Başa Dön

Dedikoducu Kadının Cote D’Azur Günlüğü!

blank

Dedikoducu Kadının Cote D’Azur Günlüğü!

Okuma süresi 4 dakika

Uzun zamandır yazamıyorum… Tamam! Azıcık tembel olduğum zamanlar var.
Mesela yemek yapmadığım, yoğurt almayı bir hafta unuttuğum, evrak işlerini aksattığım, dolaplarımı düzenlemeyi ihmal ettiğim sık sık oluyor. Ama bu sefer durum farklı…

Yaklaşık üç aydır canlı bir oyuncakla haşır neşirim. Çok tatlı olmasına tatlı ama ağlıyor, bağırıyor, acıkıyor, kaka yapıyor, gazı oluyor filan falan… Şimdi bütün zamanımı ona ayırıyorum dersem yalan…
Ama bütün konsantrasyonum o minicik şeyin kontrolü altında.
blank
Bütün Yazı Şehirde Geçirdim
Çünkü ben minicik bebekle tatile gidebilen becerikli annelerden değilim, derken bayram geldi… Ali’yi ananesi, dedesi ve bakıcısına bırakıp Güney Fransa’ya kaçtık… Şu anda otel odamın balkonunda buz gibi bir Roze eşliğinde yazıyorum yazımı… “Küçücük bebeği nasıl bıraktın? Sen ne biçim annesin…” diyenleriniz olabilir, olsun… Her görüşe, fikre, uygulamaya saygım var, yeter ki arkamdan konuşulsun, yüzüme bir şey söylenmesin…

Ben bağlılıklardan hoşlanan ama bağımlılıkları sevmeyen biriyim, aslında düpedüz bencilin tekiyim…
Peki çocuksuz Güney Fransa tatilimiz nasıl geçiyor? Şu ana kadar süper… Ortalıkta bebek görünce biraz içimiz buruluyor ama çabuk atlatıyoruz…
blank
İlk durağımız Nice
Sıradan taşlı bir deniz, İstanbul’u bırakın Bodrum’dakilerin bile eline su dökemeyecek restoranlar, Kıbrıs’ın yanına yaklaşamayacak kapasitede kumarhaneler… Ama her taraf turist! Avrupa’ya her gidişimde aynı şeyi düşünüyorum aslında… Nasıl yapıyoruz bilemiyorum, neden hala çok fakir ülke sayılıyoruz anlamıyorum. Gördüğüm şey çok net… Türkiye şahane bir yer, acayip hızla gelişiyor ama hak ettiğimiz yerde değiliz! Bunun cevabını verecek kişi elbet ben değilim…

Yakın zamanda Nice’e gitmek isteyenlere önerilerim:
La Voglia, Le Husard, La Petite Maison ve Taverne de La Massena’da yemek yiyin,
Massena Meydanı’nda gezinin.
Promenade Des Anglais (İngiliz Yürüyüş Yolu)’de yürüyün.
Lüks alışveriş için Cimiez Mahallesi’nde Chanel, Louis Vuitton ve bilahare markaları bulabilirsiniz.
Orta seviye alışveriş için Nicetoile ve Lafayette uğrayın.
Eğer siz de benim gibi Avrupa’dan market alışverişi yapmayı sevenlerdenseniz her tarafta Monoprixler var…
Ayrıca Nice’e on dakika mesafede Lauren Du Var diye bir kasabada CAP 3000 adındaki alışveriş merkezindeki Gourmet Lafayette yıkılıyor.
blank
Bodrum’da 70 Liraya çorba, Cannes plajlarında 145 Liraya bir şezlong!
Plajda yan yana konumlanmış bir sürü lüks otel, karşılarında konuşlanmış özel plajlar ve Marmaris’e benzeyen sahilde güneşlenen üstsüz ve tangalı güzel kadınlar… Cannes’a çocukken gitmiştim. Plajlarda rezervasyon gibi kurallar olduğunu hiç hatırlamıyorum. Tabii çok seneler geçti. Club 45, Nikki Beach ve onlarca plaj… Hiç birinde yer yoktu. Sonunda Türk usulü davranıp Fas asıllı garsonlardan birine hatırı sayılır bahşiş (aslında rüşvet) vererek tanesi 55 EUR (145 Lira)’dan iki şezlong kiraladık. Dikkatinizi çekerim bu ücrete bir küçük su bile dahil değil.

Cannes’a gidecekseniz:
Her yer lüks alışveriş, bütün markalar sahilde baş döndürüyor.
Buradaki Lafayette’te sakın vakit kaybetmeyin, çok küçük ve sevimsiz.
Alışveriş için Fnac iyi…
Cafe Mocca ve Armani Cafe’de kahve molası verebilirsiniz.
Carlton Otel’in verandasında akşamüstü şampanyası içerek yoldan geçenleri seyredebilirsiniz.
Gaston Gastounette ve Palais De Paris’de yemek yiyebilirsiniz…

O paraya para da ona aşık “MONACO”
İşte şimdi “burada ne var ki bizde olmayan” diyemeyeceğim! Belki coğrafi olarak yok, zaten bence o yönden bizden daha güzel bir ülke dünyada yok! Ama Monako’ya girdiğimiz anda gözlerimiz kamaşıyor… Zenginlik, ihtişam insanın üstüne üstüne geliyor… Dünyada paraya tapan tüm insanlar buraya toplanmış gibi, onlar paraya para da onlara aşık sanki hem de sırılsıklam aşık… Lamborgini, Ferrari, Maserati, Bentley, Rolys Royce, Jaguar’lar ve benim bırakın görmeyi adını hiç duymadığım arabalar Monte Carlo kumarhanesinin önünde sıralanmış… Porche, Mercedes ve Range Rover’lar idare eder konumda, BMW, Audi ve Mini Couper gayet orta sınıf araba kategorisinde… Diğerleri yok zaten!

Önerilerim:
Sokakları dolaşın, havayı koklayın, zenginliği içinize çekin.
Kumarhaneyi gezin!
Cafe De Paris’te kahve için, tatlı yiyin… Gerçek sosyeteyi ve arabaları seyredin.
Hotel Fairmont’un roof’unda şampanya kokteyli için.
İsterseniz Billionaire Club ve Buddha Bar’a uğrayın.

Yazar Hakkında /

2003 yılından bu yana, hedef kitlesi AB ve A+ olarak belirlenmiş bir çok baskı, web, pr, organizasyon işinde başarılı projelere imza atmış olan MAG hayatın her alanında en iyi olmayı hedefleyen, sosyo-ekonomik seviyesi yüksek, özel zevkleri olan ve hobileriyle yaşamını renklendiren, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan, belirli kesimden kabul ettiği müşterilerine yıllardır sağlamış olduğu yüksek başarı grafiği ile doğru planlanmış bir büyüme ile sektöründeki hayatına devam etmektedir.

Yorum Bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: