ve böyle hissediyorsa, işte asıl maddi güç odur.

Nasıl gıdalar tercih ediyorsun, beslenme tarzın nedir?
Yaklaşık 10 yıldır vegan  ve raw (çiğ) besleniyorum. Çünkü; canlı yiyeceklerin cansız olanlara ve işlem görenlere göre çok daha fazla enzim içerdiğini biliyorum. On sene önce 25 yaşındaydım, günde 3 saat spor yapıyor, hareket ediyordum. Şu an kendimi o zamanlara göre çok daha güçlü, zinde, fit ve sağlıklı hissediyorum. Nefesim ve beslenmem sağ olsun, her gün gençleştiğimi hissediyorum.

Aşk nedir? Kaç kere aşık oldun?
Doğruyu mu duymak istiyorsun? Aşık olmadığım, aşık hissetmediğim tek bir an bile bilmiyorum. Aşk, insanın kendi içinde yaşadığı, coştukça coşan, yaşadıkça, nefes aldıkça artan bir duygu, dışarıdaki kimseyle ilgisi yok.

Bebek’ te yeni bir yer açtın ve yeni bir kitabın çıktı. Bunun dışında, gelecekle ilgili projelerin neler?
Urla’da bir “Nefes Evi” kurduk. Dört dönüm arazi içinde, harika bir yer oldu, temiz hava, bol güneş, yeşillik. Nefes seminerlerimi orada yapacağım. Organik bir sebze bahçemiz de var, misafirlerimize her gün organik sebze ve meyvelerden yemekler ikram edeceğimiz sıcacık bir yer.  Nefes ailemi orada ağırlayacağım, bu çok heyecanlı. Biz de orada yaşamayı planlıyoruz. İstanbul’a ara sıra gidip geleceğiz. Biliyorsun, Türkiye çapında merkezlerimiz var; İzmir’de, Ankara’da, Antalya’da, Mersin’de, Adana’da, İzmit’te. Yeni yeni yurtdışında da başladı. Bunları artırmayı tabii ki istiyorum. Cenevre, Sydney, Milano ilk sıradakiler. Sonra, Yalova, Gaziantep, Viyana ve New York var sırada. Tabii bunları yaparken ekibimi de büyütmem lazım. Yüz kişiye yaklaşıyoruz bu sene, on yıl içinde bin kişiye çıkartmayı düşünüyorum. Herkes nefes alsın, herkes nefesini açsın! Tabii, sırada yeni eğitimler, konferanslar, Türkiye’ye getireceğim yeni sistemler ve 7-8 kitap projesi daha var. Diyorum ya çok işim var Sinem, çok…

Röportaj: Sinem Yıldırım

[nggallery id=1204]

 

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: